30 Mart'ın şifreleri

30 Mart'ın şifreleri

Türkiye, çok partili demokratik rejime 1946 yılında geçti. Bu ilk seçimde aziz halkımız İsmet Paşa'lı CHP'nin tek parti diktatörlüğünden kurtulacaktı. Ama olmadı. "Açık oy-gizli tasnif" garabetinden tutun, çalınan sandıklar, değiştirilen tutanaklar sonucu diktatörlük yine kazandı.
Bu diktatörlük, ancak 1950'de yıkıldı. Merhum Adnan Menderes'li Demokrat Parti, eze eze iktidara geldi.

Ancak halkın zaferine fazla tahammül edemediler. İçdış odaklı koalisyon, TSK içindeki bir cuntayı vurucu güç olarak kullanarak 27 Mayıs darbesini gerçekleştirdi. 1960'dan başlayarak Türkiye'de uygulamaya konulan darbelerin vurucu gücü, hep ORDU idi.
17 Aralık darbesinde ilk kez cemaatin paralel yapısı, emniyetyargı cuntasını kullanıyorlar.

Hedeflerinde Tayyip Erdoğan üzerinden Türkiye'nin geleceğini parselleme yatıyor. Muhalefet partileri, "Büyük Türkiye" için yola çıksalar, üzülmeyeceğiz. Öyle olmadığını aylardır görüyoruz.

Milli karakterli Erdoğan

Yahudi sermayeli İngiliz, Amerikan medyası harekette.
Neo-Con&CIA direktörleri meydanda.

Montaj kasetler siyasal mühendislik araçları olarak kullanımda. Bunlara ümidini bağlayan, Eski Türkiye'ciler karşımızda. 1950'den bu yana, 15 genel seçim, 11 yerel (belediye) seçim yapıldı.

Her seçimin anlam ve önemi birbirine çok benziyordu. Türkiye ilk defa bambaşka özellikleri bulunan bir yerel seçime gidiyor. Bu seçim yerel olmaktan çıktı. Bir genel seçim durumuna girdi. 30 Mart seçimlerinde, yerel liderler değil, sadece iktidarda bulunan AK Parti değil, Türkiye'nin geleceği seçime giriyor.

Türkiye'nin Turgut Özal'dan sonra çıkardığı liderlik, EMPERYALİSTLERE KAFA TUTAN MİLLİ KARAKTERLİ Tayyip Erdoğan sandığa giriyor. Bir yanda, ABDİNGİLTERE-
İSRAİL hattındaki beyinler-Fethullah Gülen-Kemal Kılıçdaroğlu-MHP-Büyük Sermaye, Statükocu STK'ların oluşturduğu Küresel koalisyon, diğer yanda "Büyük Türkiye" hedefine kilitlenmiş Başbakan Erdoğan ve milli güçler.
Hakem, aziz halkımız. Ya, Eski Türkiye kazanacak, ya da Yeni Türkiye...

Mısır-Ukrayna-Türkiye

Başlangıcı Tunus olan Arap Baharı, Mısır'ın ardından Libya'yı ele geçirdikten sonra doğuya doğru genişletildi. Sonra Suriye ve oradan Yemen'e doğru yol alıp, Mısır'a yöneldi. Akdeniz'den kuzeyindeki Türkiye'ye doğru Asya'da stratejik alanları genişletmek için Ukrayna'ya uzandı... 2013'te Türkiye, Mısır ve Ukrayna'da olaylar başlatıldı.

Bu operasyonlar bir tesadüf değildi. Küresel güçlerin, yenidünya düzenine paralel 3 ülkeyi dizayn etme stratejisine göre harekete geçmeleriydi.
MISIR'DA, 3 Temmuz 2013'te Genelkurmay Başkanı General Sisi bir darbeyle idareye el koydu.

TÜRKİYE'DE, Haziran-2013'te Taksim-gezi üzerinden bir darbe teşebbüsünde bulunuldu. 17 Aralık'ta devam edildi.

UKRAYNA'DA, 28 Kasım'da başlatılan gösteriler, 3 ay sonra ilginç şekilde sonlandı. ABD-İngiliz operasyonu, Mısır'da başarılı oldu.
Ukrayna'da Rusya'nın karşı hamlesiyle farklı bir noktaya gelindi. Türkiye'de de 30 Mart için büyük çaba içindeler.

30 Mart'ta aziz halkımız, küresel oyunları bozduğu anda, şaşırtıcı bir durum ortaya çıkacak. Bunu istemeyen Eski Türkiye koalisyonu, Gülen aracılığıyla paralel yapıyı hükümeti yıpratacak şekilde motive etti. Ve 17-25 Aralık darbesiyle düğmeye bastılar.

SONUÇ: 30 Mart akşamı, BÜYÜK TÜRKİYECİLER KAZANACAK. 31 Mart sabahı ise küresel koalisyon dağılacak.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız