Satranç!

Satranç!

Türkiye'yi ilgilendiren çok önemli gelişmeleri ne Gezi Parkı'ndan, ne Gündoğdu Meydanı'ndan, ne de Dolmabahçe'den anlayabiliriz! Napolyon "Bir ülkenin kaderini coğrafyası çizer!" demişti!

Haklıydı!

Ama yine de bizlere okullarda Türkiye'nin GERÇEK önemi ve değeri öğretilmezdi!

Ezberlediğimiz dağ, tepe, akarsu, göl ve kaya çeşitleriyle üniversiteleri bitirirdik!

Kazanamadığımız zaferlerle gurur duyardık!

Muhakeme yapma şansı verilmezdi! Zayıf taraflarımız gizlendiği gibi güçlü yönlerimiz de pek dillendirilmezdi. Dünyayı, Türkiye'den ibaret sanıp yolumuza devam ederdik!

Bu nedenle içeride ve dışarıda başımıza bela olan bütün gelişmelerin nedenini ANKARA'da arardık!

Oysa gerçekler bambaşkaydı! Yeryüzünde yalnız değildik! Muazzam bir satranç masası kurulmuştu. Burada kazanan yol alıyordu!

Nasıl mı?

Dönelim geriye...

Gezi'ye gelmek için şart çünkü!

Osmanlı DENİZDE kendini yenileyemeyince Portekiz ve İspanyollar öne çıktı. Dini arkalarına alıp açıldılar! 1494'te Tordesillas, 1529'da ise Zaragoza anlaşmaları ile dünyayı resmen ikiye bölüp paylaştılar!

Papa da bu imzaların atılmasında ombudsmanlık yaptı! Ancak bu güçler İngiltere, Fransa ve Hollanda'yı karşılarında buldu!

Avrupa içi mücadele başladı.

Zaten bütün amaç AVRASYA'yı, yani Çin'den Lizbon'a kadar olan hattı, kontrol etmekti!

Bütün imparatorluklar bu çerçevede kurulmuştu. Buraya hakim olan son sözü söylüyordu.

Fransa 1800'lerin başına kadar çok öne çıktı! Bu iki güçle her yerde mücadele etti!

Ama yapamadı. "Süper Güç" olmanın kıyısından döndü!

Alaşağı eden İngiltere'ydi. Dalgalara hükmeden Kraliyet donanması aklını denizlere taşıdı. Fransızlar'ın gerilemesinden sonra dünyaya egemen oldular.

1914'te sadece birkaç bin asker ve memurla milyonlarca kilometrekareyi ve 400 milyon insanı yönetiyorlardı! 1839-1842 yılları arasındaki AFYON SAVAŞI Kraliçe'nin mührünü her yere taşımasına yol açtı.

İngilizler'in yasadışı yollardan Çin'e soktuğu uyuşturuculara devlet el koydu. İngiliz tüccarların depoları basıldı.
Malları yakıldı. Bir sebep gerekliydi. O da bulundu.

Çinli bir kadını öldüren İngiliz'in yargılama biçimi krize dönüştü. Savaş başladı. Çin yenildi.

Bütün limanlar ve ticaret tamamen İngilizler'e geçti. Belki de yaptıkları en büyük savaş buydu! Genelde savaşmadan, akılla ülkeleri ele geçirirlerdi!

Roma'nın, Çin'in, Moğollar'ın ve Osmanlı'nın binlerce askerle yapamadığını onlar üç-beş bin kişiyle gerçekleştirirdi! Ve büyük güç olmaya soyunan tüm ülkeler gibi onların da hedefi AVRASYA'yı kontrol altına almaktı!

İçinde yer aldığımız coğrafya dünya nüfusunun yüzde 75'ini barındırıyordu.

Üretilen değerlerin yüzde 60'ını bu bölge karşılıyordu.

Enerjinin ve madenlerin 4'te 3'ü buradaydı!

Ayrıca geçiş yolları ve ulaşımın da merkeziydi!

Amerika bu bölgeyi dörde ayırmıştı! Tıpkı eski imparatorlukların yaptığı gibi... Türkiye GÜNEY cephesinin en önemli taşıydı!

Mısır'ın SÜVEYŞ ile birlikte küçük bir kısmı çemberin içindeydi!

Derin Amerika günün birinde yıkılırsa yeni gücün her zamanki gibi Avrasya'dan çıkacağını düşünüyordu. Bu nedenle bütün hamleleri buradaki muhtemel rakipleri "kontrol altına almak adına" yapıyordu! Büyük güç potansiyeli taşıyanları birbirinden ayırıyordu!

Mesela Rusya-Çin-

Türkiye ya da Rusya-Türkiye-Avrupa'nın ORTAKLIĞI onların sonu olurdu! Bunu biliyorlardı!

Gizli raporlarda GÜNEY bölgesinden "bir ülke" çok fazla ÖNE ÇIKMAMALI ifadeleri yer alıyordu!

Çünkü bu ülkenin yani Türkiye'nin kuracağı koalisyon her şeyi altüst ederdi!

Yapılması gereken Türkiye'yi ihtiyacından fazla ENERJİ ile buluşturmamaktı. Rusya, GAZ ile Avrupa'yı kontrol ettiği için yeni bir oyuna hazır değildi!

Çin'in petrolle ve gazla teması azaltılıp, Avrupa'nın ise bir kenara atılacağı gerçeği ortada duruyordu! Portekiz ve İspanyollar arasında KURULAN DENGE şimdi ABDTürkiye-
Rusya arasındaydı!

Ama Amerika işini şansa bırakmıyordu! Özellikle Türkiye'nin kullandığı İSLAM kartıyla milyonları etkilemesinden rahatsızdı.

Geleceği gördükleri ve DNA'mızı bildikleri için şimdiden önlem almaya çalışıyorlardı!

Küresel savaşta en çok zararı görecek olan AVRUPA da Türkiye'yi CUMHURİYET'le BATI'ya çekti! Amerika ile günün birinde yapılacak ortaklığın kendilerini ENERJİYE ulaşmakta zora sokacağını biliyorlardı!

Bu nedenle Türkiye kesinlikle Avrupa'nın yanında olmalıydı! Ama Kürtler'in varlığı ve İngilizler'le uzun geçmişi Almanya ve Fransa'yı korkutuyordu! Türkiye, 60 yıldır AB'nin kapısında bu yüzden bekliyordu!

Açıklayamadıkları buydu!

Avrupa'nın Bulgaristan'dan aşağı inemeyecek olması Türkiye'yi hedef tahtasına koymalarına neden oldu! Erdoğan onlar için gitmesi gereken isimdi! Zaten iki ağacın gölgesine toplananlar da aynı şeyleri söylüyordu!

İngiltere, Fransa ve Almanya Erdoğan'ı istemiyordu

Mursi'nin gidişi sürekli güçlenen Türkiye'nin frenlenmesiydi!

Osmanlı dışında kimsenin yapmadığını Erdoğan yapar da bütün Müslümanlar aynı bayrak altında toplanırsa herkes için felaket olurdu!

Büyük oyuncu kim olursa olsun GÜNEY cephesi önemliydi! Ve bunun tek sahibi Türkiye idi!

Kimse Ankara'yı karşısına alamazdı.

Ama arkadan sinsice yaklaşıp vururlardı!

Anlayacağınız Türkiye Ortadoğu'ya gittikçe hem Obama hem de kapısında beklediğimiz Avrupa rahatsız oluyordu!

Erdoğan ısrarla Türkiye'nin çıkarları için adım attıkça içerideki birileri üstüne gelip "sınırlandırma" operasyonu yapıyordu...

Birbirine hiç benzemeyen "yerli koalisyon"
Başbakanı kontrol etmek istiyordu! "Çapulcu yetiştirdiğimiz için mutluyuz!" diye pankart açan PROFESÖRLER de sloganla işi çözüyordu!

Türkiye böylesine garip bir ülkeydi!

Batı'nın topyekün saldırdığı BAŞBAKANA sahip çıkılacağı yerde üniversiteler ağaç gölgesinden dışarı adım atamıyordu!

Adamlar akılla gelirken bizim HOCALARIMIZ dünyayı TAKSİM'den ibaret sanıp "MAT" oluyordu!!

Aslında acı olan şuydu ki;

Müslümanlar hem dışarısını hem içerisini korkutuyordu!

Tencere tavayı eline alıp ülkeyi kurtaranlar bunu gözden kaçırıyordu!

Hep böyle olmuştu zaten!

Tehlike yine içerideydi!

ERGÜN DİLER
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız