Dindarları yok edin

Dindarları yok edin!..

Türkiye’nin temel meselesi “laiklik” meselesidir. Sistemi kuran “Türkiye’ye yollanmış” Siyonist Profesörlerdir!..

Sistem, Siyonizm’in panzehiri İslam’ı silmek üzere dizayn etmiştir.
Görünürdeki tehditler değişiklik arz etmiştir ama onlar için “gerçek tehdit” her zaman İslam olmuştur.
PKK terör örgütünü ele alın; PKK’nın zemine yerleşmesinin temel sebebi militan laiklik uygulamalarıdır.
Güneydoğu’daki İslami hassasiyet yoğunluğunu tehdit olarak gören “derin devlet”, memleketin saçma sapan laiklik tartışmaları ile meşgul edildiği yıllarda PKK’yı büyütmüş, kullanmış, rant paylaşmış ve Güneydoğu insanını terör belâsından ötesini düşünemez hale getirmeye çalışmıştır.

Laiklik nedir ne değildir… Tanımı yapılamadı ya da yapılmadı ama derin devlet uygulamasının dayattığı tavır ortada:

“Bütün inançlı ve inançsızlara eşit mesafede olmak değil de, dindarları kontrol ve baskı altına almak!..”

Uzun yıllar sisteme hâkim olan ve bugün de gidişâtı etkileme gücüne sahip bulunan derin devlet, Siyonistler tarafından kurgulanmıştır.

Siyonizm’in ideolojik ve ekonomik hedeflerine uyarlanmıştır.
Bütün memleketler şu veya bu ölçüde Siyonist tefecilerin kıskacındadır. Siyonist tefeciler en çok kazananlardır. Her memleketteki kaynakların kahir ekseriyeti Siyonist tefecilerin cebine gider.


Necmettin Erbakan, Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü ve karizmatik liderleriniz varsa, oralara giden kaynakların bir bölümünü kurtarabilir ve bunların büyük kısmını millete aktarabilirsiniz…

Bunu yaptığınızda da, Rahmetli Erbakan Hoca zamanında olduğu gibi “mum yaktı” takımını, Tayyip Erdoğan döneminde olduğu gibi, “tencere çaldı” takımını sürerler piyasaya.

Ekonomi Başdanışmanı Yiğit Bulut, AK Parti döneminde Türkiye ekonomisinin pekçok saldırıya uğradığını söyledi; kast ettiği Siyonizm’den başkası değil.

Siyonizm’in belkemiği derin devletin uzun yıllar boyunca milleti ve devleti ezmek için kullandığı vasıta da “laiklik” uygulamalarıdır.
Derin devlet uygulamasındaki haliyle “Laiklik”, bunların zihninde “İslam hakimiyetini” engellemenin olmazsa olmazıdır.

Katledilişinin 52. yıldönümünde sevgi ve saygı ile andığımız Rahmetli Menderes, en büyük saldırılara bu yüzden uğramıştır. Merhum Özal’ın hedef haline getirilmesinin sebebi, dindarlara birçok imkan sağlamış olmasıdır.

Rahmetli Erbakan Hoca’yı bitirmelerinin sebebini de bütün dünya bilmektedir.

Bütün bunları Murat Alan kardeşimizin dünkü Yeni Akit’te yer alan manşet haberini okurken ve devam etmekte olan 28 Şubat davasının “sivil gözaltılarına” ulaşma zamanlamasını tespit etmeye çalışırken düşündüm.

Birileri gözaltına alınabilir ünlü 28 Şubat gazetecilerinden ve beşli çete yöneticilerinden…

Ne diyecekler?

“O karışıklıkta daha iyi hortumlarız diye düşündük!” demezler herhalde.

Diyecekleri “Laiklik tehdit altındaydı.” filan.

Yine liklik yine liklik.

28 şubat döneminde

Öyle planlar ki, dindara ne eğitim, ne siyaset, ne ticaret, ne rızkı temin için çalışma hakkı var. Okullardan sürmek, siyasetten atmak, ticaretine mâni olmak, bütün mal varlıklarına el koymak…
Bütün bunlar ne adına plânlanmış?..

Evet; “Laiklik” adına!

Peki plânlanmış da ne olmuş?

Dindarlar eğitim hayatından kopartılabilmiş mi?
Siyasetten atılabilmiş mi?
Ticaret yapmaları engellenebilmiş mi?
Hayır, o yürek seli bütün engelleri aşmayı başardı…
Başardı da elde kalan ne?..

“Laiklik” adına yapılanlar, memleketime bilmem kaç milyon insana, bilmem kaç 10 yıla, bilmem kaç trilyon dolara mal oldu…

Mesele “laiklik” meselesi, başka meselemiz yok!..

Serdar Arseven
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız