Maskeyi düşürün

Maskeyi düşürün

Yerel seçimler gelmeden Türkiye şiddetli bir türbülansa yakalandı.

Büyümek, genişlemek, eski etki alanına geri dönmek isteyen Ankara, hiç beklemediği kadar büyük saldırı altında...

Oyun içinde oyun var.




Erdoğan gidecek ya da budanacak, Müslümanlar'ın siyasi gücü azaltılacak, muhafazakar hareketlerin güven sorunu olacak, İstanbul kapılarını zorlayan Anadolu sermayesi frenlenecek, Museviler'in yönettiği medya rakipsiz kalacak, para tamamen onların himayesinde olacak, ülkeyi teslim ettikleri 18 aile yine son sözü söyleyecek...

Planları bu!




Türkiye'yi tıpkı "Bir Başkadır Benim Memleketim!" şarkısında olduğu gibi uyutmak istiyorlar. Daha doğrusu uyanmamızı engelliyorlar! Musevi marşlarıyla, ezgileriyle ele geçirdikleri Cumhuriyet'i bize yar etmemeye çalışıyorlar... "Bir Başkadır Benim Memleketim!" diyerek asıl vatanlarının burası olduğunu haykırıyorlar.




Onların söylediklerine kulaklarını kapatan büyük çoğunluk ise oyunu görmek yerine kendi içinden çıkan çocuklarını YEME iştahıyla gün sayıyor!

Onların marşlarını kendi marşımız sandığımız gibi onların kontrol ettiği vatanı da bizim yönettiğimizi sandık!

Hala da öyle sanan çok!




Ama gerçek, kurumlarımızın bizden önce oraya bağlı olduğuydu!

Bilmedik! Gösterilmedi, duyurulmadı, öğretilmedi...

Kör ve sağır olarak ilerlerken geldiler!

Hem de her yerden!




Almanya, Fransa, Lüksemburg, Monako, Portekiz, İsviçre, İsveç, Danimarka gibi pekçok ülke kendi sahipliğini yapabilirken biz neden devamlı operasyona uğruyorduk?




Neden çalışmadığımız yerden vuruyorlardı? Nasıl oluyordu da şimdiye kadar kazanan onlar oluyordu? İçerideki güçleri kimdi? Nasıl bir dayanışma ve işbirliği içindelerdi?




Bilmiyorduk! Devlet de bilmiyordu! Başına bela olacak bir hareketi içine girip yönetemediği gibi uzun vadedeki tehlikeyi de kestiremiyordu!

Neden Cumhuriyet bütün Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde geriliyor, kopma noktasına geliyordu? ABD Başkanı seçiminde her şey canlı yayınlarla evlerimize girerken bizde KÖŞK seçimleri doğum sancısını aratmıyordu!

Neden?




Belli ki o güçler millete kendi isimlerinden başka tercih hakkı tanımıyordu... İstedikleri gelsin, devletin başında olsun, sözlerinden çıkılmasın derdindeydiler...

Çarpışmanın nedeni buydu!




Erdoğan'ın önünü kesmek için saldırıların öne alınmasının sebebi de buydu!

Yoksa yerel seçimleri kazanmak gibi amaçları yoktu. 17 Aralık operasyonuyla hem imaj kaybı, hem para kaybı, hem de güven kaybı yaşatmak istediler...




Temel amaç Erdoğan'ı Köşk'ten uzak tutmaktı! İndirmek, olmazsa erozyona uğratmak, zayıf ve kontrol edilebilir bir Başbakan yaratmak ikinci plandı!




Bunun için de tam 11 yıldır hazırlanıyorlar!




İçeride kurdukları istihbarat ağları ile devlete meydan okuyorlar...

Rahmetli Özal'ı KONUTUN içinde BÖCEKLERLE yaşamaya mahkum edenler şimdi hem böcek sayısını artırıyor hem de açıktan savaş ilan ediyordu!




Şimdi gelenler 25 yıldır Türk İstihbaratının karşısına dikilip mücadele ediyordu! Sömürgelerde olacak hadiseler bizim başımızdaydı! Devlet, içeriden sarıldığı için çaresizdi. Arınmak için güçlü lider, güçlü Merkez Bankası, güçlü ordu, güçlü istihbarat şarttı!

Bunlar tam yerine getirilmeye başlanmışken içeriden, eski devletten şiddetli tepki geldi!

Bakın, 17 Aralık olayında sadece DIŞARISI yok!




Kenarda kalmayı, değişmeyi, üstüne çıkılmayı asla ve kat'a kabul etmeyen bir yapı var!

Asıl devlet buydu!




Bunu değiştirmeye çalışan PARALEL devletti! Şaka gibi gelecek ama şimdiki Ankara bunlar için 'paralel'di!




Ergenekon'la, Balyoz'la bu işin bittiğini sandık! Herkes yanıldı! Gizli iktidarı bilmeyen, onların içerideki ve dışarıdaki güçlerini anlamayanlar yanıldı!

Bunlar küçük, ele avuca sığan bir Türkiye yarattılar!




Erdoğan ve kendisine inanan birkaç kişi bunu terse çevirmek için çalıştı!

Büyük devlet gibi hareket edip büyük sonuçlar için çaba harcandı!

Ama deli gömleği gibi giydirilen ideolojik farklılıklar yüzünden fotoğrafın tamamını göremedik! Menderes'in, Özal'ın, Baykal'ın ve şimdi de Erdoğan'ın bu güç tarafından kuşatıldığını ıskaladık! İsrail'i sahneye sürüp onların üzerinden Türkiye'yi yöneten Kraliçe'yi göremedik!

Atadığı adamları tanıyamadık! Para ve güç bahşettiği içimizdeki İngilizler'i atladık!




Biz hata yaptıkça onlar rövanşı alarak kendilerini hissettirdiler!

Her yerde vardılar!




Patronların, sol grupların, PKK'nın, İslami oluşumların, ülkücülerin, bankaların, borsanın, ordunun ve MİT'in içindeydiler!




Gariptir, çoğu devlet görevlisi ülkeyi koruyup kurtardığını zannediyordu!

Bilmeden Kraliçe'ye hizmet ettiğinin farkında bile değildi...

Parayı takip edemediğimiz için GOL yiyorduk!

Bu adamlar 3 yıldır bugün için hazırlık yaptı! Şeytanın aklına gelmeyecek planlar hazırlandı!




En ilginci de MASKELERDİ!




Avrupa, Amerika ve Japonya'da 5 bin dolara satılan ve takıldığında istenilen kişinin YÜZÜNÜN birebir benzeri olacak maskeler İTHAL edildi!

İstanbul'a getirildi!




İstedikleri her kişi için belaltı vuruşu yapabilecek duruma gelindi!

Ama biri çıkıp da o şirkete "Arkadaş sen bu malzemeleri nerede kullanacaksın?" diye sormayı akıl edemedi!

Parayı yine ıskaladık!




Onlar paranın alabileceği her şeyle gelirken geleceğimiz tehlikedeydi!

Zaten içeride kendini DEVLET sayanlar ve dışarıdakiler karşımızdaydı!

İçten ve dıştan kuşatılan tek ülke bizdik!




Yabancıları bilsek de içimizdekileri kestiremiyorduk! Üniformaları yoktu, apoletleri yoktu, bizim gibi giyinip, bizim gibi yaşıyorlardı! Ama bizden değillerdi! İnanmayacaksınız ama UYKUDA olan çok adamları vardı!

Yakında onlar da uyanacak!

Saldırıları genişleyecek!

Ülkemizi almak için gelecekler!




Ya sırtımızdan vurulacağız ya da ani bir hareketle dönüp içimizdeki düşmanla yüzleşeceğiz!

Bunu şimdiye kadar yapamadık!

Bu son şansımız!




İkinci bir hamle yapacak fırsatımız olmayabilir!

Koskoca tarihimizi ayakkabı kutusuna sığdırmalarına izin vermemeliyiz!

Ya ülkemizi ele geçireceğiz ya da Museviler'in süpermarket zincirlerinin bir halkası olarak kalacağız!




Büyüksek büyüklüğü ortaya çıkarmanın zamanı geldi!

Haydi!




NOT: Bir dostum "Biz daha savaşa başlamadık ki! Acele etme, önce ellerindekini bir görelim!" dedi! "Siz de ne var?" soruma ise "Ayakkabı kutusundan daha büyük kutular var!" cevabını verdi... İlginç, değil mi!




Ergün Diler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız