Boğaz'da operasyon

Boğaz'da operasyon!

Kasetler, montajlar, tapeler, gizli çekilen fotoğraflar, akla hayale gelmeyecek paralar, kripto elemanların takipleri, bankalardaki hareketlerin raporları, Erdoğan'ın çevresinin izlenmesi, CHP'nin grup toplantılarını deşifrelere ayırması,

MHP'nin kapatma davasını dillendirmesi, devletin içindeki bir ekibin Yeni Türkiye'ye karşı diklenmesi, paralel yapı tabelasına sığınan birilerinin "Ankara'da kimse güvende değil!" havasını yaratması, Pensilvanya ile İstanbul arasındaki aktarmalı trafiğin artması, Kürtler'i kışkırtmak için Kandil'de ve bölgede yoğun çaba harcanması gündemi işgal eden başlıklardan sadece birkaçı!

Herkes yalan-yanlış bilgi bombardımanından rahatsız!

Bir yanda yıkılmak istenen Erdoğan, öte tarafta oluşturulan büyük bir koalisyon!

İçinde yok yok!




Türkiye'nin en büyük holdingleri, televizyonlar, gazeteler, radyolar, reklam ajansları, kanaat önderleri, profesörler, doçentler, solcular, ülkücülerin bir kısmı, Kürtçüler, Cemaat, CHP, MHP, CEO'lar, TÜBİTAK, MİT içindeki bir grup, askerin içindeki geride duran bir oluşum, Emniyet'te çok büyük bölüm, yargının neredeyse tamamına yakını, Türk Hava Yolları'ndaki etkili bazı isimler, bakanlıklardaki elemanlar, genel müdürler, müsteşarların bazıları yani anlayacağınız çok önemli ve etkili bir KOALİSYON Erdoğan'ın karşısında!




Bakın AK Parti'nin değil Erdoğan'ın! Şiir okuduğu için hapis yatan Erdoğan o günden bu yana engellenmek isteniyor!




Düşürülmek isteniyor! Durdurulmak ve siyaset dışına atılmak isteniyor!




Yukarıda saydığım ve sayamadığım yapılar Türkiye'nin KURULUŞ İSTİKAMETİNDEN çıkmasını ve farklı bir yöne doğru gitmesini istemiyor!




"Türkiye Türklerindir" mottosuna bağlı kalarak etkisiz, figüran ve operasyonlara açık bir ülke olarak yaşantımıza devam etmemizi amaçlıyorlar!




Birbirine benzemeyen bu kadar farklı oluşumları ortak paydada birleştiren motivasyon bu!




CUMHURİYET'i kuran gücün isteğiyle ne yazık ki bu yapıların talepleri aynı!




Ortadoğu'ya sırtını dönen, iddiası olmayan, bölgede ve dünyada oyun kuramayıp çaresizce başına geçirilen çoraplarla uğraşan, didinen, asla ve kat'a hedefi olmayan bir TÜRKİYE hayali kuruluyor!




Tıpkı şimdiye kadar olduğu gibi! Darbelerle, cuntalarla, krizlerle, koalisyonlara, IMF'lerle, Dünya Bankalarıyla oturup kalkan, gelecek vaat edemeyen bir toprak parçasının peşindeler!




Korkuları olabilir! Kürtlerle birleşmekten kaçınabilirler! Hatta bir grup gibi SAVAŞIN geri gelmesini de isteyebilirler! Sorun yok!




Ama bütün bunları neden istediklerini ve ne beklediklerini halka anlatmak durumundalar! İkinci Viyana Kuşatması'ndan beri geri çekilen ve devamlı BATI'nın sözünü dinleyen bir ülke olarak mı kalacağız, yoksa kendi genlerimizi hatırlayıp bölgeyi yönetmeye mi soyunacağız!




Ortaya saçılan bütün tapelerin asıl amacı bu sorunun cevabını belirlemek!

Yani geleceğimizi kurmak ve o yöne kürek çekmek ne yazık ki artık TAPELERE kalmış durumda!




Bir güç bizi bu kirli oyunda tutarak siyaseti dizayn etmenin derdinde! Bakın, hep birlikte yanlış yaptığımız bir şey var! Bizler hep isimlerle ilgileniyoruz! Ahmet ya da Mehmet! İsimler önemli değil! Önemli olan siyaset sahnesinde yer alan kişilerin istikametleri!




Yani ülkeyi götürmek istedikleri rota! Biz de 90 yıldır bu yön hep AVRUPA oldu!




Dışına kimse çıkamadı! Özal denemek istedi çocuklarıyla yıpratıldı, ardından canından oldu!




Bu GİZLİ DEVLETİN olmazsa olmazıydı! Yani gizli anlaşmalarla 1900'lerde söz verdiğimiz Lozan'la, Montrö'yle imzalarla taçlandırdığımız SINIRLARIN dışına çıkamazdık!




Boğazlar gibi madenlerimize, kara sularımıza, hava sahamıza da hakim değildik! Sınırlarımızın ötesinde hayal kurmak akıl dışıydı! Çünkü anlaşmalarla söz vermiştik! Kendimizi bağlamıştık! Ve İNGİLİZLER tarafından kurulan sistem hep bu yöne kürek çekenleri işin başına getiriyordu! Menderes, Özal ve Erdoğan ise bu yapının karşısındaydı!




Hatırlayın, Özal seçildiğinde İRTİCACI denilerek Kenan Evren tarafından üç ay selam bile verilmemişti! İRTİCA, Londra'nın bulup içeriye attığı sihirli bir kelimeydi! Hep tuttu!




Türkiye'deki bütün siyasi mücadeleler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kriz içinde olmasının nedeni buydu! Londra'nın yörüngesinden çıkmaya çalışanlar tepelenirdi! Bir şekilde indirilirdi! Çünkü bir ucu Tel Aviv'de bir ucu New York'ta olan dehşet bir yapıyla mücadele ediyor ve devletimizi onların elinden kurtarmaya çalışıyorduk! PARA onlarda olduğu için İSTANBUL'a yerleştirdikleri adamları ekonominin can suyunu elinde tutuyordu!




28 Şubat zaten onların gücü ANADOLU tarafından kırılmasın diye yapılmıştı! Ne kendilerinin kurduğu sistemin ne de adamlarının gücünün azalmasını isterlerdi!




Gereğini yaparlardı! İngiliz MI6, CIA, MOSSAD gibi teşkilatlar bir olup hem MİT'e hem de Türkiye'ye karşı atağa kalktılar! Çünkü Ankara, 1923'te atılan imzaları tanımama kararı aldı! Ortadoğu'da, enerjide hisse sahibi olmak istedi!

Londra'dan kalkıp gelen şirketlerin IRAK'ı parsellemesine sessiz kalmadı! Kürt kardeşleriyle buluşup dev olma yolunda büyük bir adım attı! Bunlar 90 yıllık İngiliz hakimiyetinin silinip gitmesi ve finans imparatorluklarının darbe alması demekti!




Bu korkulardan yola çıkarak maalesef dışarıdaki cemaatle içerideki BARON, MI6'le CIA, üniversitelerle İstanbul sermayesi anlaştı! Hedefe de Erdoğan'ı koydular! Yalan ya da gerçek, her türlü iddiayla bu nedenle geliyorlar! Gelecekler!




Asıl kavga altını çizdiğim ülkeyi kimin kontrol edeceği meselesi!

Gerisi teferruat!

Bugünkü manşetimize bakın!




TÜBİTAK içinde 1500 mühendisin görev yaptığı BİLGEM'de DEVLETİN TEPESİNDE yer alan isimlerin kullandığı KRİPTOLU telefonların yazılımı yapılır! ŞİFRELER buradaki çalışanlar tarafından üretilir! Bu birim Türkiye'nin gözbebeğiydi!




Kimse burada üretilen şifreleri kıramadığı için devletin özgürce konuştuğunu sanırdı! "Sanırdı" diyorum çünkü bunun böyle olmadığı ortaya çıktı! 2 saniyede bir frekans değiştiren KRİPTO yani sistemin kodu dışarıda birilerine verildi!




Burada görev yapan ÜÇ KİŞİNİN bu yazılımları oluştururken PORT adı verilen üç bölgeyi AÇIK BIRAKTIĞI ortaya çıktı!




PORT demek dinleme yapabilen merkez demekti! Bu 3 PORT'tan biri Amerika'da, biri İngiltere'de, diğeri de BOĞAZ'daydı!

BOĞAZ'da olan dinleme merkezi PAŞABAHÇE'deki bir YALIYDI!

Baronun uzaktan kumanda ettiği bir yalı!




Dinleme, siber saldırı ve bilişim hareketlerini araştırırken bu YAPI ortaya çıkarıldı! Devletin tepesindeki konuşmaların SIZDIĞI öğrenilince düğmeye basıldı!




TÜBİTAK ilk hamleydi. Oraya girilip KAÇAK giderildi! Sonraki adım ise BOĞAZ'dı! Paşabahçe'ye gelindi ve düzenek imha edildi!

Sahibi kimdi?

Kimler yakalandı?




Ele ne geçirildi? Gibi soruların cevaplarını ilerideki günlerde veririz!

Ama sorun şu ki içeride ve dışarıda herkes Tel Aviv, Londra-New York hattına bilgi taşıyor! CASUSLUK en hafif tabir!

Durum bu!




Türkiye İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI'nı yaşıyor!

Ülke bazında düşünün ve kararınızı verin!

Önemli olan rotanın şaşmaması!

Memleketin büyümesi!

Şaşarsa eski günleri bile ararız!

İstedikleri bu!




Hiçbir planı, hiçbir hayali olmayan muhalefet bilerek ya da bilmeden bu karta oynuyor!




Sermayenin hesabı belli! Komut Londra'dan!

Final İstanbul'da BOĞAZ'da olacak!

Devleti dinleyenler bir bakarsınız uzun süre dinlenir!

Yani istirahat ettirilir! Hep birlikte!

Tabii 30 Mart'tan sonra!




Ergün Diler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız