Dünya siyaseti yeni bir döneme giriyor

Dünya siyaseti yeni bir döneme giriyor!

1953'de Ajax Operasyonu'yla Musaddık'ı deviren Amerika Şah'ı iktidara getirdi. Petrol devi bir ülke olan İran, Türkiye'yle birlikte artık ABD'nin yeni müttefikiydi. Sovyetler artık çembere alınmıştı. Yeniden Batı safına geçen İran petrollerinde İngilizlerin payı azalmış, Amerika gelirin yüzde 40'ını almayı başarmıştı. Standart Oil Company, Mobilgas, Chevron Supreme, Texaco ve Gulf şirketleri artık İran'a yerleşmişti.

1979'da devran tersine dönünce ABD, İran petrollerinde kontrolünü kaybetti. ABD, İran için artık 'Büyük Şeytan'dı. ABD de İran'ı 'haydut devlet' ilan etmişti. Barışmaları kolay kolay mümkün görünmüyordu. Ama siyaset denilen süreç her şeyi altüst edebiliyordu. ABD yepyeni bir sayfa açarak İran'la ilişkileri normalleştirmeye başladı. Bu dünya siyaseti için yeni bir dönemin habercisiydi.

ABD için tek sorun var, Çin. Oyun sahası Asya-Pasifik olarak değişmiş durumda. ABD Çin'le askeri anlamda iş yapan ülkelere, özellikle de müttefiklerine, sert çıkıyor. Çin'in askeri harcamalarının büyümesi ve teknolojik hamleleri ABD'yi ürkütüyor.

TSK için üretilecek füze savunma sisteminin ihalesinin Çinli CPMIEC'e gitmesi ABD'yi ciddi endişelendirdi. Bunu engellemek için her yolu deneyen ABD tarafından ilk tepki finans kurumları üzerinden geldi. Amerikan yatırım bankası ve aracı kuruluşu Bank of America Merrill Lynch (BoAML) Aselsan'ın ikincil halka arzına aracılık yapmayacağını ilan etti. BoAML red gerekçesinde, Türkiye'nin Çin'li CPMIEC şirketinden satın almayı planladığı uzun menzilli füze sistemi projesinde Aselsan'ın da yer alabileceği ihtimalini gösterdi.

Hemen peşinden ABD Kongresi, 2014 Bütçe Tasarısı'na 'Amerikan fonlarının, Türkiye'nin Çin'den satın almayı planladığı füze sisteminin NATO'ya entegre edilmesinde kullanılamayacağı' maddesini ekledi. New York Times gazetesi, Türkiye'nin entegre masraflarını tek başına üstlenmesi halinde anlaşmanın daha pahalıya geleceğini belirterek Ankara'nın bunu tercih etmeyeceğini yazdı. Foreign Policy dergisi de Türkiye'nin yeni savunma sistemini Çin'den alması halinde bunu müttefiklerine entegre şekilde kullanmasının imkansız hale geldiği yorumunda bulundu.

Amerikan sisteminde siyaset-enerji-finans-ordu ve istihbarat arasındaki ilişkiyi bundan daha iyi açıklayan bir durum olamaz. Türkiye ABD'nin bu hamlesiyle nasıl bir siyaset izleyecek bunu yakında göreceğiz.

Öte yandan ABD Rusya'yla kısmen anlaşmış görünüyor ama oyun elbette başka yönlere kayabilir. Suriye ve Mısır konusunda Rusya'yla güç paylaşımı yapan ABD, Kuzey Irak ve Irak merkezi yönetiminin çevre ülkeleriyle olan meselelerini bir şekilde yoluna koymanın stratejisini belirlemiş oldu. İran'la başlatılan diyalog süreci Irak'ı da rahatlatmış oldu.

Rusya dünya siyasetinin geldiği nokta itibariyle manevralarını göstermektedir. Çözümsüzlük çözümdür anlayışıyla yıllardır ortada duran Azerbaycan-Ermenistan meselesi ve Türkiye-Ermenistan ilişkisi yeniden yapılandırılıyor. Bölgede çok fazla sorun istemeyen büyük güçler her sıkıntılı olayı rayına oturtmak için diplomasinin bütün unsurlarını kullanıyorlar.

2015'e doğru gelirken Türkiye-Ermenistan meselesinin yumuşaması kaçınılmaz görünüyor. Ancak bugünlerde Ukrayna meselesini de unutmamak lazım. Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç belki gönüllü olmasa da bölgesel çıkarları yüzünden Rusya'yla iyi geçinmek zorunda. Avrupa Birliği ise Ukrayna'yı ekonomik ittifaka sokmak için uğraşıyor.

Star Gazetesi'nden Sevil Nuriyeva'nın yazdığı gibi, 'Rusya'nın etkisini arzu eden de etmeyen de beklemektedir. Bu nedenle Ukrayna halkının tavrı ve duruşu diğerleri için belirleyici bir örnek olacaktır. Tıpkı Sovyetler Birliği'nin çöküşünde olduğu gibi. Ukrayna faktörü Sovyetler'in dağılışında da belirleyici rol oynamıştı. Rusya'nın Ukrayna'dan vazgeçmesi mümkün görünmüyor, ancak Ukraynalıların da büyük çoğunluğunun Rusya ile beraber olmasını beklemek hayalcilik olur.'

Türkiye bütün bu süreçte ve enerji koridorlarında belirleyici ülkelerden biridir. Enerji ihtiyacı yüksek olan Avrupa Birliği bu yüzden Türkiye'yi yeniden kendi yanına çekmenin hesaplarını yapıyor. Vizenin kaldırılmasının bir takvime bağlanması bu yönde atılmış bir adımdır.

Yukarıda saydığım bütün aritmetikten sonra geriye iki sorun kalıyor. Biri İsrail-Filistin meselesi, diğeri Kıbrıs'ın durumu. ABD bunları hallederse tası tarağı toptan toplamayacak olsa da artık varlığını Asya-Pasifik'e doğru iyice kaydıracaktır.

Cem Küçük
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız