Cunta operasyonu ve önümüzdeki 3 ay


Cunta operasyonu ve önümüzdeki 3 ay

7 Şubat bir darbe girişimiydi. 17 Aralık da bir darbe girişimi gibi görünüyor. Bu çok açık biçimde Emniyet-Yargı cuntasının sivil ve seçilmiş hükümete yönelik bir darbe operasyonudur. Halkbank'a operasyon emrinin ise doğrudan yurtdışındaki bir istihbarat örgütünden geldiği hissi herkesin aklına çoktan yer etti. Aslında diğer dosyalar da Halkbank operasyonunu kamufle etmek için ortaya konmuştur.

Eğer dış istihbarat örgütünden talimat alıp casusluk ve vatana ihanet yapılıyorsa, bu çok açık bir suçtur. Devletin içinde yer etmiş bir cunta yabancı istihbarat kurumlarına taşeronluk yapmaktadır. Organize bir suç örgütü ile karşı karşıyayız. Hepsi birbirine bağlı. Beyin takımı 30 kişi ama zincir ve hücre modeliyle yüzlerce kişi var. İşte Emniyet'te bu yapıdan kalan parçaların neler yaptığını hep birlikte görüyoruz

Aslında hükümete yönelik bu darbe girişiminin ilk tarihi 7 Şubat hadisesidir. Operasyonun startını cuntanın en şahin isimleri vermiştir. Bu kişiler Başbkan Erdoğan'ı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı ve bazı bakanları kendilerine hedef seçmişlerdir. Emniyet-yargı cuntası kendi emrindeki medyayı da istediği gibi yönetmektedir. Elbette bu cuntacı operasyonculara talimat veren yerli ve yabancı üstleri de var. Evet, altını çizerek söylüyorum, yabancı istihbaratlardan içerideki Emniyet-Yargı cuntasına olan talimatlar devletin bilgi havuzunda duruyor. Erdoğan'ın, 'Vatana ihanet içinde olanlar var' dediğini unutmayalım.

Ayrıca bazı gazetecilerin mesela Nedim Şener'in içeri alınmasını Başbakan'a bağlamasının elle tutulur yanı yok. Şener ısrarla Başbakan değildi demesine rağmen bazıları bu işe Erdoğan'ın adını dahil etmektedir.

Aylar öncesinden tetikçilerin sosyal medya üzerinden bakanların çocuklarının yolsuzluk dosyaları olduğunu ima ettiklerini unutmamak lazım. Emniyet-Yargı cuntasının çeşitli yöntemlerle kontrol altına aldığı ve kullandığı çok isim var. Bunların bir kısmı sosyal medyada bir kısmı belirli gazete ve televizyonlarda. Bu isimler polis şeflerinin papağanı gibi işlev görüyor ve suç işliyorlar.

Dün Bülent Arınç tarihi nitelikte açıklamalar yaptı ve şöyle dedi: 'Bu operasyon niçin bu zamanda bu eksikliklerle yapılıyor? Bazılarının daha olabileceği tehditler olarak savruluyor. Düşünün hükümeti yıpratmak için. Bizim en çok başarıyla gerçekleştirdiğimiz yolsuzluklarla ilgili kamuoyunun gözünden düşürmek için olduğunu biliyoruz. Bu işi yapanları bulacağız. Devlet içinde kümelenmiş bir örgüt söz konusu ise bunları ortaya çıkarmak boynumuzun borcu olsun.' Sayın Arınç doğrudan cuntayı işaret etmektedir.

Gelelim devletin elinde bu cuntanın yaptıkları ve dış istihbarattan aldığı talimatlar olmasına rağmen niye bir yargı sürecinin başlamadığına. Emniyet-Yargı cuntası kendisinin dokunulmaz olduğunu düşünüyor ama fena halde yanılıyor. Türkiye halen bir vesayet rejiminde yaşıyor. Mustafa Balbay bırakılıyor ama hüküm giymemiş BDP'li milletvekilleri bırakılmıyor. Bu vesayeti izah etmesi için tek başına yeter de artar bile.

Emniyet-yargı cuntasının elinde hemen her vatandaşın mahrem dosyaları var. Her işadamını, her yazarı ve her siyasetçiyi bu dosyalarla kafeslemeye çalışıyorlar. Bu cuntacıların tek korktukları adam var: Recep Tayyip Erdoğan. O yüzden de şimdi sürekli ama sürekli olarak Erdoğan'ı itibarsızlaştırma operasyonu yapıyorlar. Erdoğan ise ısrarla bu cuntacıların dış bağlantılarına dikkat çekiyor. Bülent Arınç psikolojik harple karşı karşıyayız diyor. Açıkça içlerinde vatana ihanet edenler olduğunu ve ellerinde kanıtlar olduğunu söylüyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliği sözkonusu olduğunda işleyecek prosedür belli. Fakat bu çok istisnai durumlarda işleyecek bir prosedür. Son ana kadar sabredilir böyle durumlarda. Fakat böyle bir durumda Anayasa ve ilgili yasalara göre yetkinin kimde olduğunu hatırlatmama gerek yok.

Dış istihbarat merkezlerinden talimat almanın yani vatana ihanetin cezası çok açıktır. Vatana ihanet eden Emniyet-Yargı cuntasıyla bağlantıları olan herkes de yaptıklarının hukuka göre en ağır suç olduğunu bilmeli. Vatana ihanet edenlerle aynı yatağa girenler de bunun bedelini öderler. Bu iş normal ceza davalarına benzemez. Türkiye çok kritik bir üç aya giriyor.



Unutmayalım 7 Şubat'ta İsrail vardır. Çözüm sürecini istemeyen İsrail'dir. Halk Bankası'na operasyon isteyen İsrail'dir. Hakan Fidan'ı istemeyen İsrail'dir. Başbakan Erdoğan'ı devirmek ve Erdoğan'sız AK Parti hayalleri kuran İsrail'dir. Bunların taşeronları da bellidir. Herkes her şeyi bilmektedir. Türkiye bu vesayet ve cuntayı kıracaktır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız