sayfalar

pagan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pagan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2012 Cuma

ESKİ BİR YENİ DÜZEN'İN HİKAYESİ III. REİCH VE SİYONİZM


Alman düşüncesine uygun olarak
Avrupa'da kurulacak olan Yeni Düzen
ile, Yahudi ulusal hedefleri arasında
ortak çıkarlar oluşturulabilir... Yeni
Almanya ile İbrani alemi arasında bir
işbirliği mümkündür..."
- Siyonist terör örgütü Stern (LEHI)nin
- 1941 yılında Nazi Almanyası'na yaptığı
- askeri ittifak teklifinden

George Bush, Körfez Savaşı'nın hemen ardından "Yeni Dünya Düzeni" ile ilgili sözler etmeye başlayınca, siyasi tarih bilgileri Başkan'dan daha iyi olan bazı yorumcular dudak bükmüşlerdi. Çünkü Bush, 

Hollywood’da Yahudi Cakası


 Yahudiler’in Filistin’e uyguladığı soykırımın çapı, Nazi Almanyası’nın İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudiler’e uyguladığı soykırımın çapını çoktan geçti bile. Yahudiler Nazi soykırımından öyle yararlandılar ki,  İsrail dünyanın gözü önünde periyodik aralıklarla Filistin halkını kırarken dahi, Nazi soykırımını konu edinen filmler Oscar ödülü alıyor, sinema salonları Yahudi dramını işleyen filmlerin afişleriyle bezeniyor. 

Geçmişte gerçekleşen soykırım iddiası hâlâ prim ederken sıcağı sıcağına işlenen İsrail patentli toplu katliamlar, 

Hümanizmin Perde Arkası


Hümanizm" kavramı çoğu insanın aklında olumlu mesajlar çağrıştırır. "İnsan sevgisi", "barış", "kardeşlik" gibi. Ancak felsefi anlamda hümanizmin daha da önemli bir anlamı vardır: Hümanizm, "insanlık" kavramını, insanların yegane amaç ve odak noktası haline getiren bir düşüncedir. Bir başka deyişle, insanı, Yaratıcımız olan Allah'tan yüz çevirmeye, sadece kendi varlığı ve benliği ile ilgilenmeye çağırır. 

Hümanizmin bu anlamı, özellikle de kelimenin Batı dillerindeki kullanımında belirgindir. Hümanizmin İngilizce'deki sözlük anlamı şu şekildedir:

Prensibimiz btün dinlerin çökertilmesi_mason proudom


mason proudom şöyle demiştir


Prensibimiz btün dinlerin çökertilmesi, hareket noktamız ise hiçliktir. İnkar etmek, her zaman inkar etmek; çalışma metodumuzdur. Ve bunlar bizi öyle bir yol kavşağına getirmiştirki, burada: dinin yerinde dinsizlik, politikada anarşi, ekonomide şahsi mülkiyetin olmayaçağı esası mevcuttur
KAYNAK
(Benoit, Farmason 1, 17)

HAARP Türkiyeyi mi vurdu


Deprem Silahı Türkiyeyi Vurdu!

Bugün Kremlin’de Karadeniz Donanmasından ‘flaş’ bir rapor alındı, buna göre Türkiyenin Kuzey Irak’a girmesine karşılık olarak ABD korkulan “Deprem Silahları”ndan biriyle Türkiye’ye saldırdı.

17 Ağustos 1999 Depremi ve Gizlenen Gerçekler


17 Ağustos 1999 Depremi ve Gizlenen Gerçekler

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 76 yıllık tarihinde, İsrail’li Subaylar TSK devir teslim törenlerinin hiç birine katılmamışlarken, neden 17 Ağustos 1999 tarihindeki Donanma Komutanlığı’nın devir teslim törenine katıldılar?

Furkan Dergisi Temmuz 1999 sayısında, yer alan ifadeler aynen şöyledir. “Mesela basına verilmeyen, ancak istihbarat kapsamında edindiğimiz bilgilere göre, Gölcük askeri tesislerinde oldukça garip olaylar meydana gelmektedir. Kapılar kendi kendine açılmakta, mühimmat depoları içinde, siyahi ziyaretçiler görülmekte, arabalar durduk yerde çalışmakta..”

Kader Değişir mi?


Kader Değişir mi?

“Allah, (o yazıdan) dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır. Ana kitap (olan Levh-i Mahfuz) ise O’nun katındadır.” (Ra’d, 39)

Allah’ın (cc) Zatı, ezeli ve ebedi olduğu gibi Zatına ait bir sıfat olan ilim sıfatı da ezeli ve ebedidir. Allah (cc), ilmiyle bizlerin neler yapacağını ezelden bilip Levh-i Mahfuz’a yazmıştır. Bu levha değişikliğe uğramaz.

HAARP SİLAHINA IŞIK TUTAN AYET


HAARP SİLAHINA IŞIK TUTAN AYET

İbrahim süresi

46. Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir).

PKK'lı Bay X'ten şok itiraf


Daha önce söyledikleriyle gündemi sarsan Bay X yine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

PKK yöneticisi Bay X yine çarpıcı açıklamalarda bulundu: "Son saldırılar bize verilen talimatlar doğrultusunda yapıldı. Daha önce anlattığımız gibi asker ve polise ait bilgiler yine bize ulaştırılıyor. Hangi bölgede ne kadar asker var ne kadar kişi ne yapacak, sınır ötesi operasyon bilgisi bize geldi. Benim amacım bu işin bitmesini sağlamak.

23 Şubat 2012 Perşembe

istiklal mahkemeleri ve İskilipli Atıf Hoca


Türkiye sağlıklı bir akla sahip olacaksa hafızasındaki karanlık kısımları aydınlatmak ve geçmişiyle bir şekilde yüzleşmek zorundadır. Özellikle de Takrir-i Sükûn dönemindeki İstiklal Mahkemeleri kararlarının keyfi ve siyasi olarak alındığı o kadar açıktır ki, bir eski bakanla iki milletvekili 15 yıl hapis cezasına itiraz edince idam edilmişlerdi.
Nitekim Şevket Süreyya Aydemir, 

Lozan'ın onayı için hilafetin kaldırılması beklendi


Aksiyon" dergisinin geçen haftaki sayısında tarihçi Hakan Özoğlu ile yapılan bir söyleşide hilafetin kaldırılmasıyla ilgili çarpıcı bir ayrıntı yer alıyor. Özoğlu'nun ABD arşivlerinde rastladığı bu diplomatik yazıda, Türkiye'nin halifeliği kaldıracağı, bir hafta kadar önce Washington'a bildirilmişti.

İşin daha ilginç yanı, ABD'li diplomatın bu bilgiyi bir Fransız meslektaşından almış olmasıdır. Demek oluyor ki, Fransızlar ve ABD'liler daha Türkiye'de yaşayanlar olup bitenlerden habersizken, açıktan veya gizliden haberdarlar gelişmelerden. Bu durumda hilafetten ödleri kopan İngilizlerin bu işe çok önceleri agâh olduklarını tahmin etmek zor olmasa gerek.

che guevara ariel şaron akrabalığı


Oktan Keleş, 15.08.2007 tarihinde açıklamıştı: (http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=15)  Che'nin Ortadoğu'ya neden gidip geldiğini ve İsrail ile olan akrabalık bağlantılarını. O yazısında demişti ki: "Che Guevara. Desek ki bu şahıs, İsrail kasabı Ariel Şaron'un akrabasıdır ve Şaron da Che Guevara'nın dayısının oğlu.

Necronomicon nedir?


Necronomicon nedir? Ne olduğunu hakkında anlatılanlar bile ciltleri
doldurmaya yetiyor.En bilinenleri ise "Ölülerin Çağrı Kitabı" ,"Ölü
İsimlerin Kitabı" ,"Mısır'ın ölüler kitabı" .Yazarı Şamlı bir Araptır ve
adı El Hazret(Abdul Alhazrad) ya da El Azif.Gerçek bir büyü kitabı Necronomicon.
Bazılarına göre hiç var olmadığı , birileri tarafından insanları korkutmak için
uydurulduğu ; bazılarına göre ise var olduğu fakat 

Baal putu


Baal , İbranice בעל / Ba‘al, Akkadca Bēlu (m), Bēl, Ugarit, Finike, Ba‘lu (m), Bal, Samiriye Bāl, Aramca Be‘lu, MÖ 19. yüzyıldan itibaren Mısır hanedanlığı B‘r, Yunanca Βηλος, eski tarihçi Yosefus'a (Joshephus) göre Βααλ, Latince Belus, Hironimus'a (Hieronymus) göre Baal, Arapça Ba‘lu, eski güney Arapça B‘L, Etiopya Bā‘el olarak söylenir.

Baal efendi, sahip, koca, kral (Molek) ve tanrı anlamlarına gelir. Eski Ortadoğu bölgesinin ve Kartacalıların baş tanrısı. 

1 Amerikan Doları'nda Tek Göz



Piramit içindeki göz sembolünü Amerikan doları üzerinde görmekteyiz. Aslında bu sembol Amerikan Birleşik Devletleri Devlet Mührü'nde bulunmaktadır. İlk bakışta, Amerika Birleşik Devletleri'nin kurucularının birçoğunun Mason oldukları için bu sembolün kullanıldığı akla gelmektedir. Ancak, Masonik Yazar S. Brent Morris bunun böyle olmadığını, bu düşüncenin komplo teorisyenleri tarafından Masonlar aleyhine kullanıldığını ifade ediyor. Onlara göre, diyor, ABD Devlet Mühüründeki sembol Masonların dünyayı yönettiklerini veya “Yeni Dünya Düzeni”ni dünyaya dayattıklarını gösteren şeytani bir işarettir.

Elmalılı Tefsirini M. Kemal Yazdırdı" Yalanı.


yazar FAHRI GÜVEN “Küçük Hamdi’nin Tefsirine M. Kemal Paşa’nın dahli” adlı makalesinde Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsirinin nasıl kaleme alındığını yazdı. İşte Fahri Güven’in makalesinden alıntı;
 Küçük Hamdi’nin Tefsirine M. Kemal Paşa’nın dahli

27 Mayıs darbesine iki kadın böyle meydan okumuştu


27 Mayıs darbesine iki kadın böyle meydan okumuştu
Kapının ziline basarken Çiftehavuzlar'daki yüksek ağaçların gölgesine sığınmış mütevazı köşk her zamanki sessizliğini koruyordu.


Birazdan Nilüfer Hanım bütün zarafetiyle gülümseyerek içeriye girdi. Ve o andan itibaren de zaman tünelindeki kâh parlak, kâh hazin yolculuğumuz başladı. Derken annesi Reşide Hanım'ın hayat hikâyesine dalıp gidiyoruz.
'Kim bu bahsettiğiniz hanımlar?' dediğinizi duyar gibi oldum. Haklısınız. Tanıştırmayı unuttum. Nilüfer Gürsoy, Celâl Bayar'ın tek kızı ve hayattaki yegâne evladı. Reşide Bayar ise Çankaya Köşkü'nün Mevhibe İnönü'den sonra en uzun süreli ev sahibesidir (tam 10 yıl).

Abdülhamid, Hahambaşı'na nasıl özür diletmişti?


Herzl, bunun olumlu bir cevap olduğunu zannederek sevinecek ve yandaşlarına telgraf çekerek 'bu iş oldu' mesajı gönderecektir. Ancak bu cevap, aslında "olumsuz bir evet" demekti, zira 3 ay sonra Filistin'e ne şekilde girmiş olursa olsun bütün Yahudilerin sınır dışı edilmesini emreden iradenin altında da Abdülhamid'in imzası olacaktı.


Mavi Marmara katliamı için İsrail'den beklediğimiz özür, askerî krize dönüşürken, Türkiye'nin B ve C planlarını devreye sokacağını açıklaması ortalığı karıştırdı. Bundan böyle donanmamızın Doğu Akdeniz'de seyrüsefer halinde olacağı açıklaması da malum lobilerde "Türkiye'ye neler oluyor?" sorusunun kuyruğunu tutuşturmuş oldu.

CHP'nin Milli Mücadele'den kaçan başbakanı kimdi?


CHP'nin Milli Mücadele'den kaçan başbakanı kimdi?
Bundan 65 yıl önce de, 2 milletvekilinin mazbatası iptal edilmişti. Asıl bomba bundan sonra patlamış ve bir CHP'li başbakanın asker kaçağı olduğu ortaya çıkmıştı. Bu başbakan, özellikle Fenerbahçelilerin yakından tanıdığı bir isimdir.

"Geçmiş, bugüne öylesine benzer ki, bunun yanında suyun suya benzerliği hafif kalır" sözünü İbn Haldun günümüz Türkiye'si için söylemiş olmalı. Nitekim 65 yıl önce, yine bir seçim sonrasında ülke öylesine hararetli bir tartışmanın kucağına yuvarlanmıştı ki, çıkan yangını ancak 1950 seçimleri söndürebilecektir.
Demokrasi tarihimize "lekeli seçim" olarak geçen 1946 seçimleri Tek Parti döneminin çürümüşlüğünü bir ayna gibi yansıtan; ama aynı zamanda çeyrek asırdır ülkeyi keyfince yöneten, hesap sorulamayan elit bir kadronun iktidarı elde tutabilmek uğruna ne tür zorbalıklara başvuracağını gösteren çarpıcı bir örnek olmuştu. Halkın oylarına devlet zoruyla el konulmuş, DP'nin çoğunluğu aldığı yerlerde oylar CHP'ye 'transfer edilmiş' ve gayri meşru bir 4 yıllık iktidar dönemi kıra döke açılmıştı.
İşte 1946'dan masamıza düşen aşina fotoğraflar.

Kapatılan cami avlusunda kesik başlar sergilendi


Bir gün elinize bir gazete aldığınızı ve ilk sayfada şöyle bir haber okuduğunuzu varsayın: "Diyanet İşleri Başkanı, İstanbul'da gereksiz camilerin kapatılacağını açıkladı." Ne düşünürdünüz? Üstelik her biri tarihî birer eser olan bu camilerin kapatılmasının ardından satılması, gerekirse minarelerinin yıktırılarak ocak bucak teşkilatlarına kiralanması ve daha ötesi, yıktırılarak yok edilmesi ve arsasının birilerine peşkeş çekilmesi gündeme gelmiştir.
Yukarıdaki haberin aslını "Akşam" gazetesinin 29 Haziran 1927 tarihli nüshasından okuyalım (dilini sadeleştirdim):