Gizli gerçek

Gizli gerçek
Biz nedense bilgi üzerine bina inşa etmeyi pek sevmeyiz! Kimin koyduğunu bilmediğimiz sınırlara çekilir, bazen de çok önemli ve kıymetli detayları bile atlarız!

Özellikle bizim meslekte bu çok sık görülen bir davranıştır!

GÜCÜ elinde bulunduran ülkelerle, finans çevreleriyle, istihbarat örgütleriyle, gruplarla, özel kişilerle pek yakından ilgilenmeyiz! Oysa GERÇEK bu ilişkilerin arasındadır! Gidip almak gerekir! Tabii işiniz sadece gerçeklere ulaşmak ise...




Türkiye, aslında birkaç yıldır alttan alta kaynayan ancak 17 Aralık'ta tavan yapan PARALEL YAPI ile meşgul! Düne kadar yarattığı KORKU İMPARATORLUĞU nedeniyle ismi bile açık açık söylenemeyen Fethullah Gülen şimdi artık seçim meydanlarında, kahvehanelerde, sokaklarda, stadlarda, metrolarda, otobüslerde, okullarda anlayacağınız her yerde konuşulur ve eleştirilir hale geldi?




Bu işler böyledir! Devleti ele geçirmek için düğmeye basarsınız! İşlem tamamlanırsa ne ala! Ama yok, havada kalırsa işte o zaman haliniz perişandır! 17 Aralık operasyonu, 40 yıldır emin adımlarla yürüyen Fethullah Gülen Hareketi'nin resmen duvara toslamasıdır! 40 yıldır yapılan ince, hassas ve gizli planların FİNALDE tutmamasıdır!




Büyük yanılgıdır! Devleti ve milleti hafife almadır! Pensilvanya'nın kendine duyduğu aşırı güvenle yere çakılmasıdır!




Bakın; bundan 5-6 yıl önce GÜLEN HAREKETİNİ dünyaya taşıyan, kefil olan, her kapının açılmasını sağlayan, garanti veren efsanevi CIA AJANI Graham Fuller Washington'daki JAMESTOWN düşünce kuruluşunda konuştu!




Kızına ANKARA ismini verecek kadar bu topraklara hakim olan Fuller daha o zaman ilginç detayların altını çiziyordu! Şimdilerde Vancouver'daki Simon Fraser Üniversitesi'nde İslam Dünyası İlişkileri tarih profesörü olarak görev yapan Fuller, daha o zaman bugüne ışık tutuyordu!




"Cumhuriyet'in ilk elli yılında Türkiye, doğusunda veya güneyinde kimse yokmuş gibi davrandı.




Samimiyetle altını çiziyorum;




Türkiye artık bir Amerikan müttefiki değil. İki ülke arasında iyi bir işbirliği olmadığını söylemiyorum! Ancak çok sık kullanılan "müttefik" sözcüğü ilgisiz..." dedi.




Sonra da şu sözlerle devam etti:




"Türkiye, Suriye ile İran ile radikal İslamcı gruplarla çalışmak istiyor. Açılım yaratmak, İran'ı dünyaya getirmek, dünyanın o bölümüyle müzakerede bulunmak istiyor..."




Bunları söyleyen isim sıradan biri değildi!




YEŞİLKÖY'de otururken kendisiyle çalışacak TÜRKLER'i mülakata alacak kadar ayrıntılara özen gösteren biriydi! Türkçe ve Kürtçe de bilirdi! Daha 1982'de Yakın Doğu ve Güney Asya istihbaratı ona bağlanmıştı! Daha sonra CIA'da iki numaraya kadar yükselmişti! İslam ve Gülen Hareketi'yle ilgili yazdığı kitaplar vardı.




Değişik biriydi gerçekten! Kızı yani ANKARA, BOSTON'da bombaları patlattığı söylenen iki ÇEÇEN gencinin yani Tamerlan ve Cahar Tsarniev'in amcası RUSLAN'la evliydi! Hem de 8 yıl...




İşte FULLER dolaylı yoldan Ankara'nın gidişatından memnun olmadığını İRAN'la yakınlaşmanın sakıncalı ve tehlikeli olduğunu ileri sürüyordu!




Bu tarihten 2 yıl sonra Hakan Fidan MİT'in başına geliyor ve "İRANCI" fişlemesiyle karşılaşıyordu! İsrail ve İngiliz medyası da aynı koroya katılıyor "Türkiye istihbaratını bir İran sempatizanına verdi!" yaygarası yapıyordu!




Bütün bunlar olunca da GÜLEN ortaya çıkıyor ve "Otoriteye baş kaldırılmamalı!" diye faturayı Ankara'ya kesiyordu! Ve o dakikadan sonra da MİT'e, Hakan Fidan'a aralıksız bir saldırı başlıyordu!




YAHUDİLER'in sahibi olduğu dünyaca ünlü Wall Street Journal ve Financial Times gibi gazetelere manşet oluyordu! Ve en yakınındaki isimlerin bile bilmediği YAHUDİ LOBİSİYLE yakınlaşma içine giriyordu!




Aslında çok önceleri olan İLİŞKİ ortaya çıkıyordu! Ama dediğim gibi bunu çok az kişi fark ediyordu! "ILIMLI İSLAM" tezini NEOCONLAR'a kabul ettiren Fuller, Pensilvanya'da Gülen için yepyeni bir sayfa açıyordu!




Ama Gülen, Amerika'ya uçarken Fuller'in Türkiye'de çok yakından tanıdığı bir İŞADAMI gerekli garantiyi hiç düşünmeden veriyordu! Hem parasıyla hem çevresiyle Gülen'in yanında olacağı sözünü çekinmeden gerekli yerlere iletiyordu!




Türkiye'deki bu isim gerekli adımı atınca ya da New York'tan gelen baskı attırılınca, BÜYÜK BARONLAR da gerekeni yapıyor ve Gülen'le Pensilvanya'da görüşüyorlardı!




ILIMLI İSLAM tezi altında bir TÜRK hattı oluşturulacak ve YAHUDİ SERMAYESİNİN istediği olacaktı! Rusya, hem ÇİN hem de TÜRKİ Cumhuriyetlerle sarılacak enerji hatları tamamen bu yapının kontrolüne girecekti!




Bu nedenle de Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan gibi ülkelere İNGİLİZCE öğretmeni adı altında CIA ajanları yollanıyordu! Dışarıya yansıtıldığı gibi okullarda TÜRKÇE falan öğretilmiyordu!




Ama Türkiye'deki gönül verenleri DİRİ TUTMAK için akıllıca bir operasyon yürütülüyordu! Gülen Hareketi'ne verilen KÜRESEL ROLÜ çok kişi görmüyordu!




Amerika içindeki gücü tartışılmaz olan YAHUDİ BARONLAR Türk isminin, İslam kimliğinin üzerinden ASYA'yı parsellemek istiyordu! Tıpkı Afrika'daki gibi! Özellikle Orta Asya'da ihale alan şirketler cemaate ciddi bir PAY vermek zorundaydı!




Bu PARASAL kaynağı da bilen ve söyleyen yoktu!




Aslında Gülen'le ilgili olarak bilmediklerimiz bildiklerimizden çok daha fazlaydı!

Mesela 2008'de BÜYÜK BİR KRİZ yaşandı!




Gülen ile Amerika arasında ipler sonuna kadar gerildi! Gülen'e karşı büyük bir güven kaybı ortaya çıktı! Kriz o kadar büyüktü ki SINIRDIŞI edilmesine ramak kaldı! Ancak devreye çok önemli bir SİYASETÇİ girdi ve BUSH'u ikna etti!




İşte bu tarihten sonra Gülen de, hareket de tamamen değişti!




-Sözler verildi mi?

-Nelere "tamam"denildi?

-İstenen neydi?

-Operasyon aslında o gün mü başladı?

BİLMİYORUZ!




Ama Gülen kendi gazetesine konuşacağına göre öğreneceğiz! Hiç umudum yok ama inşallah öğreneceğiz!




İlkokulu bitirip bitirmediği tartışılan bir gönül adamı, sayıları 1000'i ya da 3000'i geçtiği söylenen okulları ve 25 milyar doları nasıl idare eder?




Harekete gönül verenlerin ve karşısında olanların sorması ve cevap araması gereken soru bu!




Çünkü GİZLİ GERÇEK burada!




Onlarca ülkede alınan izinler, izlenen prosedür, aktarılan para, çıkarılan tayinlere kim nasıl karar verdi?

Hepsini Gülen mi yaptı?

DÜŞÜNÜN!




Umarım verdiğiniz cevap sizi ikna eder!




Bakın; bunca türbülanstan sonra ben olsam GÜLEN'in yerine ilk uçakla atlar gelir ve iddia edilen hiçbir işle ilgim olmadığını ispatlarım!

En doğru yol bu! Kendine güvenen insanın yapacağı da bu!

Ama Fethullah Gülen bunu değil de MEDYA aracılığıyla konuşmayı tercih ediyor!




Ya inandığı için bu yolu tercih ediyor ya da başka seçeneği olmadığı için!

Ben Pensilvanya'da BAŞKA SEÇENEK bırakılmadığını düşünüyorum!

Aylar önce Erdoğan, kendisini vatana davet ettiğinde "yaşarken gelemeyeceğini" ima ediyordu!




Kimse kabul etmese de ben Gülen'in Amerika'ya çekildikten sonra bambaşka bir kulvara girmek zorunda kaldığını görüyorum!

OPERASYONLAR MI?

Onlar kaçınılmaz!




Emir veren o değil ki! Onu Pensilvanya'ya çekenler!

Şimdi son bir kez şans vermişler!

TASFİYE olacağını biliyor!




Bakalım bu kez ne yaşayacağız!

Ya da bu imkanı bulabilecek mi?

Göreceğiz!




NOT: Gülen'in Pensilvanya'yı terk ettikten sonra Kanada ve Avustralya gibi İNGİLİZ topraklarını tercih edeceği söyleniyor?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız