ABD Gizli Servisi CIA`nin Iran Ajax Operasyonu

ABD Gizli Servisi CIA`nin Iran Ajax Operasyonu

Yöntem hep ayni.Operasyon icin gerekli malzemeler:Yerel çeteler, gazeteciler ve din adamlari..

Tarihinde ilk defa ABD gizli servisi, bir hükümeti devirdi.

İran’da “seçimle gelen” Musaddık hükümeti 1953 yılında “darbeyle” yıkıldı. Başbakan Muhammed Musaddık; komünist yanlısı bir fanatik olmakla itham edildi. Gerçek sebep ise ülkesinin petrollerini millileştirmesiydi.

İran’da petrolün bulunuşundan itibaren (1908) onu çıkarıp kullanan, satan İngilizler ve Britanya devletiydi. Önce D’Arcy adında bir yatırımcının kurduğu Anglo-Persian şirketi eliyle beş yıl işletildi. Sonra Britanya hükümeti bu şirketin yüzde ellibirini alarak kamulaştırdı. İşletme hakkı da devlete geçmiş oldu. Yıllarca maliyetinin on ila otuz katı fiyatla satıldı. İngiliz yetkililerince bu durum; “en vahşi rüyalarımızın bile ötesinde, periler ülkesinden gelen bir mükâfat” olarak tasvir ediliyordu.

Muhammed Musaddık’a göre mesele para meselesi değil, “milli egemenlik” meselesiydi. Britanya uzun yıllar boyunca ülkesinin kaynaklarını sömürmüştü. Ama daha önemlisi, ülkesini Şahların işbirliğiyle beraber İngilizler yönetiyordu. Egemenlik hakkının en önemli göstergesi petroldü. Bu sebeple yıllarca “tam bağımsızlık” fikrini savundu. Arkasına aldığı milliyetçi kitleler sayesinde meclise girdi. Bir konuşmasında şöyle diyordu:

“Eğer bir ülkeye başka milletlerin çabaları ile getirilen refah halkın yararına olsaydı, o zaman her millet yabancıları evine davet ederdi. Eğer boyun eğdirme faydalı ise o zaman hiçbir ülke kanlı savaşlar ve ağır kayıplar pahasına özgürlüğünü kazanmaya çalışmazdı.”

Nihayet Musaddık, İran halkının desteğiyle Haziran 1950’de başbakan oldu ve kıyamet koptu!

İlk icraatı -körfezdeki İngiliz savaş gemilerine rağmen- petrol şirketini millileştirmek oldu. Şirketin ülkesinde bulunan bütün tesislerine el koydu. Britanya’nın cevabı ise ambargo oldu. Petrol İran’daydı ama ne onu çıkaracak teknisyeni, ne de satabileceği pazarı vardı. Avrupa gazetelerine verilen ilanlarla teknisyenler aradı. Elindeki petrolü piyasanın altında satarak pazar bulma yolunu denedi. Hindistan ve Türkiye ile mal mübadelesi yapmaya çalıştı. Fakat her seferinde İngiltere’nin muhalefeti çözüme engel oldu.

İlginçtir ki; İran’ın petrolü millileştirmesiyle savaşan İngiltere; kendi demiryollarını, kömürü, elektriği, ulaşımı ve çeliği millileştirmişti.

Musaddık ve İran halkı direniyordu. Refah düzeyini insanlığı sömürerek sağlayan İngilizleri yenmek kolay değildi. İki dünya savaşından yorgun çıkan Britanya İran’la savaşı göze alamadı.

Ama başka bir çözüm yolu daha vardı; Musaddık’a darbe…

Operasyonun ilk etabında, Başbakan Mussaddık’a karşı psikolojik yıpratma uygulanmaya başlandı. Bunun için para ile satın alınmış yerel çeteler, gazeteciler ve din adamları kullanılacaktı. İkinci aşama için, Kermit, Şah’ı ikna etmeliydi. Uzun uğraşlar sonunda, Şah da ikna edildi.Şah’ın görevi basitti. Önüne gelen Mussaddık’ı azlettiğine dair olan fermanı imzalaması yeterliydi. Şah’a fermanı imzalatmak ve Başbakan Mussaddık ile ordu komutanı General Riyahi’yi tutuklamak için biri gerekliydi. O kişi, imparatorluk muhafızı Albay Nasıri idi.

15 Ağustos’ta Nasıri, fermanı imzalatıp General Riyahi’yi tutuklamak için generalin evine gittiğinde Riyahi’yi evinde bulamadı. Bir şeyler ters gidiyordu. Televizyon başında, kendinden emin bir şekilde bekleyen Kermit, spikerin Mussaddık demesiyle birden heyecanlandı. Mussaddık, canlı yayına gelip Şah ve onun ‘yabancı iş birlikçilerinin’ tezgâhladığı darbe girişiminin bastırıldığını ilan etti.

Kermit, şok olmuştu. Fakat vazgeçecek değildi. Şah bile apar topar, ülkeyi terk edip kaçmasına rağmen o kaldı. Mussaddık’ın yerine geçmesi planlanan General Zahidi ile buluşarak yeni bir plan yapmayı düşünüyordu. Ellerinde, Mussaddık’ın azledildiğine dair Şah’ın imzaladığı iki adet ferman vardı. Bu fermanlar, planlanan darbeye legal bir hava veriyordu ve bunları kullanabilirlerdi. Derhal, fermanlar çoğaltıldı ve el altından dağıtılmaya başlandı. Özellikle çetelerin yoğun olduğu güneydeki semtlerde fermanlar dağıtılmaya başlandı. Kermit, kontrol altında tutukları medyayı da kullanarak fermanların, ertesi gün gazetelerin birinci sayfasında yer almalarını da sağladı.

Mussaddık, için son yaklaşıyordu. Kışkırtılan halk, sokaklarda dolaşan ajanlar, para ile satın alınan çeteler ve birtakım şah yanlısı general… Her şey hazırdı. Sokaklar karıştı, olaylar gittikçe büyüdü ve hiçbir karşı müdahalede bulunmayarak köşesine çekilen Mussaddık, 19 Ağustos 1952’de Birleşik Krallık ve ABD desteği ile düzenlenen darbe ile başbakanlıktan uzaklaştırıldı.

Mussaddık vatana ihanetten yargılandı. Üç yıl hapiste kaldı, sonrasında da ev hapsine mahkûm edildi ve 1967 yılında göz hapsindeyken yaşamını yitirdi

CIA, darbe ile olan ilişkisini uzun bir süre kabul etmedi. 2000 yılında eski ABD Dışişleri Bakanlarından Madeleine Albright darbe ile ilişkilerinin olduğunu kabul etti. Ardından 2009 yılında Başkan Obama tarihi bir itiraf da bulundu ve darbeye karıştıklarını kabul etti.

(http://www.cnnturk.com/2009/dunya/06/04/obamadan.tarihi.itiraf.darbeye.karistik/529582.0/index.html) Son olarak da, darbeden tam 60 yıl sonra, yani geçtiğimiz aylarda CIA resmen darbe ile ilişkisi olduğunu kabul etmiştir. (http://www.ntvmsnbc.com/id/25461345)

Şili’den, Türkiye’ye; Endonezya’dan İran’a birçok darbeye bizzat karışan CIA, kim bilir belki 60 yıl sonra bir itirafta daha bulunur.

Not: Yazıyı fazla uzatmamak için kısa kestim. Konuyu daha detaylı incelemek isteyenler, bir zamanların The New York Times gazetesinin İstanbul şefi olan Stephen Kinzer’in ‘’Şah’ın Bütün Adamları’’ adlı eserini okuyabilirler. Kitap Türkiye’de İletişim Yayınevini tarafından basılmıştır.

Mehmet Maruf
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız