Takke düştü Hüseyin Gülerce, boşuna debelenme

Takke düştü Hüseyin Gülerce, boşuna debelenme!

17 Aralık tarihini bir kenara yazın…

İleriki yıllarda alçakça bir darbe girişimi olarak hatırlayacağız bugün tıpkı 28 Şubat gibi!

28 Şubat’tan farkıysa sırtımızdan hançerleyenlerin bir zamanlar dostumuz sandıklarımızın olması…

Her türlü kirli tezgahın içerisinde nasıl oyuna düşürüldüğümüz yada bizlere yaşatılanlardan daha acı olan işte bu!

Entrika, kumpas, iftira, yalan yani ne ararsan var!

Her gün bugün ne yapacaklar diye düşünmeden edemiyor insan.

Son olarak hukuka uygun soruşturma yürütülmediği için 30 kişi hakkındaki soruşturma dosyasının Savcı Muammer Akkaş'tan alınmasıyla yargımızın neler yaptığını da daha net görmüş olduk.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı, savcının 2 yıldır keyfi soruşturma yapmasına isyan ederken, HSYK’dan gelen planlı açıklama 28 Şubat’ı hatırlattı. AK Partili Mustafa Şentop’un dediği gibi eskiden asker adına bildiri yayımlanırdı, şimdi HSYK yayınlıyor.

Amaç ne amaç?

AK Parti iktidarı öncesine dönmek!

Hedefteki isim Başbakan Erdoğan…

Adamların gözü öyle dönmüş ki Sızıntı yazarı Bahri Şenkal hiç içi sızlamadan “Yaşasın İsrail Yaşasın Amerika! Devletin milletin parasını, yetimin hakkını korumayı İsrail-Amerika istemişse yaşasın İsrail yaşasın Amerika!” diyebiliyor.

Yargı öyle bir hale gelmiş ki Mavi Marmara şehidi Furkan Doğan’ın davasını reddetmek ile kalmayıp “Giderken bize mi sordunuz?” şeklinde bir soru sorabiliyor.

Çevik Bir’leri dışarı çıkaran irade Yakup Köse’leri içeri gönderiyor.

Ve Zaman yazarı Hüseyin Gülerce böylesine sisli bir ortamda çıkıp barış şartlarını açıklıyor.

Sayın Gülerce doğru bu iyi polis kötü polis numarasını şimdiye kadar iyi yutturdunuz. Öyle ki bendeniz de şahsınızı bugüne kadar hep ayrı tutmuştum. Bunu da her fırsatta dile getirmiştim.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “çok safmışız” demişti evet çok safmışız hem de çok!

Ancak artık takke düştü kel göründü…

Today's Zaman üzerinden mikser görevini en son Mahir Zeynalov yaptı. Twitter üzerinden önce "Savcı El Kaide militanlarını yakalamak istedi hükümet önledi” mesajı verdi hemen ardından “Erdoğan görevlileri engelledi El Kaide mensupları kaçtı" diye yazdı.

Hani ülkeleri işgal bahanesi olan El Kaide var ya işte bu o Sayın Gülerce!

New York Times’a verdiğiniz röportajda "Gülen'in takipçileri, Gezi Parkı protestocularının Erdoğan hakkındaki şikayetlerinin bir çoğunu paylaşıyorlar" diye söylemiştiniz…

Sonrasında ise da Times’i de zor durumda bırakmayacak diyalogcu bir üslup ile yok asla öyle demedim, uzunca bir açıklamayı özetleme çabasında, böyle bir hatanın işlendiğini düşünüyorum demişsiniz.

Öylesine dürüstsünüz ki devamında da, “Türkiye’nin dış politikada maceraya atılmaması, AB üyeliği çıpasını terk etmemesi, diyalogdan ayrılmaması ifadelerimin arkasındayım” şeklinde açıklama yapmışsınız.

Aaa.. Çok özür dilerim sizden…

Bak görüyor musunuz hemen zanna kapıldık!

Ama bir dakika röportajda Erdoğan ile Fethullah Gülen arasındaki ilk çatlak, Mavi Marmara krizi sırasında ortaya çıktı dedikten sonra bunları Gülen’in tavrı olarak anlatmıştınız…

Bunların hepsi aynı laboratuvardan çıkmış gibi Hüseyin Gülerce…

Öyle ya siz daha önce Deniz Baykal’ın “Pensilvanya'dan gelen üzüntü mesajının samimiyetine inanıyorum” sözleri üzerine yakınlaşma falan yok AK Parti ile aramızı bozmak istiyorlar dedikten kısa bir süre sonra Baykal’ı demokrasi kahramanı ilan etmiştiniz.

Bu ne ki müneccim gibi olmanızın yanında.

367 krizinin yaşandığı Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olacağını en önce siz bilmiştiniz. Biz de vavv… demiştik!

“Peki, şimdi bu kez kim Cumhurbaşkanı olur?” Sorusunu da size sormak isterdim. Ama vereceğiniz cevabın bir gazetecilik başarısı olmayacağını artık biliyorum.

Bildiğim bir şey daha var, istiklal mücadelesinde elini yalayanların durumu dünden farksız olmayacak.

Ama üzülmeyin Türkiye’nin Sisi’si olmaya aday olanları İsrail kahraman ilan ediyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız