Taksimin oyuncuları

Taksim’in “oyuncular”ı!


Oyuncu(!) takımı uyuşturucudan gözaltına alındı ya..
Hemen savunma geliştirdiler: “Oyuncular Gezi Parkı eylemlerine destek verdi ya.. Şimdi cezalandırılıyorlar!”
Bu savunmayı okuyunca, aklıma şu geliverdi: “Uyuşturucu kullanan ‘oyuncular’ın suçları, Gezi Parkı eylemlerine verdikleri destek karşılığında, medya tarafından örtbas mı edilmek isteniyor?”
Hangisinin doğru olduğunu nasıl anlarız?
İfadelere bakarak.
Bakalım o zaman..
Tutuklananların ifadelerine bakalım..
Eray Özbal’dan başlayalım..
Bakın ne demiş, Eray Özbal: “37 yıllık sinema sanatçısıyım. Çok sayıda filmde oynadım. Yaklaşık 4-5 yıldır uyuşturucu içicisiyim. Dışardan satın almamak için, evimde 32 adet Hint keneviri bitkisi ektim. Bunlardan 6-7 tanesi dişi hint keneviridir. Kalanının ise cinsiyeti belli değildir. Bu maddeler günlük kullanım içindir.”
Nerde, medyanın yaptığı gibi, “isnat edilen suçlamayı inkar” etme? Nerde, “Ben suçsuzum” savunması?
Yok.. Aynen, Gezi eylemlerindeki destekçiler gibi..
Yetiştirdiği kenevirlerin de bir kısmı, “Dişi mi, erkek mi belirsiz”miş!
Merak ettim, Eray Özbal’ın Gezi Parkı eylemlerinde ciddi bir desteği var mı diye..
Pek ismi geçmiyor..
Eeee. O kadar enayi mi Eray bey.. Hem Boğaz manzaralı evinde Hint keneviri yetiştirecek..
Hem de çıkıp Gezi Parkı protestolarına katılacak!
“Oyuncular”a yaptırmış o işi..
Vermiş uyuşturucuyu.. “Git yürü polisin üzerine, hiçbir şeycik olmaz” demiş..
Kendisi patronluğa oynamış, anlaşılan!
“Özbal’da yok ama, belki diğerlerinde inkar vardır” düşüncesi ile, sıradakinin ifadesini okudum. Onda da inkar yok..
O kim?
Meşhur oyuncu(!) Engin Günaydın.. Gezi Parkı eylemlerinde, bildirilere imza atan, eylemlere destek veren Engin Günaydın..
Onun ifadesi de şöyle: “Evimde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddeler çok çok önceden almış olduğum ve imha etmeyi ihmal ettiğim maddelerdir. Daha önceleri toplum karşısında daha rahat davranışlar sergilemek amacıyla başladığım uyuşturucu maddeden kurtulmaya çalışıyorum!”
Hani bunlar Gezi Parkı eylemlerine destek verdikleri için, kendilerine iftira ediliyordu?..
Açık açık söylüyor, uyuşturucu alışkanlığını..
Medyadaki avukatlarına rağmen!
Bir başka Gezi Parkı eylemcisine geçelim..
Adı Sarp Apak.. O da şöyle diyor: “Yaklaşık 8 yıldır film sektörünün içinde bulunuyorum. İyi bir gelirim var. Düzenli olmamakla birlikte uyuşturucu maddeyi ara sıra kullanıyorum. Toplumun tanıdığı bir şahısın, uyuşturucu satmaya ihtiyacı yoktur.”
Telefon konuşmalarında şifreli mesajlar vermiş olmalı ki, avukatı da eklemiş, Apak’ın: “Müvekkilimin arkadaşlarıyla yapılan görüşmelerde kelimeleri ters söylemesini farklı manalara yorumlamaya gerek yok. Bu sözler, konuşanların oyuncu olmaları nedeniyle taklit veya benzeri bir amaç taşımaktadır..”
Yarın Gezi Parkı eylemleri sebebi ile açılacak bir davada da, muhtemelen savunmaları şöyle olacak: “Oyuncu olmaları gereği, kendilerine verilen senaryodaki rol gereği Taksim’e gittiler. İmza attıkları bildiriler, aslında rol gereği idi.. Yoksa müvekkilim ne bilir Gezi Parkı’nı.. Ne bilir, oradaki ağaçları..”
Bir başka uyuşturucu sanığı, Mehmet Erdem..
O da şöyle ifade vermiş: “Aramada ele geçirilen Hint keneviri bana ait. Odamı değiştirdiğim için arama yapılan yere yeni taşınmıştım. Özellikle yabancılar, gelip giden fazla olduğundan ele geçirilen maddeler, onlara ait olabilir!”
Adam bir derya.. Kendisinde Hint keneviri.. Odasında gelip gideni bol yabancılar..
Böyle bir sanatçı, sonra da geliyor Taksim’e: “Diktatör Tayyip.. Defol” diyor..
Ne güzel iş bu..
Adamda utanma da yok, hakime bir de demiş ki, “Tutuklanırsam albüm çalışmam yarım kalır. Benimle çalışan kişiler de mağdur olacaklardır. Serbest kalmak istiyorum!”
Nasıl ama..
Oyunculuk dört dörtlük..
Merak edip duruyorduk, “Bu kadar çoluk çocuğu, nasıl sokağa döktüler” diye..
Adam hakim önünde bile, oyunculuk yapmış..
Hemen araya girip, “Albüm yarım kalır.. Beni serbest bırak hakim amca” diyor.
Kendisi için bir şey de istemiyor ha!
Birlikte çalıştığı kişiler mağdur olacak.. Onlar için istiyor, tahliyeyi..
Şimdiki ifadeyi okuyunca, tam güleceksiniz.. Daha önce eşinin burunu kırmaktan yargılanan Gökçe Özyol’un ifadesi de şöyle: “Ahmet Sağlam’ı tanırım. Bana zarf içinde senaryo da getirmiş olabilir, ot da getirmiş olabilir.”
Ah ah ah..
Antikapitalist Müslümanlar okumalı bu ifadeleri..
Kimlerle kanka olduklarını görmeli..
“Zarfta senaryo gelmiş.”
O ne büyük bir zarf ise, artık!
Adamların hayatları oyun..
Savcıdaki ifadede bile, oyun oynamaya devam ediyorlar..
Ne diyelim..
Oyunlarınıza devam edin..
Nasıl olsa millet uyandı..
Oyunlarınızı, uyanık seyrediyor artık!

Ali Karahasanoğlu
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız