Kod adı kaos, hedefi darbe

Kod adı kaos, hedefi darbe!

Emniyet ve yargıdaki cuntanın nasıl çalıştığını defalarca bu köşede yazdım. Medya ve iş dünyalarındaki uzantılarını, yayın yönetmenlerine abilerinden nasıl talimatlar gittiğini, polis şeflerinin gazetelere manşet attığını çok söyledim. Olanları görüyorsunuz.

2010 yılından beri emniyet ve yargıda yer etmiş cunta biriktirdiği dosyaları uygulamaya koydu. Tam da seçim arifesinde hükümeti yıkmak için her yolu deniyorlar. Bunu da yargı ve emniyetteki yapı organize bir şekilde yapıyor. 17 Aralık darbesinden sonra Türkiye'nin ne kadar milli işadamı varsa hepsi hedeflerinde.

TOKİ, TCDD, üçüncü köprü ve havalimanı müteahhitleri, Başbakan'ın bürokratları ve devletle millete hizmet sunan herkes bu cuntanın hedefinde. Hiçbir hukuki girişime dayanmadan herkesi tek torbaya atarak ülkeyi 30 yıl öncesine götürmenin planlarını yapıyorlar. 7 Şubat'ta başarılı olsalardı MİT'in içini boşaltacaklardı. KCK tutuklamalarında istediklerini alsalar müzakere ve barış sürecini sabote edeceklerdi. Gezi'de protesto adıyla Türkiye'yi kaosa sürükleyeceklerdi. Peki şimdi neler oluyor?

Hükümet emniyete yaptığı müdahalelerle daha büyük bir krizin önüne geçti. Öte yandan yargıdaki cunta Başsavcı Turan Çolakkadı'yı yemeye çalıştı. Bir yandan da bu soruşturmayı yürüten savcılardan dosyalar alınıyor. Ama iş bununla bitmiyor. Muhtemelen emniyet ve yargı cuntası elindeki diğer dosyaları da piyasaya sürecektir.

Ayrıca bu cunta kafeslediği, korkuttuğu AK Partili bakan, vekil ve bürokratları istifaya sürüklemeye çalışacaktır. Dün iki vekil daha istifa etti. Ama şaşırmadık. Özellikle Erdoğan Bayraktar'a hiç şaşırmadım. Bayraktar istifa ederken Erdoğan'ın da istifa etmesi gerektiğini söyledi. Zaten amaç da bu. Bir şekilde Bayraktar belli ki kafeslenmiş. Muhtemelen yargıdan kendisi ve oğluna belirli garantiler verildi. Mehmet Baransu'nun attığı tweetlerle Bayraktar'ı savunması ve suçsuz olduğunu ima etmesi bunun göstergesi.

Şu anda Türkiye tam bir varoluş savaşı veriyor. Bunun adı İstiklal Savaşı'dır, başka bir şey değil. Düşünün Mustafa Balbay bırakılıyor, BDP'liler bırakılmıyor. 28 Şubat'ta herkesi dışarı bırakılıyor. Yakup Köse kardeşimizin dosyası Yargıtay'da onaylanıyor. Yolsuzluk adı altında dava yürütenler nedense 28 Şubat'ta bir tane yolsuzluk dosyası bulamıyorlar. Kardeşimiz Yakup Köse şimdi yeniden içeri girecek. Hukuk bu mu? Adalet bu mu? Demokrasi bu mu? Hangi vicdan böyle bir durumu kabul edebilir.

Geldiğimiz an itibariyle kod adı kaos olan bir süreçle karşı karşıyayız. Nihai hedef darbedir. Erdoğan'ı devirme ve yargılamanın planları bunun içindedir. Bunu yapanlar asla milli olamazlar. Vakt-i zamanında 28 Şubat'ı yapanlar için, 'Bunu tezgâhlayanlar, yüzde 70'i muhafazakâr olan bir kitleyi karşısına alanlar milli olamaz' denirdi. Aynı şey bu süreç için de geçerli. Asla milli olamazlar.

Bir ucu İsrail'e, bir ucu ABD'ye dayanan bu operasyon Türkiye'yi bitirmek istiyor. Türkiye er ya da geç bunu da atlatır. Bu işin taşeronluğunu yapanlar yarın milletin yüzüne nasıl bakacaklar merak ediyorum. İsrail'e bel bağlamanın kimseye faydası olmamıştır. Kullanıldığınızın farkına varın desek de artık geri dönüşü olmayan yoldayız.

Burada en büyük sorumluluktan biri de Aydın Doğan ve medyasına düşüyor. Emniyet-Yargı cuntası bazen çıkar ittifakıyla bazen korku ve şantajla bazen tehditle insanları kontrol altına alıyor ve istediği gibi oynatıyor. Yapılanların hepsi kayıt altında. Aydın Doğan bu polis-yargı cuntasına dirense ve gereğini yapsa devlet de Doğan'a sonuna kadar sahip çıkar. Oysa Doğan grubu meşru devlete karşı paralel devlet ile ittifak kuruyor. Bu ittifak kendisi için intihardır. Eğer bu gayrimeşru yoldan uzaklaşıp demokrasinin ve meşru siyasetin yanında durursa bu işten kazançla çıkar ve kendi ailesinin de ileride gurur duyacağı bir iş yapmış olur.

Gerçi bugüne kadar yapılan her hukuksuzluk yapanların yanına kâr kaldı. Artık böyle gitmez. Devlet buna dur diyecektir. Bu ülkeyi seven herkesi yolsuzluk adı altında hükümetin devrilmek istendiğinden zerre şüphe etmesin. Ülke batsa bundan memnuniyet duyacak sayısı da az değil. Kaosu, darbe planlarını gene millet bozar. Olursa cuntacı tayfası kazanırsa, bilin ki ülke İsrail'e rehin verilecektir. Sıradan bir Orta Amerika ülkesine döndürülüp bir 30 yıl daha toparlanmasına müsaade edilmeyecektir.

Vicdan en büyük muhasebe yeridir. Herkes büyük bir sınavdan geçiyor. Tarafsızım adı altında duranlar da bertaraf olmaya mahkumdur.

Cem Küçük
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız