Paralel devletin beyin takımı 30 kişi

Paralel devletin beyin takımı 30 kişi
Operasyonun arkasında İsrail'in olduğunu yazan Cem Küçük, emniyet ve yargı içindeki cuntayı vatana ihanetle suçladı.

Beyin takımı 30 kişi ama zincir ve hücre modeliyle yüzlerce kişi var."

Bu çarpıcı sözler Yeni Şafak gazetesi yazarı Cem Küçük'e ait. Bir süre önce cuntanın Kuzguncuk'ta Başbakanlık yakınındaki dinmeme merkezini ifşa ederek gündem olan yazar, bugünkü köşesinde paralel yapılanmanın ayrıntıları yazdı.

İSRAİL'İN TAŞERONU

Yabancı istihbaratlardan içerideki Emniyet-Yargı cuntasına olan talimatlar devletin bilgi havuzunda durduğunu belirten Küçük, Erdoğan'ın, 'Vatana ihanet içinde olanlar var' dediğini sözlerine ekledi.

Paralel devetin, yabancı istihbarat kurumlarına taşeronluk yaptığını yazan Küçük, 17 Aralık sürecini darbe girişimi olarak niteledi.

BEYİN TAKIMI 30 KİŞİ

Devlet içindeki örgütlenmeyi "Organize bir suç örgütü ile karşı karşıyayız. Hepsi birbirine bağlı. Beyin takımı 30 kişi ama zincir ve hücre modeliyle yüzlerce kişi var. İşte Emniyet'te bu yapıdan kalan parçaların neler yaptığını hep birlikte görüyoruz" diye anlatan yazar, yazısına şöyle devam etti:

CUNTANIN KULLANDIĞI ÇOK İSİM VAR

"(...)Ayrıca bazı gazetecilerin mesela Nedim Şener'in içeri alınmasını Başbakan'a bağlamasının elle tutulur yanı yok. Şener ısrarla Başbakan değildi demesine rağmen bazıları bu işe Erdoğan'ın adını dahil etmektedir.

Aylar öncesinden tetikçilerin sosyal medya üzerinden bakanların çocuklarının yolsuzluk dosyaları olduğunu ima ettiklerini unutmamak lazım. Emniyet-Yargı cuntasının çeşitli yöntemlerle kontrol altına aldığı ve kullandığı çok isim var. Bunların bir kısmı sosyal medyada bir kısmı belirli gazete ve televizyonlarda. Bu isimler polis şeflerinin papağanı gibi işlev görüyor ve suç işliyorlar."

Emniyet-yargı cuntasının elinde hemen her vatandaşın mahrem dosyaları olduğunu yazan, Küçük, bu cuntanın tek korktuğu ismin Erdoğan olduğunu, bu nedenle de onu itibarsızlaştırma operasyonu yaptıklarını savundu. Bülent Arınç psikolojik harple karşı karşıyayız dediğini hatırlatan yazar, operasyonun arkasındaki ülkeyi açıklayarak yazısını böyle tamamladı:

MİLLİ GÜVENLİK SÖZ KONUSU

"Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliği sözkonusu olduğunda işleyecek prosedür belli. Fakat bu çok istisnai durumlarda işleyecek bir prosedür. Son ana kadar sabredilir böyle durumlarda. Fakat böyle bir durumda Anayasa ve ilgili yasalara göre yetkinin kimde olduğunu hatırlatmama gerek yok.

VATANA İHANETİN CEZASI ÇOK AÇIKTIR

Dış istihbarat merkezlerinden talimat almanın yani vatana ihanetin cezası çok açıktır. Vatana ihanet eden Emniyet-Yargı cuntasıyla bağlantıları olan herkes de yaptıklarının hukuka göre en ağır suç olduğunu bilmeli. Vatana ihanet edenlerle aynı yatağa girenler de bunun bedelini öderler. Bu iş normal ceza davalarına benzemez. Türkiye çok kritik bir üç aya giriyor.

HALKBANKASI'NA OPERASYON İSTEYEN İSRAİL

Unutmayalım 7 Şubat'ta İsrail vardır. Çözüm sürecini istemeyen İsrail'dir. Halk Bankası'na operasyon isteyen İsrail'dir. Hakan Fidan'ı istemeyen İsrail'dir. Başbakan Erdoğan'ı devirmek ve Erdoğan'sız AK Parti hayalleri kuran İsrail'dir. Bunların taşeronları da bellidir. Herkes her şeyi bilmektedir. Türkiye bu vesayet ve cuntayı kıracaktır."

GÖLGE CIA ANALİSTİ ANLATIYOR

Cem Küçük, önceki yazılarında gölge CIA olarak nitelenen Stratfor'un analiz bölümü direktörü Reva Bhalla'nın notlarını aktarmıştı:

"Washington'da buluşuyorlar. 10 yıl boyunca muhafazakar bir Gülenci olan yazar ancak birkaç yıl önce değişim yaşamış. Gülen'den kurtulmak istiyor ama kurtulamıyor. Buluşmanın ilk anlarında bir hayli paranoyak davranıyor. Gülen modelinin açık bir şekilde çok başarılı olduğunun altını çiziyor. Fethullah Gülen'in şeker hastası olması nedeniyle hareket içinde eskisi kadar aktif olmadığını, cemaatin çoğu ABD'de yaşayan 12 kişilik bir akil adamlar grubu oluşturduğunu da anlatıyor. Gülen okullarının veri tabanını hazırlamaya çalıştığını, ancak çabalarının boşa gittiğini belirtiyor. Cemaat bünyesinde hiyerarşi çok katı. Hücre örgütlenmesi şeklinde çalışıyorlar. 'Ben beş kişiden sorumluyum. Bir başkası da, benim seviyemde beş kişiden sorumlu' diyor Eyüp Can. Üst düzey Gülenciler de hepsinin 'vesayeti altındakilerin' maddi durumu ve sağlığıyla ilgili bilgi alıyor. Onlara kafa tutabilecek buna benzer bir teşkilat yok. Polisin içinde çok güçlüler. Yargı sisteminde de daha fazla Gülenci yargıç olması için çalışıyorlar.'
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız