Operasyon

Operasyon

Wikileaks belgeleri Arap baharı için bir milattı.

Ortadoğu’nun yeniden dizayn startı bu şekilde verildi.

Sonunda bölgenin en önemli ülkelerinden olan Mısır’da Mursi devrildi, kanlı bir darbeyle Sisi getirildi.

Filistin’e olan abluka yeniden ağırlaştırıldı.

Kangren haline dönüşen Suriye’nin durumu ise malum.

Parçalanmakla karşı karşıya.

ABD ve Batı’nın bölgedeki kıvılcımı Türkiye’ye sıçratma arzusundan artık kimsenin şüphesi yok.

Erdoğan’sız AK Parti, güçsüz bir Türkiye planladıkları artık sır değil.

Siyonist odaklar bunun fırsatını kolluyor.

Peki son operasyonu bu çerçevede mi değerlendirmeliyiz?

İşte bu sorulara cevap bulmak için Meclis ve Bakanlıklar arasında mekik dokudum.

AK Parti kurmayları ve hükümet çevrelerinin nabzını tutmaya çalıştım.

Bir kere operasyonun üzerinden sis perdesi tam manasıyla kalkmış, durum tam anlamıyla netleşmiş değil.

Kiminle konuştuysak birbirine benzer şu düşünceleri dile getiriyor:

“Adli süreç devam ediyor. Kesin konuşmak için erken. Dış güçlerin bu ortamdan yararlanmak, kaotik bir ortam oluşturmak istedikleri muhakkak. Gezi’de bunu denediler ama başaramadılar. AK Parti yoksulluk ve yolsuzluklarla mücadele için yola çıkmış bir parti. Başbakan Erdoğan yanlış yapanın arkasında durmaz, suçluyu korumaz. Komploya da, yargısız infaza da boyun eğmez. Dış güçlere fırsat vermez.”

Ortak görüş mealen bu.

Olup bitenle ilgili ortalıkta dolaşan pek çok iddia, bir yığın komplo teorisi mevcut.

Ama henüz kesin teşhisi koyacak düzeyde bilgi ve belge mevcut değil.

Dikkatli olunması gereken bir süreç.

Memleketin 10 yıllık kazanımını 10 günde yok etmek isteyen, içte ve dışta istemediğimiz kadar mihrak var.

Bunun için son bir haftada olup bitenlere, medyada yapılan yayınlara bakmak yeterli.

Birbirinden ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Mesela CHP lideri Kılıçdaroğlu son bir ay içerisinde 2 kez ABD Büyükelçisi’yle görüştü.

Bir kez de bu ülkeye ziyaret gerçekleştirdi. Kapalı kapılar ardında bir dizi görüşmeler yaptı.

CHP’liler buna “tamamen tesadüf” deseler de, inandırıcı değil.

Bu görüşmelerin, “tamamen planlı” olduğunu düşünüyorum.

ABD Büyükelçisi Ricciardone’nin Türkiye’nin iç işlerine karışır mahiyette yaptığı açıklamalar ile Doğu ve Güneydoğu illerimize gerçekleştirdiği ziyaretleri hatırlayın bir…

Başbakan Erdoğan Rusya dönüşü puslu havayı sevenlere, özellikle dikkat çekip birlik ve bütünlüğe vurgu yapmıştı.

Ama maalesef bu günlerde tam da bunun tersi istikametinde gelişmeler yaşanıyor.

Ana muhalefetin tutumu, Balbay’ın tahliyesi, 28 Şubat davasının geldiği nokta iyimser olmamamızı gerektiren nedenden sadece bir kaçı...

28 Şubat davasında tutuklu sanık kalmadı.

İsrail’le iş tutan, BÇG’nin fikir babası, millet iradesine balans ayarı yapan Çevik Bir tahliye edildi.

Bir’in dışında Çetin Doğan, Kenan Demir, İdris Koralp ve Erol Özkasnak hakkında da tahliye kararı verildi.

Balyoz davasında yargılanan sanık Çetin Doğan dışındakilerin tümü artık tutuklu değil.

Burada mağduriyetleri tekrar hatırlatacak değilim.

Bir nesli yok etti 28 Şubat.

Yaşadığımız pek çok olumsuzlukların tohumu o dönemde atıldı. Bugün semerelerini veriyor.

Eğer bir ülkede suçlular, zalimler cezalandırılmaz adalet duygusu zedelenirse tamiri zor sonuçlarla karşılaşabiliriz.

Ama pes etmek yok.

Kan kusup kızılcık şerbeti içercesine, sabır taşını çatlatırcasına, yapılmak istenenleri sistematik biçimde boşa çıkartacak hamleler yapmalıyız.

İçteki ve dıştaki odakların art niyetlerini berhava etmeliyiz.

Türkiye sıradan 3. dünya ülkesi değil.

Beş bin yıllık kadim bir medeniyetin mirasçısı.

Bu günler de geçer inşallah…

Yener Dönmez
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız