Şeytan Üçgeni

Şeytan Üçgeni

Olup biten hiçbir şey tesadüf değil.

Batı ve işbirlikçileri Gezi eylemlerinden beri karanlık bir planı adım adım uyguluyor.

Bakın geçtiğimiz hafta Amerika merkezli Freedom House isimli düşünce kuruluşunun Başkanı David Kramer Türkiye’ye geliyor.

Ana gündemleri TBMM’nin düzenlediği yeni internet yasası...

ABD Büyükelçilik yetkilileri ve candaş gazeteciler de dahil olmak üzere Ankara’da bir dizi görüşmelerde bulunuyor Kramer. Görüşmenin ardından Cumhuriyet’in Ankara temsilcisi Utku Çakırözer’in, “Dünya alarma geçmeli” başlıklı yazısında bahsettiği şu garip ifadeleri kullanıyor: “BaşkanObama tarafından Türk hükümetiuyarılmalı. Ancak en üst seviyedemesajlar gelirse Türk hükümetibunu dikkate alacaktır. Mesela ABDbüyükelçisine yapılan eleştirilerekarşı en üst seviyede tepki verilmesigerekirdi. Büyükelçi burada bizzatBaşkan’ı temsil ediyor.”

Zaten Kramer sözkonusu sipariş raporu hazırladıktan hemen sonra New York Times’in Yayın Kurulu, rapora atıf yaparak ültimatomu aratmayan bir açıklama yayımlıyor. HSYK düzenlemesine de değinilen açıklamada, yeni internet yasasını onaylayan Cumhurbaşkanı Gül’ün, Başbakan Erdoğan’ın ifade hürriyetine yönelik saldırıya iştirak ettiği savunularak şu ifadelere yer veriliyor: “Yeni yasa, sosyal medya ve diğer sitelerin, ihale yolsuzluğu ve kara para aklama skandalları hakkında yayın yapmalarını engellemeye yönelik açık bir girişimdir. Bu Türk demokrasisine yönelik bir darbedir. Türkiye’deki otoriterleşme eğilimi tersine dönmediği takdirde bunun Türkiye ve onu bir müttefiki olarak gören Batı için büyük bir maliyeti olacaktır.”

Bunlar hep bir sistem dahilinde yapılıyor.

Önce Kramer Ankara’ya gelip jurnalci işbirlikçilerle bir rapor hazırlıyor. Sonra New York Times Yayın Kurulu bu rapora atıfla bir açıklama yayınlıyor. Eşzamanlı olarak aralarında ABD eski Ankara Büyükelçileri Abramowitz ve Edelman ile senatör, milletvekilleri ve ulusal güvenlik uzmanlarının da bulunduğu 84 kişi Obama’ya Erdoğan’ı şikayet eden bir mektup yazıyor.

Tabii söz konusu Türkiye olunca Almanlar da boş durmuyor!

Almanya Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) Federal Meclis Grubu Avrupa Politikaları Sözcüsü Michael Stübgen, internet düzenlemesini kabul edilemez bulup, Avrupa Birliği’nin artık harekete geçmesini, AB üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını söyleyecek kadar ileri gidiyor.

AP’nin İngiliz üyelerinden Andrew Duff ise The Times’a verdiği demeçte bir level üste çıkarak, “Şu anda gerçek bir katılım süreci varmış gibi yapmak maskaralıktan başka bir şey değil. Sonbaharda askıya alınmazsa sürpriz olur” diyor.

Gördüğünüz gibi Batı her zamanki Batı, hiç değişmiyor.

Şeytani faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Onlar görevlerini yapıyor da...

Ya içimizdekilere ne demeli...

Cemaat medyasının etekleri zil çalıyor bu olup bitenler karşısında.

İçerdeki ittifakta yer alan Cumhuriyet’in Ankara temsilcisi Utku Çakırözer, “Dünya alarma geçmeli” diye yazıyor.

Peki kime karşı? Küresel emperyalizme karşı dimdik duran İslam aleminin son kalesi niteliğindeki Türkiye’ye karşı.

Bütün bu olup bitenler tesadüf olarak değerlendirilebilir mi?

Şimdi de bir süre MİT yasasını dillerine dolayıp saldırılarını sürdürecekler.

Jurnaller, haksız suçlamalar, raporlar, operasyonel kirli planlar...

Sistematiğe bağladılar.

Bakın aynı Cumhuriyet gazetesinin Almanya temsilcisi Ali Yıldırım hayat arkadaşı Claudia Danschke ile birlikte ülkedeki Müslümanlar aleyhine fişleme raporları hazırlayıp, bunları Alman makamlarına sunuyor.

Claudia ile Ali’nin, Almanya Sosyal Demokrat Partisi Sözcüsü Ozan Ceyhun’un ısmarlamasıyla hazırladıkları, “Allah adına politika – Avrupa için bir problem” adlı raporun ikinci baskısı Alman parlamentosuyla birlikte Anayasayı Koruma Teşkilatı’na da sunuluyor. Raporda, Almanya’daki Müslümanlara yönelik sürek avı isteniyor. Rapor daha ilk cümleden şöyle başlıyor: “Gelişmeler New York ve Washington’a yapılan iğrenç saldırıların, ki bunlar fanatik İslamistler tarafından yapılmıştır, izlerini Almanya’ya kadar sürme çabalarının ne kadar doğru olduğunu göstermiştir.”

Yıllardır ZDK adı altında İslam düşmanlığı yapan mihraklara eski savcıların kurduğu Freudenberg Vakfı, Amedeu Antonıo Vakfı gibi daha üst vakıflar destek sağlıyor. Bu vakıfların üstünde ise, uluslararası Siyonizm’in destek ve himayeleri eksik olmuyor. İslam düşmanlarının hazırladıkları raporlar sayesinde Almanya’da Milli Görüş, Süleymancılar, Nur cemaati, Ülkücüler ve Alperenler tehlikeli aşırı örgütler olarak her sene Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın raporlarında yerlerini alıyor.

Türk karşıtı çalışmaların hazırlanmasında, kimi Alman kuruluşlarıyla birlikte Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın teşvik ve finansmanı da etkili oluyor. Anayasayı Koruma Teşkilatı senelerdir kendi finanse ettiği elemanlarına projeler ürettiriyor; sonra bu sözde “raporlara” dayanarak kararlar veriyor.

Görüyorsunuz değil mi mekanizmayı...

İşte mesele burada gizli...

Bilmem anlatabildim mi?..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız