Mısır'daki beyinsizler

Mısır'daki beyinsizler…

90 milyonluk bir ülkenin vatandaşı iseniz ve uzun yıllar diktatörlük altında idare edildikten sonra yöneticilerinizi kendiniz seçeceğiniz bir vasata kavuşmuşsanız, işiniz zordur.

Zordur, çünkü bu işi yıllardan beri yapmakta olan ülkelerin halkları bile, çoğu zaman kimin kendilerini daha iyi idare edebileceği konusunda doğru kararlar verememektedirler.

Ancak, Mısır daha diktatörlük döneminde bile doğru ile yanlışın birbirinden kolaylıkla ayırt edilebileceği bir yapı arz ediyordu. Dolayısıyla Devrim sonrası, ülkeyi kimin ya da kimlerin daha düzgün idare edebileceği konusunda insanların çoğu açısından ciddi bir bilgi birikimi vardı.

Ekonomi ile çok uğraştıklarından askerliği unutmuş yüksek rütbeli ordu mensupları, aslında ekonomiyi de bilmediklerinden ülkenin kaynaklarının hoyratça kullanıldığı, azıcık ilgi duyan herkesin malumu idi mesela. Dolayısıyla kısa vadede olmasa da, orta ve uzun vadede ordunun ekonomi üzerindeki kontrolünü azaltıcı adımlar atılması şarttı. Mısırlıların, kendilerini yönetecek olanların bu yönde adımlar atmasını teşvik etmeleri ve bunu yapacak kadrolara destek olmaları kaçınılmaz bir durumdu yani.

Sadece Kral Faruk döneminde değil; Nasır, Sedat ve hatta Mübarek döneminde bile, memleketteki gidişatı kendi arzu ettikleri yöne çevirmenin bir yolunu hep bulan yüksek yargı mensuplarının, oluşturdukları kast yapısı ile memleket menfaatine atılacak adımları en büyük engelleyicisi konumunda olduğu da, yine azıcık bilgi sahibi olan herkesin bilgisi dahilindeydi. Yargı, mutlaka ve evleviyetle ıslah edilmesi gereken yapılardan birisi idi.

Diktatör ve çevresi ile aralarını hoş tutarak, memleket ekonomisinin ordunun boş bıraktığı alanlarını dolduran ve bu arada medyanın önemli bir kısmını da ele geçiren belirli bir sermaye grubu, Mısır'ın gelişmesi ve ilerlemesi hedefinden çok, kendi karlarını aziz bilen insanlardan oluşuyordu.

Petrol, doğalgaz gibi enerji kaynaklarının yanında, madenler ve limanlar üzerindeki yabancı hakimiyeti, Mısır'da oluşturulmuş sistemin diyeti olarak verilen imtiyazlarla sürdürülüyor; ordu, yargı, sermaye ve medya, kendilerine layık görülen kemiklerden memnun oldukları için de; bu gidişe dur demeye kalkacaklar, daha baştan onları karşısına almaya mecbur kalacaklar demek oluyordu.

Mısır'da diktatörü göndermenin, sistemin bundan sonra sağlıklı işleyişi için yapılacak tek şey olduğunu zannedenler vardı şüphesiz. Ancak bunun ilk adım olduğunu ve bundan sonrasının kendiliğinden oluşmayacağını; işlerin düzelebilmesi için ülkeyi sarıp sarmalamış menfaat çarklarının birer birer kırılması gerektiğini bilenler de vardı.

Mısır'ın zenginliklerinin, ülkedeki bir avuç mütegallibenin ve onlarla işbirliği yapan yabancıların tasallutundan kurtarılması için gereken her türlü adım, mümkün olduğu kadar çabucak hem de, atılmalı idi…

Yargı, normal bir işleyişe kavuşturulmalı, ordunun ekonomi üzerindeki kontrolü tecridi bir şekilde azaltılmalı; petrol, doğalgaz, madenler ve limanlarla alakalı mevzuat, Mısır'ın haldeki ve gelecekteki çıkarları esas alınarak düzenlenmeliydi…

Eh, madem ki yapılması gereken şeyler vardı; parlamentosuz, anayasa komisyonsuz, şurasız… kalsa da, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, yapılması gereken şeyleri yapabilmek için harekete geçmeliydi ve geçti…

Yargının güçlerini budamak, ordunun ekonomik imtiyazlarına mani olmaya kalkışmak, yabancıların işlettiği petrol, doğalgaz, madenler ve limanlar konusunda Mısır'ın çıkarlarını gözeten mevzuat düzenlemeleri yapmaya kalkışmak…

Bu türden adımların, Mısır'ın zenginliklerini sömürenlerin iyi çalışan beyinlerini harekete geçireceği kaçınılmazdı: Beklenen oldu ve Mısır'ın iyi çalışan beyinleri, ‘Mısır'ın beyinsizlerini' sahneye sürdü…

Mısır için, Mısırlılar için çalıştığı ve bundan sonra da öyle çalışacağı belli Cumhurbaşkanlarını; enselerinde boza pişirmeye bundan sonra da devam edecekleri kesin olan ordu, yargı, işbirlikçi sermaye ve yabancı güçlere teslim ettiler…

Şimdi ağızlarına sürülen birer parmak balla avunuyor Mısır'ın beyinsizleri… Meydanları doldurup Cumhurbaşkanlarını isteyenleri ise görmezden gelmeyi tercih ediyorlar…

Mısır'ın yeni hakimleri de, eskiden oluşturdukları sistemi, kendilerine daha yarayışlı ve dış güçlere daha iyi hizmet edebilecek bir hale getirmek için uğraşıyorlar…
Çok yakın bir zamanda, uyutarak meydanlara sürdükleri beyinsizlerin de karşılarına çıkacaklarını iyi biliyorlar çünkü…

Ekrem Kızıltaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız