Ruşen Çakır'ın Dev-Sol geçmişi

Ruşen Çakır'ın derin bağlantılarıyla ilgili yazı dizisine başlayan Yener Dönmez, yazısında Ruşen Çakır'ın Dev-Sol geçmişini deşifre etti..


Dev-Sol terör örgütünün Liseli Dev-Genç mensubu olduğu gerekçesiyle 1980'li yıllarda tutuklanan Ruşen Çakır, son günlerde terör örgütü PKK'yı ince işçilikli yazıları ile hırpalatmamaya çalışıyor.

"Terörist" yerine "militan", "terör saldırısı" yerine "eylem" terimlerini kullanan Ruşen Çakır, Suriyeli terörist Fehman Hüseyin'in "Bir polisin ölmesi için 50 sivili öldürebilirsiniz, Hiçbir önemi yok" sözüne rağmen, PKK'nın son sivil katliamlarının da "kazara" olduğunu savunuyor...

Yeni Akit Yazarı Yener Dönmez, Ruşen Çakır'ın derin bağlantılarını ve geçmişini deşifre etmeye devam ediyor.

İşte bugünkü yazısı;

İlk bölümü hayli ilgi çeken Ruşen Çakır’la ilgili yazı serimin bugün ikinci bölümündeyiz.
Çakır’ın son dönemdeki yazılarının ekseni BDP’nin itibarını artırmak ve PKK’yı hırpalatmamak üzerine kurulu.

PKK’lıları her zamanki gibi “terörist” değil “militan” olarak nitelediği 27 Eylül’deki yazısında, kadın bebek demeden sivilleri vuran saldırıları “kazara sivillerin ölümüne neden olan eylemler” olarak değerlendiriyor.

Terör saldırısı için seçtiği “eylem” kelimesi de PKK’yı bir sendika gibi legalleştirme çabası. Her hecesi her kelimesi ne kadar profesyonelce.

Bir sonraki yazısında ise BDP Lideri Selahattin Demirtaş’ın sivil ölümlerden duyduğu acının altını birkaç kez samimi şekilde çizdiğini pompalıyor Ruşen Çakır.

BDP’li vekiller Ertuğrul Kürkçü ve Sırrı Süreyya Önder’in TAK’a karşı çok açık ve sert tavır sergilediklerini yazılarının arasına sıkıştırmayı da unutmamış.

Tamamı manipülasyon.

Ben ortada açık ve sert bir tavır görmüyorum.

Anne karnındaki bebeği öldürmeyen, 4 genç kızı 200 yerinden delik deşik etmeyen, sadece birkaç saat gözlerin yanmasına neden olan gaz bombaları için Sırrı Süreyya Önder ortalığı adeta yıktı.

Televizyon televizyon dolaşıp “gaz” dedi başka bir şey demedi.
Adeta gırtlağını patlattı.

Anne karnındaki bebek için nerede bu tepkiler?

Çıkıp gaz bombası atan güvenlik güçlerine meydan okuduğu gibi PKK’ya meydan okusa ya. “Bize gaz atana ülkeyi dar ederiz” dediği gibi PKK’ya da “Size bu ülkeyi dar ederiz” dese ya...

Demez/diyemez...

Ruşen Çakır’a dönersek, hatırlarsınız seçimlerden önce Hopa’da Metin Lokumcu isimli emekli bir öğretmen Başbakan Erdoğan’ı protesto gösterilerinde kalp krizinden öldü.
Ruşen Çakır’dan Sırrı Süreyya’ya hepsi ortalığı yıkıp, “Lokumcu olayları yatıştırmaya çalışıyordu, gaz bombası atılarak kalp krizi geçirmesine neden olundu” dediler.

Hatta Kemal Kılıçdaroğlu evine kadar gitti.
Sonra olayın video görüntüleri ortaya çıktı.
Lokumcu, olayları yatıştırmıyor, polise kaya büyüklüğünde taşlar atıyordu. İsteyen habervaktim'den o videoyu bulabilir.

Polise kaya atan adam için NTV’den kopardığı yaygara, Vatan’dan yazdığı yazılar ortadayken, anne karnında öldürülen bebek için tek satır yazmayan, PKK’lıları hâlâ masumlaştıran Ruşen Çakır artık iyice deşifre olmuştur.

Ama ben onu muhiplerinin gözünde de bitirecek noktaya geleyim.
Herkes gerçekleri bilsin.

Ruşen Çakır, Dev-Sol terör örgütünün Liseli Dev-Genç mensubu olduğu gerekçesiyle bir örgütsel buluşmaya gittiğinde 8.2.1981’de yakalanmış, 22.4.1981’de tutuklanmış.
Emniyet ifadesinde, Liseli Dev-Genç mensubu olduğunu kabul ederek faaliyetlerini anlatmaya başlamış.

Bülbül gibi arkadaşlarının isimlerini verdikten sonra Emniyet, Ruşen Çakır’ı savcılığa sevketmiş.

Çakır burada emniyetteki ifadelerini reddetmiş.
Bu o yıllarda polisin yoğun kullandığı bir yöntemdi.
Örgüt mensubundan gerekli bilgileri aldıktan sonrası önemli olmazdı.
Bu tip konuşanların zarar görmemesi için de “savcılıkta reddetme” yöntemi uygulanıyordu.

Peki Ruşen Çakır, Emniyet’te hangi arkadaşlarının isimlerini verdi?
Bunun için yerim kalmadı...

O isimleri bir dahaki yazımda vereyim ama Ruşen Çakır’ın örgütteki kod ismini şimdiden açıklayayım: KEMAL
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız