Vurun Kahpeye Masalının Bitişi

“Vurun Kahpeye” Masalının Bitişi
Gezi Parkı’nda kimin kim olduğu belli oldu. Keşke hiç olmasaydı ama, sana yapılanlar “Vurun Kahpe”ye senaryosunu yok etti.

Sevgili Zehra (Gezici eşkıyaların saldırısına uğrayan başörtülü) ,

Seni tanımıyorum. Sen de beni.. Ama iyi biliyorum ki ruhlarımız, duygularımız, fikirlerimiz birbirini çok iyi tanıyor. Başına gelenleri bir arkadaşımdan duymuştum. İnanmakta zorlanmadım. Ama inşallah yalan olsun diye dua ettim. Sonra basında çıkınca kahrettim. Elif Çakır’ı, Balçiçek İlter’i ağlayarak okudum.

Neden inanmakta zorlanmadım? Çünkü insanların isyan kargaşa ortamlarında nasıl vahşileşebildikleri ve insanlıktan çıkabildikleri ile ilgili yeterince tarihi bilgim ve sinema seyirciliğim var. Hotel Ruanda filmini bilir misin? 2007’deki seçimlerden önce seyretmiştim. Ruanda’daki iç savaşı anlatıyor. Günlerce kendime gelemedim. Bir sahnesinde otelin sahibi karısını çatıya çıkarıp, “Eğer oteli basarlarsa çocuklarla buraya çıkıp aşağı atlayacağınıza söz ver.” diyordu. O sırada oturduğum mahallede çay içtiğim yan komşumun benim gibilerle ilgili niyeti hakkında başka bir komşum beni uyardı. İnanamadım. Eşime “ İçinde benim ve çocuklarım sayısınca kurşun olan bir silah alalım.” dediğimi hiç unutmuyorum. Sahiden korkmuştum. Anne olmak işi daha da vahimleştiriyor. Nihayetinde o mahalleden taşındık.

Neden yalan olsun diye dua ettim? Demokratikleşme ve mahalleler arası yumuşama yolunda bu kadar yol almışken başa dönmeyelim istedim. Senin başına gelen hadise netleştiğinden beri, bedenen Gezi olaylarına karışanlara tahammülüm sıfırlandı. Selam vermemek için azami gayret sarfediyorum. Sanki verince sana ayıp ediyormuşum gibi geliyor. Yazdığım haber sitesinde, “Eşkıya Parkı” diye bir yazımda senden bahsettim. Yorumlara inanamadım.

Vaktiyle İstanbul’da tramvayda giderken bir adamın bir kadını rahatsız ettiğine şahit olmuştum. Kadın söylenerek yer değiştirdi. Adama da “Ne burada duruyorsun?” diye söylendi. 28 Şubat tesirinde günlerdi ve kadın başörtülüydü. Birden az ötedeki erkekler “Burada haremlik selamlık yok.” diye tacizciden yana oldular ve kadını yalanladılar. Hadiseyi gördüğüm için ben devreye girdim. Bana da söylendiler. Sonunda “Af edersiniz. Siz hangi ülkenin erkeklerisiniz?” diye sordum. Hepsi koro halinde ”Elhamdülillah, Müslümanız” dediler. Ne garip değil mi? Elhamdülillah Müslüman olan bir sürü erkek, eğer namus başörtülü bir kadına aitse namus karşıtı olabiliyor. Tramvayın sapığından yana olabiliyor.

Senin başına gelenleri sulandırmaya çalışanlar iyi biliyorlar ki bu olay bir kilometre taşı. Sabataist Halide’nin açtığı, uyduruk “Vurun Kahpeye” sürecinin bittiği tarihtir 1 Haziran 2013 akşamı.

1923’te dini, dindarları bitirmek için koskoca İslam Tarihi’nde bir iki istisna haricinde uygulaması olmayan “kadın taşlama”yı önce romanla zihinlere soktular.

Sütçü İmamı unutturmak için Yunan işbirlikçisi Hacı Fettah’ı(1) uydurdular. Yıllar sonra filme alıp hem zihinleri hem mideleri bulandırdılar (önce 1949, sonra 1973).

Yetmedi “Kuma" filmini çekip (1974)tekrar namuslu bir kadını gericilere taşlattılar.

Olmadı.

Bu millet dininden, imanından ve imamından vazgeçmedi. Allah rahmet eylesin Tarık Buğra gibi bir cesur yürek “Küçük Ağa”yı yazdı. Bir başka cesur yürek, Yücel Çakmaklı filmini çekti. Hacı Fettah tarihe gömüldü. Sütçü İmam ruhu tebessüm etti. Ama hala zihinlerde taşlanan bir Aliye Öğretmen vardı. Son zamanlarda, yok olan Hacı Fettah kabusunun yerine, “Yunan ajanı İskilipli Atıf Hoca” iftirasına sığındılar.

Nihayet Gezi Parkı’nda kimin kim olduğu belli oldu. Keşke hiç olmasaydı ama, sana yapılanlar “Vurun Kahpe”ye senaryosunu yok etti. İstiklal Harbi'nde, Müslüman Türk kadınına saldıranların kimler olduğu bir kez daha görüldü. Maraş'ı işgal eden Fransızların kudurukluğunu sergilediler.

Canları yanınca da camiye sığındılar. Amerika’yı protesto ederken McDonalds’a sığınanlar kadar komiktiler.( Bu olay gerçek).

Ya cami görevlisinin şehadetinden medet umanlar? Camideki hal hareketler, haç işaretli doktor önlükleri, alkolden ayakta duramayanlar vs. her şey ama her şey kameralara yansımışken, görevlinin savcıya verdiği ifadede sabitken sadece görevli, bizzat içtiklerine şahit olmadı diye isyancıları aklamaya kalkanlar, yıllarca hacı Fettah aşağılaması yaptıkları görevliye, İstanbullu Hoca saygısı göstermeye başladılar (Bu mantığa göre başında doktor olmadan doğum yapan bir kadın, doktor ”görmedim” derse doğum yapmamış demektir. Doğum delillerinin bir önemi yoktur.).

Vurun Kahpe’ye masalı tarihe gömüldü. Sen ve bebeğin canlı şahidi.

Mühim bir mesele daha var. Acaba bu cürmü işleyenler normal hayatına devam edebiliyor mu? Eşler birbirine muhabbet gösterebiliyor mu? Gösteriyorsa senin çığlıkların o anın romantizmini darmadağın etmiyor mu? Anne babalar çocuklarını severken senin bebeğini hatırlıyor mu? Mesela bir yerleri acıdığında “Canım yavrum” diye koşup sarılabiliyorlar mı?

Duam senin bir an önce yaralarını sarman. Bedduam ise sana bunu yapanların seni unutamamaları. Unutmak için uyuduklarında rüyalarında görüp çığlık atarak uyanmaları. Ta ki ortaya çıkıp itiraf edene ve senden af dileyene kadar….
(1) Vurun Kahpeye romanının Yunan işbirlikçisi, yobaz imamı.

Kerime Yıldız
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız