Anıtkabir türbe mi

Anıtkabir türbe mi?

1925’te ne denmişti? “Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde salâtine aid veya bir tarika veyahud cerr-i menfaate müstenid olanlarla bilumûm sâir türbeler mesdûd ve türbedarlıklar mülgâdır.”

Ne deniyor yukarıdaki cümlede: “Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde sultanlara (padişahlara) ait veya bir tarikate veyahut çıkar sağlanmasına dayanan diğer bütün türbeler kapatılmıştır; türbedarlıklar da ortadan kaldırılmıştır.”

Kim diyor bunu?

677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men’i ve İlgasına Dair Kanun. Yani TBMM’de, 30 Kasım 1925 günü kabul edilip 13 Aralık 1925 günü yürürlüğe giren kanun diyor.

Bu kanunla Türkiye’deki bütün türbeler kapatılıp kaderlerine terk ediliyor. Uzun süre büyük bir kısmı mezbele halinde kalıyor.

Milletin saygı duyduğu manevi ve tarihi şahsiyetlerin ölüsünden bile korkan zihniyet, türbe ziyaretini bile halkına çok görüyordu. Ama öbür taraftan, Anıtkabir bir türbe hâline getiriliyordu.

Anıtkabir ziyaretleriyle de türbe ziyaretleriyle de ideolojik olarak hiç ilgilenmedim; ilgilenmem de. İsteyen istediği kutsal bildiği mekânı, istediği gibi ziyaret eder.

Ama bir yandan halkın saygı duyduğu manevi şahsiyetlerin türbelerini, “akıl ve çağ dışı” diye kapat; öbür taraftan benzeri bir tavrı seküler bir zihniyetle sürdür.

Bu bir çifte standarttır.

Halkın saygı duyduğu manevî şahsiyetlerin türbelerini ziyarette olsa olsa dinî bir inanç sorunu görülür. Bazıları bunu dinen bir sapma olarak görür... O kadar!.. Ama kimse türbe ziyaretini ideolojikleştirmez; türbede veya kabirde yatandan medet ummaz.

Anıtkabir ziyareti öyle mi?

Bilinçsiz dindarların hurafe şeklinde geliştirdikleri türbe ziyareti ile, Anıtkabir’i ideolojikleştiren kökten laikçilerin ziyareti arasında, fonksiyon olarak hiçbir fark yoktur.

Hatta sade vatandaşın, bireysel rahatlama için yaptığı normal bir türbe ziyareti, ideolojik Anıtkabir ziyaretinin yanında çok masum kalır. Çünkü o vatandaş o türbeye sadece kendisi veya bir yakını için Allah’a dua edip rahatlamak için gider; oysa kökten laikçiler, her “Anıtkabir ayini” arkasından toplumsal gerilimler yaratma amacındadır. Yani, kökten laikçiler, eleştirdiklerine benzemişlerdir.

Prof. Dr. Kadir Cangızbay, bir kitabında güzel bir benzetme yapar. “Mesela bir 10 Kasım sabahı erkenden Marslılar Ankara’ya inse ve Hacı Bayram Camii’ne gitseler, orada birtakım insanların eğilip kalkarak sabah jimnastiği yaptığını zannederler. Aynı Marslılar aynı gün saat 9 civarı Anıtkabir’e gitseler, orada dinî bir ayin var zannederler” der.

Mesele basit bir “ölüden medet umma” meselesi değil; bir zihniyetin yansıtılmasıdır.

Her ayranınız kabardığında, Anıtkabir ziyaretleriyle toplumu ajite etmeye kalkarsanız, yapılanın bilinçsiz dindarın türbe ziyaretine benzeyen ezberinden başka bir şey yapmamış olursunuz.

Hiç darılmaca gücenmece yok... Saygı duyulan bir şahsiyetin mezarı türbe veya ziyaretgâh haline getiriliyorsa, Anıtkabir’i de seküler bir türbe olarak görmek mümkündür.

O zaman nerde kaldı türbelerin kapatılması kanunu?

Prof. Dr. Namık Açıkgöz
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız