Geçmiş Olsun

Geçmiş Olsun

Aranan ancak bir türlü bulunamayan Abdullah Çatlı, devletin önemli görevler verdiği polis Müdürü Hüseyin Kocadağ, önemli bir aşiretin reisi Sedat Bucak aynı otomobilde ortaya çıktığında Türkiye bunun anlamını çözemedi!

Doğru düzgün konuşulmadı bile!

Sabancı suikastının kilit ismi Fehriye Erdal'ı o binaya sokan polis müdürü, arandığı halde DEVLET TARAFINDAN SAHTE KİMLİK verilen Çatlı ve bu isimlerle dostlukta bir sakınca görmeyen aşiret reisi!
Olay neydi ve neyi kaçırıyorduk? "Ben bir Berlinli'yim!" dediği için, dünyanın dengesini değiştirmeye kalktığı için ABD BAŞKANI Kennedy öldürüldü!

Vuran da cezaevinde vuruldu! Emri kimin verdiği bir türlü anlaşılamadı!

Şimdi filmler ve belgeselleri yapılıyor olsa da BÜYÜK GERÇEK yönetmenlerin ve senaristlerin dağarcığını aşıyor!
Dünyada mücadele veren insan sayısı iki elin parmaklarını geçmez!
Baronlar dediğim MUSEVİ PARA sahipleri ile ULUS DEVLETLERİ korumaya çalışan Ulusal Amerika, Rusya ve Türkiye'nin ileri gelenleri çatışıyor!

Kennedy, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşan ABDSovyet dengesini bozmaya kalktığı için öldürüldü! Kennedy'yi tehlikeli bulan güç onun kurulu dengeyi değiştirmesine izin vermedi! O gitti, denge kaldığı yerden devam etti!

Bu iki güç arasındaki DENGE noktası çok uzun zamandır Türkiye!

Kavganın nedeni bu!

Şimdi Ankara'nın ısrarla ve kararlılıkla çözmeye çalıştığı PKK sorunu da işte böylesine dev bir kavganın ürünüydü!

Bunca şehit verdiğimiz, binlerce cana mal olan SAVAŞ SENARYOSU asla ve kat'a yerli bir senarist tarafından yazılmamıştı!

BÜYÜK OLMA iddiasıyla tahta çıkan Sultan Abdülaziz'i öldüren ve bununla da yetinmeyip onun kanalından gelenleri bir bir ortadan kaldıran güç OSMANLI'yı ve bu toprakları çok iyi tanıyordu!

Bu nedenle bir başka akımın Türkler'i etkilemesine izin vermiyordu!
Devletin en üst makamları ve MASONİK bağlantıların 1700'lerden beri İngiltere Kraliyet ailesine bağlı olması nedeniyle kimse bu çarkı kıramıyordu!
Birleşik Krallık'ın üyesi bir ülke gibi yönetiliyor ancak Ankara buna itiraz edemiyordu!

Zaman zaman Amerikalılar'a bile akıl veren İngilizler, Türkiye dönmezse Ortadoğu'dan hiç kimsenin onları çıkaramayacağını biliyordu! Çünkü bölge halkının anladığı dilden konuşacak tek ülke Türkiye'ydi!

Daha REFORM rüzgarlarının estiği II. Mahmut'tan beri gizlenerek ama inançla bu topraklarda LONDRA'ya bağlı zenginler oluşturuldu! ARİSTOKRASİ belli isimlerin üzerindeydi!

Cumhuriyet'in ilanından sonra PARA tamamen belli ailelere geçti!
Bunlar, biz bilmesek de SEÇİLMİŞ, özel ailelerdi! Hep varlardı! Hiç yok olmuyorlardı!
Rekabet etmeden kazanıyorlar ve uluslararası arenada çok ciddi bir dostluk ağından faydalanıyorlardı!

PKK'yı da Cumhuriyet'i de anlamak için bu ailelerin ne yaptığını bilmek şart! Kimin kim olduğu çok önemli! Gözden kaçan büyük ayrıntı bu!
Biz bu isimleri bilmediğimiz için DEVLETİN Kraliçe'ye nasıl bağlandığını atlıyoruz!

Askerler kabul şartlarına uymadığı için MASON olamazken daha 22 yaşında LOCALARA kabul edilen ve daha sonra Genelkurmay Başkanı olanları hiç bilmedik!

İstanbul'un DARBELERDE, CUNTALARDA neden merkez olduğuna hiç kafa yormadık!
Darbe para ile olurdu! Para da Londra üzerinden İstanbul'a akardı!
Ne Kraliçe ne de arkadaki Musevi patronlar görünür ama sonuç net bir şekilde alınırdı!

Halkın ne dediğinin hiçbir önemi yoktu! Yeter ki devlet BRİTANYA ışığından sapmasın!
Öyle bir formül vardı ki Einstein çözemezdi!

İstanbul'da sermaye yaratmak, özel kan bağı olanlara geçit hakkı vermek, İtalya, Fransa, Almanya üzerinden Londra'ya bağlamak, denizi geçip New York'ta büyük mabedle yüzleşmek! Hem bunları anlayan ve gören yoktu, hem de yazılıp çizilecek yer! Öyle bir senaryo yazılmıştı ki içerideki figüranlar çoğu zaman rollerini bilmiyordu!

PKK ilk eylemlerini aşiretlere karşı yaptığında devlet hemen AŞİRETLERİN yanında yer alıp tepkisini verdi! Aşiretler, Boğaz'daki BARONLARDAN uzak değildi!
Paranın adresi İstanbul'du!

Baronların sözünden çıkmayan askerler ve bölgedeki etkileri de işin KDV'siydi! Polis, devlet, derin devlet ve aşiret bir anda dışarıdan gelen emirle DEMİR BİLYE oluyordu!

Susurluk'taki fotoğraf Avrupalı devletlere çalışanların en güzel göstergesiydi!
Solcu da, sağcı da, şeriatçı da, terörist de olsan sığınacağın yer Avrupa başkentleriydi!
Destek oradandı! Mecburlardı!

Ya büyük dengede Türkiye'nin rotasını değiştirecekler ya da kesin mağlup olacaklardı!
1993'te rahmetli Özal ikinci bir KENNEDY olma ihtimalini göze alıp PKK'yı bitirmeye kalktı!
Kennedy'nin aksine Amerika-Rusya arasındaki dengeye katkı verecek ve Türkiye bir koyup üç alacaktı!
Sonu ABD Başkanı gibi oldu!
Ölmeden önce DEVLETTEKİ İNGİLİZ gücünü gördü! Hem de en yakınında!

O güce rağmen yukarı çıkmış ama kuralları ihlal ettiği için yaşayamamıştı! Yazılmayan kurallar yürürlükteydi!
Öcalan'la telefonla görüşüp PKK'yı bitirmek istiyordu! Olmadı!
Aradan tam 20 yıl geçti! Şimdi oluyor!

Ancak karşı taraf yerinde saymıyor! "Gidişatı engelleyemezsek içine girip yönetelim!" fikri ağır basıyor! Yani pes etmeye niyetleri yok! Bakın Türkiye'nin geri dönmesi Avrupa'nın İKİNCİ
DÜNYA SAVAŞI'ndan daha büyük bir felaketle karşılaşması demek!

Rönesans'ı, Reform'u yapan ülkelerin Türk rüzgarıyla yerle bir olması demek!
Fatih Sultan Mehmet döneminden daha büyük yara almaları demek!
Olay bu kadar ciddi!
Ay-Yıldızlı bayrağın dalgalandığı toprakları gizli İSRAİL devletine çevirenler şimdi panikte!

İlişkileri gün ışığına çıkartıldı!

Hem PARA hem istihbarat ağları yara aldı! İsrail tabelasının arkasında aslında kimlerin olduğu anlaşıldı!

Bu da Türkler'in bulduğu bir çeşit RÖNTGEN cihazıyla gerçekleşti!
Biz hastalığı tespit edemediğimiz için REÇETE yazamıyorduk!
Şimdi hastalığın kaynağı olan BÜYÜK DEDEYE bile gidildi!
Hasta, Türk görünümlü YABANCI olduğundan ona iyi gelecek formül hazır!

Kraliçe ile el sıkışanlar müşahade altında!
Türkiye daha ne yapsın!

Ergün Diler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız