mısır ordusu ne yaptı

Mısır ordusu ve yargısının durumunu bilmeden ve onların yaptıklarına azıcık da olsa hak verir bir edayla konuşanlara ise herhalde ‘zırcahil' demek gerekecek.

Mısır, Mısırlılar, eski rejimin kalıntıları (fulul), Müslüman Kardeşler; Mısır yargısı ve ordusu gibi, ülkeyle ilgili konulara tam manasıyla Fransız olan birilerinin, kameralar eşliğinde uzatılan mikrofonlara, hem de ciddi ciddi: “Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir” şeklinde ahkam kesmeleri, ilgi çekici bir durum… Bu sözün hiçbir anlamı olmadığını söylemeye gerek yok tabii ki. Çünkü ‘demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir' sözünün Mısır kadar anlamsız kaçacağı bir başka ülke herhalde yoktur.

Başka hususların tamamını bir kenara koysak da; sadece ordunun ve yargının durumunu hesaba katmak kaydıyla, Türkiye'den Mısır'a bakarak bu sözleri sarf edene en azından ‘cahil' demek gerekir.

Mısır ordusu ve yargısının durumunu bilmeden ve onların yaptıklarına azıcık da olsa hak verir bir edayla konuşanlara ise herhalde ‘zırcahil' demek gerekecek.

Düşük vergi ve düşük ücretli -hatta ücretsiz- istihdam imkanları ile emlak alım satımı, enerji, elektronik, temizlik, eğlence, gıda ve sanayi sektörlerinde faaliyet gösterip, ülke ekonomisinin en az %25'ini (belki de %40'ını) kontrol eden bir ordu, yani Mısır ordusu, bu pozisyonunu kolay kolay terk eder miydi?..

‘Etmezdi' dediğinizi duyar gibi oluyorum…

Tam masasıyla bir kast sistemi gibi çalışan ve 50 senedir devletin diğer bazı önemli kurumlarıyla beraber oluşturdukları yolsuzluk ve kötü yönetim bataklığını sürdürmek derdinde olanların üst yönetiminde olduğu bir yargı var Mısır'da.

Halk iradesiyle seçilen parlamentoyu fesh eden, ülkenin yeni Anayasa'sını oluşturma sürecini yürüten Anayasa Konseyi'ni tanımayıp, faaliyetlerine engel olan, Şura Meclisi'ni lağveden, Cumhurbaşkanı'nın kararlarını tanımaya yanaşmayan Mısır yargısı; yapmayı düşündüğü icraatların mahkemelerce önlenmesine karşı tedbirler almak üzere olan bir yönetimin, daha fazla işbaşında kalmasına göz yumar mıydı?..

‘Yummazdı' diyorsunuz galiba…

Tahrir ve diğer meydanlara çıkarılıp: ‘Mursi istifa' diye bağırtılan kalabalıklar, ‘ticarete o kadar daldılar ki, askerliği unuttular' şeklinde değerlendirdikleri komutanlar elinde bulunan ordunun ekonomik alandaki hükümranlığının devam etmesi için orada değillerdi…

Ya da; yıllardan beridir eş-dost-akraba sarmalında oluşturulan bir kast yapısı arz eden ve ülke insanının lehine olacak her türlü girişimi baltalayan yargının jüristokratik yapısının devam etmesini arzu ediyor da değillerdi meydanlardaki kalabalıklar, tabii olarak…

Ancak, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin askeri bir darbe ile devrilmesinin en önemli sebeplerinden birisi, ordunun ekonomik alandaki hükümranlığını kaybedeceğinden korkması; diğeri de oluşturduğu jüristokrasi (yargıçlar saltanatı) sistemi, yönetimin müdahaleleri ile sarsılmaya başlayan yargının telaşa kapılmasıdır…

Mursi'nin işbaşından uzaklaştırılmasını isteyen iç ve dış birçok mihrak vardı muhakkak. Ancak, kısa sürede gelen askeri darbe, bir şekilde ikna edilerek meydanlara salınan kalabalıkların omuzlarına basılarak gerçekleştirildi.

Daha önce haksızlık ve adaletsizliğe isyan etmek için toplanan kalabalıklar, şimdi de haksızlık ve adaletsizliği sürmesi gerektiğini düşünen çevrelerin oyununa gelerek doldurdular meydanları. Sebep oldukları neticenin, kısa sürede karşılarına acı faturalar olarak çıkacağı kesin. Bunun farkına vardıkları zaman çıkabilecekleri bir meydan bulup bulamayacaklarını ise zamanla göreceğiz.

İşin özeti şu: Dolduruşa gelip meydanlara yığılanlar, kendi ayaklarına sıktılar!..

Ekrem Kızıltaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız