Büyük Tezgah

Büyük Tezgah

Başkent’teki baş döndürücü trafik devam ediyor.

Dün Ankara’da gerçekleştirilen 6. Büyükelçiler Konferansı’ndaydım.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun manifesto niteliğindeki değerlendirmelerini ayrıntılı biçimde haber sütunlarımızdan takip etme imkânınız olacak.

Konferans öncesi ve sonrasında pek çok eski ve yeni diplomatla sohbet etme, dünyanın dört bir tarafından gelen büyükelçilerimizin nabzını tutma fırsatımız oldu.

Bir defa görüştüğüm herkes, Türkiye’nin son yıllarda her alanda yaptığı büyük atılımlarla güç odaklarının dikkatini çektiği düşüncesinde hem fikir.

Ekonomi alanındaki gelişmeler ile sosyal alandaki reformlar ve atılan özgürlük adımları Türkiye’yi değişimin odağındaki ‘merkez ülke’ konumuna getirdi.

Tabi içerdeki bu sinerji dışarıya da yansıdı.

Örneğin büyükelçilik sayımız 129’a yükseldi, dış temsilcilik sayımız ise 221’e ulaştı.

Öte yandan ülkemizdeki kurulu yabancı temsilciliklerin sayısında da hızlı bir artış söz konusu.

2002 yılında 166 olan yabancı temsilcilik sayısı bugün 237’ye yükselmiş durumda.

Bu rakamlar Türkiye’nin parlayan bir yıldız, yükselen bir değer olduğunun çok önemli bir göstergesi.

Bu gelişmeler aynı zamanda Türkiye’nin dünyada 7. büyük diplomatik güç olduğu anlamına da geliyor.

Elbette küresel güçler bundan rahatsızlık duyacak ve Türkiye’yi rahat bırakmak istemeyecekler.

Son derece dinamik bir süreçten geçiyoruz. Mesela bölgemizden örnekler verelim.

Irak ikiye bölündü.

Maliki yönetimindeki Irak El-Kaide ile mücadele edebilmek için ABD’den destek istiyor.

Bize İnsansız Hava Aracı ‘Predator’ vermemek için ayak direyen ABD, Maliki yönetimine gelince Predator ve silah sevkıyatında son derece bonkör davranıyor. Tabi karşılığında da Irak petrollerini hortumlamaya devam ediyor.

Garip bir durum.

ABD önce El-Kaide diye bir örgüt icat ediyor. Sonra bu örgütü Ortadoğu’ya yani bölgemize transfer ediyor.

Şimdi El-Kaide, Irak ve Suriye’de devlet kurma iddiasında.

Bunun anlamı şu: Yap, işlet, devret.

ABD eliyle üretilip-büyütülen terör örgütü El-Kaide şimdi Suriye, Irak ve Türkiye’nin güvenliğini tehdit ediyor.

Tezgah büyük…

Yakında Türkiye’ye dönük saldırılar düzenlenirse şaşırmamak gerekir.

Bir devlet terör unsurundan ancak bu kadar beslenebilir.

Siz bakmayın ABD Temsilciler Meclisi’ndeki iktidarla muhalefetin Ortadoğu konusunda görüş ayrılığı yaşamasına…

ABD’de muhalefet, iktidarı Irak’tan erken çekilmekle eleştirirken, iktidar da muhalefeti taa baştan Irak’a girmenin yanlış olduğu üzerinden eleştiriyor.

Ama birleştikleri bir nokta var ki, o da; ABD’nin ortak çıkarları.

Şöyle ya da böyle Ortadoğu’yu karıştırıp, bölüp, parçalayıp enerjisini batıya taşımak temel amaçları.

Wikileaks ile düğmesine basılan Arap Baharını da, Mısır’daki darbeyi de, Irak’ta yaşananları da, şu an Suriye’de olup biteni de böyle okumak gerekir.

PYD Suriye’de özerklik ilan etti. Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim hükümet kurmada İran ile örtülü dayanışma ve istişare içerisinde. Bu sene Davos’a Binyamin Netenyahu ile Ruhani’nin birlikte katılacakları konuşuluyor. PKK’nın uzantısı BDP, BM’ye Cenevre’ye PYD’nin de davet edilmesi için mektup yazıyor. PYD’den sonra El-Kaide de Suriye ve Irak’tan toprak talebinde bulunuyor. El-Kaide hedef gözetmeksizin önüne kim gelirse saldırıyor.

Yani bölgemiz yangın yeri gibi.

Peki tüm bu projeler kimin el ürünü dersiniz?

Adres belli…

Yoldaki bütün işaretler “büyük şeytanı” gösteriyor.

Fakat Türkiye tarihin rutin akışına ya da Neo-Con planlarına teslim olacak bir ülke değil.

Ankara ABD’nin de, Elçisi’nin de çevirdiği dolapların ve peşinde olduğu her şeyin farkında.

Ricciardone’nin Kılıçdaroğlu’yla son yaptığı ani görüşmeye giderken araç içinde yaptığı uzun telefon konuşmaları, zaman zaman aracını durdurup konuşmalarını devam ettirmesi rutin diplomatik görüşmelerle açıklanabilir mi?

Büyükelçi, Kılıçdaroğlu’na giderken kiminle görüşüyordu ve ne konuşuyordu acaba?

Bir gün bütün gerçekler ortaya çıkacak.

“Utanacaklar” diyeceğim ama…

Bunlar utanmaz…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız