Halkbank'a operasyon... Finans kapitalizminin balans ayarı


Halkbank'a operasyon... Finans kapitalizminin balans ayarı!..

Halkbank, son yıllarda sergilediği müthiş performans sayesinde 'küresel finans aktörleri' arasında yer almayı başaran bir 'millet bankası'dır.

Bu özelliklerinden dolayı da 'operasyoncuların' hedefindedir.

*

Bir bankamızın küresel finans aktörleri arasında yer alması, milyarlarca mazlumu finans kapitalizminin dişlileri arasında ezim ezim ezen 'güç odakları'nı haliyle rahatsız etmiştir.

Haliyle ve ziyadesiyle.

HALKBANK... FENA HALDE RAHATSIZLIK VERDİ!..

'Halkbank operasyonu'nun arka plânına bakarken, bankanın uluslararası işlemlerinin inceden inceye sorgulandığını gördük.

Kamuoyunun dikkatini 'genel müdür'e çekenlerin üzerinde durdukları ana mevzu, bankanın 'sakıncalı' (!) ilişkileriydi.

Özellikle İran, Kuzey Irak, Hindistan ve Sırbistan ile ilişkiler ayrıntılı olarak ele alınıyordu.

Finans kapitalizminin kaleleri her ülkeyle her türlü münasebeti alabildiğine geliştirirken, Halkbank'ımızın kurduğu bütün ilişkiler 'sakıncalı' ilan ediliyordu.

Evet, Halkbank'ın faaliyetleri Türkiye'nin son 11, 12 yıllık süreçte sağladığı büyüme ve gelişmeyi 'tehdit' olarak görenler için son derece 'sakıncalı'ydı.

Küresel finans otoriteleri Halkbank'ın 'Çok yakın gelecekte dünyanın en güçlü bankalarından biri olacağına' işaret ederken, 'uyarı'da bulunuyorlardı aslında.

Kuzey Irak petrol gelirleri toplayan, üçüncü ülkelerin İran ile olan petrol ticaretine aracılık yapan, altın ihracatında başrolü oynayan Halkbank haddini çoktan aşmıştı.

Halkbank'ın 'kabahatleri' saymakla bitmezdi...

Milyarlarca dolar değerindeki işlemleri Türk Lirası üzerinden yapan bu banka, Türkiye'nin daha az dövize ihtiyaç duymasına, dolayısıyla daha az bağımlı olmasına sebebiyet veriyordu.

Türk Lirası'nın diğer para birimlerine karşı değer kazanmasına yol açıyordu.

Dahası, Rusya ile 2011 yılında gaz fiyatlarında yapılan pazarlıklardan dolayı 34 milyar dolar indirim alan Türkiye, Kuzey Irak ile anlaşmalar doğrultusunda Irak gazını yarı yarıya ucuza mal edecekti.

Bu durum da, Türkiye'nin Rusya ve İran gibi doğalgaz ihraç eden ülkelere karşı pazarlık gücünü arttıracaktı.

Ucuz gaz ve elektrik kullanma imkânına sahip olan Türk sanayisi iyice palazlanacak ve küresel pazardaki rekabet gücünü tırmandıracaktı.

Sadece 10 yıl içerisinde toplam aktifleri %459,3 oranında büyümüş olan Halkbank'ın net kârı da %435,1 oranında artmıştı.

Aynı dönem içerisinde, öz kaynaklar %379,9 oranında büyürken, kredilerdeki artış da %500,5'i bulmuştu.

Geride bırakılan 10 yıl içinde istikrarlı bir şekilde büyüyen Halkbank, Avrupa'nın en önemli bankalarından biri haline gelmişti.

Bu gidişe derhal son verilmeliydi.

Bunun için de bir 'operasyon' başlatılmalıydı.

Halkbank'a 'balans ayarı' çekilmeliydi!..

İşte 17 Aralık'ın Halkbank'a bakan yönü budur.

Ülkemize bakan yönü de 'Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin artık 'çok' olduğu'dur!..

Meselenin aslı da fesli de budur.

*

Neyse ki milletimiz 'oyun'u görmüştür.

Bu 'oyun'u herkes görmüştür.

IKBY Başbakanı Barzani'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede, petrol sevkiyatının tüm baskılara rağmen devam edeceğini vurgulaması, petrol gelirleri konusunda Halkbank'ın tek yetkili kurum olarak kalacağı yönünde garanti vermesi, stratejik ortaklarımızdan Kuzey Irak'ın da 'oyunun' farkında olduğunu göstermektedir.

*

Halkbank, 'Dünyanın en güçlü bankaları' arasına girme yolunda hızla ilerlemektedir.

Bundan dolayı da 'hedefte' olmaya devam edecektir.

Gelişmeler eşyanın tabiatına uygundur!..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız