Cinayetin belgesi 55 bin fotoğraf

Cinayetin belgesi 55 bin fotoğraf

Suriyeli 11 lise öğrencisi bir gece sessizce evlerinden çıkıp Deraa sokaklarında duvara “halk rejimi devirmek istiyor” diye yazdıklarında tarih 6 Mart 2011’di.

Amaçları Mısır’da Tahrir meydanını dolduran milyonlara bir selam göndermekti.

Ertesi gün hepsinin kapısı çalındı. Gelen rejimin polisiydi.

O lise talebelerinin hepsi tutuklandı. Hiçbiri siyasi bir faaliyetin içinde değildi. Hepsi önde gelen ve rejime destek veren aşiretlerin çocuklarıydı.

Aile reisleri toplanıp polise gittiler; valinin huzuruna çıktılar: “Bir cahillik yapmışlar, çocuklarımızı verin” dediler.

Aldıkları cevap “çocuklarınızı unutun” oldu.

Aileler unutmak yerine çocuklarının gece slogan yazdığı Deraa sokaklarına gündüz çıktılar. Beşar’a “evlatlarımızı geri ver..!” diye seslendiler.

Halkın patlayan bu öfkesi karşısında Rejim “tamam” dedi “çocuklarınızı size vereceğiz.”

Rejim sözünü tuttu çocukları ailelerine teslim etti. Ama üçü dışında hepsi ölmüştü. Çocukların tırnakları çekilmiş, her biri ağır işkence görmüştü. Gençlerin cesetleri paramparçaydı.

O gün 11 öğrencinin ailelerine kulak verilseydi bugün dünya işkencede öldürülen 11 bin insanın 55 bin fotoğrafını görmeyecek; utanmayacaktı.

İşkence görmüş çocukların cesetleri ailelerine teslim edildiği gün Türkiye oradaydı.

Esad’a adeta yalvardı. “Kıyma gençlere” dedi.

“Kendi halkını öldürme, zulmetme” diye araya girdi. Dünyaya “gelin şu işi durduralım” çağrısı yaptı.

Sözünü dinletemeyince Suriye’den, işkenceden, ölümden kaçanlara kapısını açtı.

Köyünden, evinden, yurdundan edilen insanların yanında yer aldı.

İnsanlığı savundu.

Zalim Esad’a karşı direnen, savaşan halka destek verdi.

Deraa’da işkence edilerek öldürülen lise talebelerini görmeyenler, Türkiye’nin önüne “kellesi kesilen adamların” fotoğraflarını koydular.

“Bak” dediler, “senin desteklediğin insanlar acımasızca kelle kesiyorlar.”

“Onu yapan Rejimin ta kendisi, o iş Esed’in marifeti” diyen Ankara’yı hedef aldılar.

Suriye’de halkını öldüren diktatörü görmeyenler “Türkiye terörü destekliyor” diye ortalığı velveleye verdiler.

“Peşaver sınırımıza geldi” diye yazdılar.

“Bir üniversite öğretim üyesinin gençlik hezeyanları” kampanyası ile Ahmet Davutoğlu’nu hedef tahtasına koydular.

Lime lime etmeye kalktılar.

“Esed terörü Türkiye’ye taşımak” istiyor diyenleri duymadılar. Reyhanlı saldırısının hesabını Şam yerine Ankara’dan sormaya kalktılar.

Şimdi ne yapacaklar?

Önlerinde işkencede öldürülmüş 11 bin Suriye vatandaşı var.

Nasıl öldürüldüklerini gösteren 55 bin fotoğraf da onları ikna edemeyecek mi acaba?

Hala TIR çevirip illa arayacağız diye feveran mı edecekler?

Türkiye nefreti bu kadar mı gözlerini kör etti?

Nedir bu Esed sevgisi?

Daha düne kadar terör üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyordunuz.

Cenevre 2 Konferansı öncesi Kırıkhan’da, Adana’da aramaya kalktığınız TIR’larda silahı bulamadınız.

Kilis’te bastığınız İHH binasından El Kaide’yi bulup çıkartamadınız.

Bak çok sevdiğiniz Londra merkezinden geldi 55 bin fotoğrafın gerçek olduğuna dair rapor.

11 bin kişiye sistematik işkence yapıldığını söylüyor Londra’daki uzmanlar.

Deraa’da 11 lise talebesini işkence ettiği zaman Esed’e karşı çıksaydınız bugün 11 bin kişinin 55 bin fotoğrafına bakmak zorunda kalmayacaktı hiç birimiz.

Yazık oldu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız