007 James Bond

007 James Bond

Barcelona-Atletico Madrid karşılaşmasını izlemek için iki üç gün kayboldum! Arda ile Messi'nin randevusu beni heyecanlandırıyordu! Camp Nou'da büyük bir futbol şölenine tanıklık edecektim!
Maç günü Barcelona'ya indim. Otele bavulu attıktan sonra doğru stada gittim!

Şarkılar, marşlar, kadınlı erkekli korolar ortalığı inletiyordu!
Gerçekten büyük bir ziyafetti! Futbol, futbolun dışında başka bir şeydi!

Bunu bir kez daha yaşayarak gördüm!
Maçtan sonra kalabalığa karışıp uzun süre yürüdüm! O havayı teneffüs etmek için!

PLACE DE CATALUNYA'daki odama geldiğimde çok yorgundum.
Sabah uyandığımda güzel bir kahve keyfi beni bekliyordu!
Hemen otelin yanındaki CAFE FARGGI'ye indim! Kahvemi alıp sokağın kıyısındaki masama oturduğumda arkamdakilerin TÜRK OLDUĞUNU BİLMİYORDUM!

Bir yudum aldıktan sonra komşu masadaki çiftin seçimlerin atmosferinden çıkamadığını anladım!

Genç ve güzel hanımefendi elindeki telefonla Türkiye'deki her gelişmeyi ve haberi karşısındaki beyefendiye aktarıyordu...

Hanımefendinin "Seçimler iptal edilecekmiş!", "AKP sandıkta hile yaptı!" gibi temeli olmayan her HABERİNE eşi "Tamam işte budur!" diye cevap veriyordu! Dünyanın en güzel şehirlerinde bulunmalarına rağmen SANDIKTAN çıkamadıkları anlaşılıyordu!

Bu bizim gazetenin bulunduğu BEŞİKTAŞ'ta da, Şişli'de de, Alsancak'ta da, Karşıyaka'da da, Bağdat Caddesi'nde de böyleydi! ŞEHİRLİ kesimin bir kısmı AK PARTİ'den bırakın uzak durmayı kesinlikle nefret ediyordu! Zaten Beşiktaş gibi yerlerde CHP oylarının ki adayın ismi bile bilinmeden YÜZDE 75'lere çıkmasının akılla izah edilecek tarafı yoktu!

İşin altında yatan gerçek başkaydı! Ama buna kafa patlatan çok isim yoktu! Yine ezberle gidip ya nefret ediyor ya da nefret edenlerden nefret ettiğimizi söylüyorduk!
Bölünüyorduk!

NEDEN? İşte farkında olmadan, birlikte, yan yana kahve içtiğimiz o çift gibi ülkenin iyi yetişmiş bazı kesimi GİZLİ GERÇEĞİ bilmiyordu! Okudukları YABANCI okullarda da bunlar zaten öğretilmezdi!
Neyi mi?

Gelin filmlerden yola çıkıp cevap verelim!

007 JAMES BOND'tan! Önce James Bond'lar nerede çekildi bir bakalım!

Rusya, Portekiz, Lübnan, Jamaika, Meksika, Amerika, Hollanda, İsviçre, Mısır, Güney Afrika, Haiti, Japonya, Hong-Kong, Yugoslavya, Monaco, Pakistan, Çin ve Bolivya!

Kabaca bu ülkeler başı çekti!

Tabii bir de TÜRKİYE!

James Bond'un herhangi bir ülkeye gitmesi asla ve kat'a tesadüf değildir!

Bir kurgunun bir mesajın adıdır o gidilen ülke! James Bond'u yaratan IAN FLEMING, babaları ve dedeleri gibi İSTİHBARATÇI bir isimdi!

Kraliçe'nin deniz subaylarından biriydi! İstihbarat için oradaydı!

Aile içinde dinleyip not aldıkları hikayelerle DEVLETİN KARARI bir araya gelmiş ve James Bond ortaya çıkmıştı!
Bu sadece bir film değildi!

Bir yere BOND gidiyorsa, orası o ülkenin çocuklarının değildir!
Kontrol onlardadır!

Ya olmuştur ya olacaktır! Ya teslim alınmıştır ya da hedeftedir!
Bize daha da önce geldiler.

Ama son geldiklerinde SKYFALL'du serinin adı!

İstanbul'da ve Adana'da geçti! İŞARET buradaydı! İstanbul'u yani İMPARATORLUĞU kimseye bırakmayız, Akdeniz'e de ADANA'dan sarkarız mesajı veriliyordu!

Zaten film KRALİÇE'nin emperyal mesajlarının verilmesi için beyaz perdedeydi!
İstanbul'da çekilen son filmde ise kimselerin üzerinde durmadığı küçük bir ayrıntı vardı!

İstanbul'daki bir sahnede kahramanın arkasında duran bir HEYKEL vardı! O heykel bizim basının magazin peşinde koşmaktan üstünde duramadığı LORD PALMERSTON'undu!

Bu LORD, Osmanlı'yı, Kavalalı Mehmet Ali Paşa tehlikesinden korumak için İstanbul'a gönderilmişti! Yani Osmanlı'yı, Kavalalı ve arkasındaki güçten koruyan isimdi! Zaten o 'koruma'dan sonra yani ilk JAMES BOND PALMERSTON'dan sonra bizi hiç kendi halimize bırakmadılar!

Hep korudular! Bize kalkan olurlarken bütün PETROL bölgelerinin tapularını da almayı unutmadılar!

Bu koruma hala bütün hızıyla devam ediyor!

Özellikle EĞİTİM SİSTEMİ onların elinde olduğu için maalesef uzun bir süre daha devam edecek! Günlük zaferlerle gideceğiz! Ta ki TÜRK SİSTEMİNİ kuruncaya kadar!

Bu da hemen öyle bir günde olacak iş değil! Bu nedenle her CUMHURBAŞKANI seçimlerinde büyük kriz oldu! Bu Ağustos'ta da olacağı gibi!

Bakın Thomas Babington Macaulay isimli bir sömürge valisi vardı!

Hindistan'dan Kraliçe'ye rapor yazdı:

Burada işler karışık! Bu kadar çok insanı, eldeki sınırlı kadroyla eğitmek zor! Hiç kolay değil!

Eğer siz de uygun görürseniz küçük ama akıllı bir grubu seçip destek olalım! Onları yücelterek, biz onları, onlar da halkı yönetsin!

Böylece küçük bir grup milyonlarca insanla aramızda köprü olsun! Kan ve ten bakımından HİNTLİ, davranış, anlayış ve yargı bakımından İNGİLİZ! Bunu yaptığımız zaman başarılı oluruz!

Babington haklıydı! İngilizler ve seçtikleri insanlar dışında herkesi geri, barbar ve vahşi gören yapıyı oluşturan bu ismin AKLI, Türkiye'de de böyle çalıştı!

İşte yabancı okullarda okuyup dışı Türk, içi İNGİLİZ ve YABANCI olanlar kendi halkını hiç ama hiç beğenmedi! Hep tepeden baktı! İÇİ YABANCI olanların sesleri, toplumda baskın olduğu için çok daha fazla çıktı ve KİTLELERE hükmettiler!

Suç onlarda değil!

Suç yan yana kahve içtiğimiz insanlarda da değil!

Devletimizde! Şehirlerin göbeğinden yüzde 75'lere kadar varan nefret ve kinin çıkmasına ve oluşmasına izin verdi!

Bunu görecek kadar uyanık, karşı hamle yapacak kadar akıllı olmalıydık!

Düne kadar olmadı ama şimdi umut çok!
Ağustos bir geçerse, virajı aldık demektir!

Ondan sonra hep birlikte kahve içeriz!
James Bond da kendine film için yeni bir yer bulmak zorunda kalır!
Hiç de fena olmaz...

Ergün Diler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız