İngiliz'e Dikkat

İngiliz'e Dikkat

Ortadoğu kaynıyor...

Mursi'nin devrilmesinden sonra yönetime el koyan SİSİ meydanları kan gölüne çevirdi.
Ölenlerin net sayısını bilen yok!

Başlarından vurulan binlerce masum insan, susturulmaya çalışılan milyonlar...

Sandık, demokrasi, oy, miting, icraat bunların hiçbirinin bakla tanesi kadar değeri yok! Ölen Müslüman olduğu sürece de olmayacak! Bunu engellemenin tek yolu onlar kadar akıllı olmak ve onların kurallarıyla oynamak!

Başka hiçbir şansımız yok! Etrafımız ateş çemberi!
Her gün yeni bir oyun kuruluyor!

6 ay önce Ankara'nın Kürtler'le buluşmasına "Maliki ve İran karşı koyarsa" diye PATRIOTLAR getirildi. Hava kalkanı oluşturuldu! Rüzgar öyle bir esti ki patriotların burada olduğunu hatırlayan kalmadı. Sisi ve Esad dünyayı meşgul etti!
Herkes bir şeyler söyledi!

Ben sadece CAMERON'a baktım!

Temmuz'un 28'i gibi, yani yaklaşık 1 ay önce, İngiliz Başbakan şunları söylüyordu: "Irak savaşında olduğu gibi, güvenilmez istihbarat bilgileri gerekçe gösterilerek, Batılı güçlerin kendisini Ortadoğu'daki yeni bir savaşın içinde bulabileceği konusunda korkular olduğu da gerçek.

İngiliz halkına şunu kesinlikle vurgulamak isterim ki, istihbarat bilgilerinin doğru şekilde kullanımı konusunda Irak savaşından almamız gereken dersi biz de aldık. O nedenle askeri operasyon istemiyoruz. Her iki tarafı da ortak bir masada buluşturmalıyız.

Esad'ın çok güçlendiğini görüyoruz.

Muhaliflere silah yardımını da askıya aldık.

Bu durum nedeniyle, yardım göndermeyeceğiz..."

Yani "Bizim Suriye ile Esad ile bir sorunumuz yok, asla ve kat'a vurmayacağız" dedi...

Gerekçe olarak da istihbari zaafları ileri sürdü!

Aklımızla alay eder gibi!

Oysa Cameron, gerçeği ıskalıyordu!

Çünkü yeryüzündeki her ülkeden çok daha fazla bilgi Londra'ya giderdi! Konu Ortadoğu olduğu zaman Amerikalılar bile bunların kapısını çalardı! Şaka değil, 250 yıldır adamlar buradaydı! Bunca cetvelle çizilmiş ülke, laboratuarda üretilmiş rejimler, petrodolarların gösterilen adrese teslimi, elinde lokmasını bile tutamayan adamlardan lider yaratma gibi onlarca operasyona imza attılar!

Hepsinin altında "BİR ARAYA GELEMESİNLER" hedefi yatıyordu!
Zaten Osmanlı'dan sonra buna aday kimse yoktu! Kurdukları sistem tıkır tıkır işledi!

Arkalarında Avrupalı diğer krallıklar ve parasının haddi hesabı bilinmeyen Musevi aileler vardı! Sahibi oldukları medya ile istenilen bilgiler paylaşılırdı!

Ortadoğu'yu asla kendi haline bırakmadılar! En son icatları TEMPORA kod isimli projeydi! Tempora, elektronik üs'tü! İngiliz Gizli Servisi, James Bondlar'ın yanı sıra iletişime de çok önem veriyordu! "NEREDE" olduğu bilinmeyen 3.1 milyar liralık sistemle bütün Ortadoğu, Londra'ya bağlanmıştı! AKDENİZ'in altındaki fiber optik kablolara ulaşıyor ve bütün telefon, internet trafiğini eksiksiz izliyorlardı!

Gerek duymadıkları bilgileri Amerika'ya veriyorlardı! Bu sistemle hangi ülkenin ne yapacağını o ülkenin bakanlarından, yetkililerinden önce haber alıyorlardı!

Ama yine de TEMPORA'nın nerede olduğunu bilen yoktu!

Adamlar bölgenin nabız atışını bildikleri halde Irak'a eksik ve yanlış istihbaratla girdikleri yalanını söylüyordu!

Bu hatanın Suriye'de yapılmayacağı da ikinci yalandı!

Bir ayda ne değişti?
İşte en önemli soru bu?

Esad canavardır, katildir, acımasız diktatördür, hasistir, vicdansızdır, şeytandır!

Bunlar tamam!

Ama Esad, gençliğinden beri İngiltere'ye bağlı biridir! Göz doktoru olmak için gittiği yıllardan beri İNGİLİZ DOSTUYLA arasından su sızmaz! Attığı her adımın arkasında Kraliçe vardır!

Katar'dan Türkiye'ye bağlanması düşünülen boru hatlarını da bu nedenle veto etmişti!

Erdoğan'ın dostluğu kestirip atmasının nedeni de buydu!
Neyse...

Düne kadar Esad'ı koruyan Cameron bir anda değişti! Değiştiğini de "kimyasal silahlarla öldürülen çocuk fotoğraflarına dayanamadığını" söyleyerek açıkladı!

Oysa Mısır'daki Adeviyye Meydanı'nda da çok sayıda ölen çocuk vardı! Başlarından vurulmuştu pek çoğu! Anasız babasız kalan yüzlerce çocuğun haykırışı Akdeniz'i doldururken neden duygulanmıyordu? Kahire kan gölüne dönerken neden susuyordu!

Kimyasal silah geçerli bir mazeretti!

Kabul!

Ama şeytan da olsa, katil de olsa Esad'ın kimyasal silah kullanması için nasıl bir gerekçesi olabilirdi? Çocukları öldürdüğünde eline ne geçecekti?

Vermek istediği mesaj neydi?

Aklım almıyor! Uluslararası müdahalenin olmayacağı garantisi verilen Esad neden böyle bir vahşete imza atmıştı?

Bence yine öldürülen bebeler ve Müslümanlar üzerinden bir başka oyun sahneye konuldu!

İngilizler bu işin arkasında!

KİMYASALLA herkesi ikna ettiler!

Muhalifler istikrarlı bir şekilde giderken, Şam'a girmişken, bir anda KİMYASAL BOMBA düştü! Boşnaklar'ın Saraybosna Havalimanı'nı ele geçirmesinden sonra Amerika'nın önce Richard Holbrooke'u, ardından da DAYTON anlaşmasını masaya getirmesi gibi bir şeydi!

Mısır'da Mursi'nin gitmesinden sonra Suriye'de Müslüman kardeşlere geçit vermemek için yola çıktılar! Erdoğan'la kenetlenmek için bekleyen herkes hedefti!

Ama Suriye başka bir yerdi!

Günler öncesinden KÜRTLER, Irak'a göç ettirilmişti! Savaşın geldiğini biliyorlardı!

Esad sonrası ülkenin Ankara'nın kontrolüne girmemesi için düğmeye basıldı!

Olay bu!

Gece-gündüz "KAÇAKÇI!" saldırılarının yapıldığı sınıra James Bondlar'ın gelmesi hiç hayra alamet değil!

900 kilometrelik Suriye sınırı kaynayan kazan! Bir yanda onlarca Esad muhalifi güç, bir yanda Kürtler!

Sadece Esad için gelmiyorlar!

Mısır'a gözlerini kapatan Londra'nın gelişinin altında başka bir plan var!

Ama ne? Bilmiyorum!

Obama da bilmiyor! Bu nedenle susuyor!

Tek yapmamız gereken "Erdoğan'a nasıl zarar verebilirler?" sorusuna cevap aramak!

En azından şunu biliyoruz ki tek hedefleri Erdoğan!

Bu nedenle Kürtler'e sarılacaklar!

En güçlü bağı kesmeye çalışacaklar!

Kafayı çalıştırma ve uyanık olma zamanı!

Telafisi yok çünkü!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız