Vardır bir bildikleri

Vardır bir bildikleri

Dünya 20. Yüzyıl'a girmek üzere...
İngiltere'de seçimler yapılıyor.
Liberal Parti seçimi kazanan oluyor.
Londra'da artık patron o partinin lideri Gladstone.

O bir Türk ve Osmanlı düşmanı. "Hindistan yolu bizim için çok önemli.
Türkler Avrupa'dan atılmada ortadoğuya hakim olamayız" diyor.

İngiliz Müstemleke Nazırıyken Lordlar kamarasında kürsüye çıkıyor.
Elindeki Kur'an-ı Kerim'i havaya kaldırıyor. "Eğer bu kitabı Türkler'in elinden alamazsak onları asla yenemeyiz" diyerek haykırıyor.

Aradan yıllar geçiyor.
Gladstone'un İngiltere'si İstanbul'a giriyor.
Osmanlı'yı paramparça ediyor.

Ordularını çekiyorlar ama bu ülkeden hiç çıkmıyorlar.
İnönü zamanında Gladstone kurallarını devreye sokuyorlar.

Bu ülkede Kur'an-ı Kerim okumayı yasaklatıyorlar. Ezanı Türkçeleştiriyorlar.
Buna karşı çıkanı hapse attırıyorlar. (Bunlardan biri de rahmetli babamdır) Tarihçi Ekrem Buğra ile sohbet ettik dün.
İnönü'yü anlattı.

İstanbul'u geziyor, "Çok fazla cami var" diyor. Camileri kapattırıyor.
Her ilde birkaç cami bırakıyor.
Sultanahmet Camii kışla ve askerlik şubesi oluyor.
Gladstone'un PROJESİ bir bir uygulanıyor.
Türkler'i bitirme OPERASYONU o günlerde başlıyor...
Rejimi ellerinde tutmak için ZENGİN AİLELER üretiyorlar.
Bu ülkeyi yıllarca BOĞAZ'dan yönetiyorlar.

Prof. Dr. Mahir Kaynak yıllar önce altını çiziyor. "Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra İngiliz İstihbarat Teşkilatı'nın Türkiye'de aileler kanalı ile örgütlendiğini, bunların iktisadi ilişkilerinin olduğunu düşünüyorum.
İngiltere istihbarat stratejisinin de ailelere dayandığını biliyorum.

Eğer cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hem politikanın içinde hem de iktisadi gücü olan insanları görüyorsanız bunların çıkar ilişkisini aramak lazımdır" diyor.

İngiltere'ye çalışan BARONLARA dikkat çekiyor.
Ve yüzyıl sonra Türkler İNGİLİZ sistemine başkaldırıyor.

Bizi inançlarımızdan koparıp, türbanla birbirimize düşüren sisteme direniyor.
Türkler gözünü içeriye değil dışarıya çeviriyor. Sen misin bunu yapan...
Bu ülkeyi karıştırmak için medyasıyla, istihbaratı ile her yerden İngiliz saldırısı başlıyor.

ZENGİN AİLELER, "Kahrolsun burjuva, yaşasın işçi sınıfı" diyen solcularla Taksim'e çıkıyor.
İngiltere'nin İstanbul Konsolosluğu aynı günlerde Kraliçe'nin doğumgününü kutluyor.

Partiye katılan tüm konsolosluk hanımları "KIRMIZI" giyerek "GEZİ"ye destek veriyor.

Taksim'e çıkan o ZENGİN AİLELERDEN biri de Cem Boyner.
Yıllar önce bir kitap yazıyor. "İnkar edilemeyecek bir gerçek şudur ki:
Yeryüzünün neresinde olursa olsun...

Hangi uygarlık seviyesinde bulunursa bulunsun... Demokrasiyle yönetilen ülkelerde... Ülkeyi yönetenler CAHİLLERDİR" diyor.

Ve gepegenç bir can önceki gün vefat ediyor.
Üzülüyoruz, yasa boğuluyoruz.

Berkin'e içimiz acıyor. Cenaze töreni sabahında ZENGİN AİLE patronu beyefendi tüm mağazalarına mail geçiyor.

Olaylara karşı hazırlıklı olunmasını istiyor. "Evi uzak olan personeli erken gönderin" çağrısı yapıyor.

Su ve ilaç tedarik edilmesi talimatını veriyor.
Kendisi safari avcısıdır ve hayvan vurur.
Vardır bir BİLDİĞİ diyoruz.

İşyerine geliyorum.

Çalışma arkadaşlarımdan birinin babası taksici. Az önce telefonla aramış. "Oğlum bu gün eve erken gel.
Sabah İngiltere konsolosluğundan bir personeli aldım. Konsolosluk tatil edilmiş ve kapatılmış. Bu hayra alamet değil" demiş. "Allah Allah" diyorum.
Vardır herhalde bu İNGİLİZLER'İN bir BİLDİĞİ.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız