Gözünüzü açın

Gözünüzü açın!

Türkiye öyle bir türbülanstan geçiyor ki iki ayrı kutup olarak yıllardır yaşayanlar şimdi iyice safları sıklaştırdı!
Sıklaştırdı sıklaştırmasına da ortada AKLIN açıklayamayacağı ittifaklar var!

17 Aralık sonrası görevden alınan polisler, yer değiştiren müdürler, dosyaları elinden alınan savcılar, tapeler, uzaklara yapılan ziyaretler, ayakkabı kutuları,

İranlı çocuk hakkında ortaya atılan iddialar, önceden yapıldığı anlaşılan DARBE planları, hiç bilmediğimiz isimlerin kayıtlarının ortaya çıkması

birbirlerini yolda görse istikametlerini değiştirecek olanların aynı manşetlerle çıkması,

bir aklın SAĞ'dan SOL'a kadar kalın ve görünür bir çizgiyle iki kesimi birbirine bağlaması,

patronların bir güce yenik düşmesi, herkesin bir korkuya teslim olması tartışılırken gözden kaçan ya da kaçırılan çok başka gerçekler var!

Ne yazık ki Türkiye bunları atlıyor!
Bunlara kimse girmiyor!

Gazete haberlerinin ekseninden kurtulmak mümkün olmuyor!
Bu çemberi kırmayınca da gerçekler bir türlü ortaya çıkmıyor!

Özellikle GEZİ olayları ve sonrasında bambaşka aktörler bambaşka kıyafetlerle karşımıza çıktı!

Elinde pankartlarla TAKSİM'e çıkan kolejli çocuklar, üniversiteli gençler, antikapitalist Müslüman gruplar, solcular, sağcılar, patronlar, öğretim üyeleri, sanatçılar, yapımcılar, bankacılar, senaristler, reklamcılar, gazeteciler, spikerler, kameramanlar, rock'çılar, ev hanımları, kitapçılar, kebapçılar yani birçok kesimden insan sadece ve sadece Erdoğan'sız bir Türkiye istiyordu!

Bu fikir onların değildi ama yine de peşinden gidiyorlardı!

Her ne kadar mesele iki ağaç gibi görünse de gerçek başkaydı!

Zaten amacın farklı olduğu oradaki kalabalığın fotoğraflarında çok net görülüyordu!

Ukrayna'ya, Brezilya'ya, Amerika'ya, İngiltere'ye Almanya'ya, Yunanistan'a baktığınızda yani nerede bir olay varsa orada BELLİ BİR GRUP meydanlara inerdi!

Bu bazen SAĞ, bazen de SOL olur!
Ama GEZİ'de herkes oradaydı!

Büyük bir PATRON ile para verdiği reklamcısı yan yanaydı!
Solcu kimliğiyle öne çıkan sanatçı, KAPİTALİST ailenin altın çocuğu ile omuz omuzaydı!

Namaza niyaza karşı olan aşırılar, "Cuma'dan" sonra İhsan Eliaçık'ı alkışlıyordu!

PKK'ya lanet edenler çadırları yan yana kurup sabahlıyordu!
Beyaz Türk olmakla öğünüp ANADOLU'yu küçümseyenler
"ÇAPULCUYUM" diyebilecek kadar hızlı bir sapma gösterip hızlarıyla ŞUMAHER'i kıskandırıyordu!
Anlayacağınız gariplik çoktu!

Ama o günlerde NET OLARAK çok az kişinin görebildiği bambaşka bir ortaklık vardı! Önceden kurulmuştu ama fark eden yoktu! Hem de yıllar öncesinde!

Bizler önümüze çıkanların hikayelerini bilmeyiz! Ya ret ederiz ya da peşinden gideriz!
Huyumuzdur bu!
Ya el üstünde tutarız ya yere çalarız!

Gezi olayları, Erdoğan karşıtlarını bir çatı altında toplama operasyonuydu!

Orada birbirlerine benzemeyenler bir araya geldi. Sırıtmadı ve tepki almadı!

Olabileceğini gördüler!
Sonra bunlar TAPELERLE ortaya saçıldı!
Buraya kadar tamam!

Peki; dünyada başka bir örneği olmadığı halde yani solu, sağı, muhafazakarları, patronları, baronları, ülkücüleri, Kemalistleri, cumhuriyetçileri, hangi güç birbirine bağlıyordu!

Okullarında kötülüğün mimarı olarak gösterilen PATRONLAR nasıl oluyordu da o akımın tepesiyle dost sohbeti yapabiliyordu!

İşbirliği sınır tanımıyor, muhafazakar dünyanın çok hazetmediği isimlerin Afrika'dan GÖNLÜ alınıyordu!

Dünyayı değiştirmek için yollara düşen binlerce gönlü temiz insan yüce bir duygu ile hareket ederken birileri "Müslüman kimliğinden nefret edenlere!" hizmet için çırpınıyordu!

İçlerinde çok ama çok temiz insanların olduğunu biliyorum... Tartışmasız hem de...

Pırıl pırıl insanlar Türkçe uğruna, din uğruna, Türk Bayrağı uğruna evinden, anasından babasından, eşinden, yuvasından uzaklara gidip bir ideal uğruna savaşıyor!
Zor şartlarda zor işler yapılıyor!

Bunları bilmeyen ve gurur duymayan yok! Bütün bunlar ortadayken Cüppeli Ahmet Hoca, Aziz Yıldırım ve Deniz Baykal'ın KASET olayları ile ilgili olarak "Yapan biz değiliz!" anlamına gelecek mesajlar neden iletiliyordu!

Bu kadar ulvi işlerle uğraşanlar, temelinde polis ve yargı olan faaliyetlere nasıl müdahale edebiliyordu!

Bu gücü nasıl buluyorlardı? "Binde birini bile tanımıyorum!" denirken nasıl oluyordu da "Onu bir kadına gidecekken ben buradan uyardım!" diyebiliyordu!

Bu AĞ neydi!

Herkesin attığı adımı bilecek kadar kulakları delik olan kimdi?
Bu yapıya karşı son derece cömert olan (Ki bence adaletsizlik yapmıştır!) Erdoğan ne oldu da kanlı bıçaklı düşman oldu? Her istediklerini alanlar nasıl bir anda BAŞBAKAN'ı karşısına aldı? Kime ve neye güvendi?

Hesap neydi?

Asıl amaç gözden mi kaçırılıyordu? 10 yıl boyunca dirsek temasında oldukları Erdoğan hangi gerçeği gördü de yollar ayrıldı?

SORU ÇOK!

Ama yapılması gereken, YOLLARIN neden ayrıldığına kafa yormak!

Bunu da her iki kesimin birden yapması şart! Hatta herkesin! Çünkü şu an önümüzde çözüm bekleyen memleket meselesi...
Yazılanlara, çizilenlere, tapelere bakınca fotoğrafı görmekte zorlanmıyorum!

Gerçek satırların arasına gizlense de bulup yüzleşiyorum!
Bilerek ya da bilmeyerek ülkenin bayrağını kıta kıta, ülke ülke, bölge bölge, şehir şehir taşıyanlar, yani BÜYÜK TÜRKİYE idealiyle bu milleti tanıştıranlar her nedense şimdi KÜÇÜK TÜRKİYE derdine düştü!
Kürtlerle, bölge ile kucaklaşan bir ANKARA fotoğrafından nefret ediyorlar!

Doğrusunu anlatmadan, anlatamadan "Büyük yanlış!" diyorlar!
Her bir haberi yalanlayanlar nedense BÜYÜK TÜRKİYE idealinin neden tehlikeli olduğunu pas geçiyorlar!

Bunları yapmadıkları gibi Türkiye'nin el freni olan dünya YAHUDİ SERMAYESİNİN temsilcileriyle içeride ve dışarıda bir araya gelmekten de çekinmiyorlar! Daha da ilginç olan şu ki bu kadar önemli işlere imza atanlar farkında olmasalar da YAHUDİ BARONLARIN kurmayı düşündükleri KÜRT DEVLETİ için çalışıyorlar!

Bölgeyi kana bulayacak olan ve yaşaması asla mümkün olmayan bir DEVLETİN kurulmasına BİLMEDEN destek veriyorlar!

Çünkü Ankara Kürt kardeşleriyle buluşup BÜYÜK olma derdindeyken, İstanbul sermayesinin daha doğrusu İngilizler'in kontrol ettiği BASINLA aynı çizgide buluşuluyor!

Belki çok kişi günlük koşuşturma içinde gerçeklerle yüzleşemiyor!
Ama bizim bunları sorup cevap aramamız şart!

Bu ülkenin değerli evlatları nasıl oldu da birbirine düştü!
Bunu kim istedi!
Hedef neydi?

Bir daha düşünmek gerekmiyor mu?

Devleti için, milleti için dünyanın altını üstüne getirenler neden şimdi YABANCI gibi davranıyor!

Biliyorum kızıyor ve kırılıyorlar ama PARALEL YAPI içlerinde olamaz mı?
Cevap vermeden önce bir düşünsünler! Çünkü olan biteni matematikle izah etmek mümkün değil!

Birbirine benzemeyen bu kadar aktörü kim bir araya getirdi?
Dünyada bir benzeri yokken üstelik!

Erdoğan ne yaptı da karşısında böyle bir BLOK gördü!
Ankara kimin ayağına bastı!
Ya da içeride düğmeye kim bastı?

Cevaplar bende ama biraz kafa yorun!

Yok yok; bazılarının en sevdiği güneydeki ülkeye falan gitmiyorum!
Buradayım!

Ergün Diler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız