Kaç polis intihar ederse Hürriyet rahatlar

Kaç polis intihar ederse Hürriyet rahatlar?

'Ergenekon'un amiral gemisi' Gezi olaylarından beri mütemadiyen polis üzerine 'çalışıyor.'

Öyle alelade değil ama, 'psikolojik harp' stratejisi uyguluyorlar.
Polisin, Türkiye Cumhuriyeti polisi değil de AK Parti'nin polisi olduğu imajını yerleştirmek için öyle hokkabazlıklar yapıyorlar ki, aklınız durur.

Her fırsatı değerlendiriyorlar, fırsat bulamazlarsa da üretiyorlar.
Taksim'de esnafın dün yaptığı açıklamayı, 'Polisin Mini Cooper araçlarla açıklamayı takip ettiği görüldü' şeklinde verdiler.
Nedir bu Mini Cooper vurgusu? Neden gözümüze sokulmak isteniyor?

İki nedeni var:

Birincisi, 'Gezi eylemcilerine TOMA, esnafa Mini Cooper' algısını yerleştirmek.

Zaten sosyal medya da bu algıyı şappadak 'satın aldı.'
Maksat şu: Gezi olaylarından dolayı mağdur olduğunu söyleyen (dolayısıyla da otomatikman AKP'li sayılan) esnafın kayırıldığı, yani polisin çifte standart uyguladığı algısını yerleştirmek.
Piyasada sürüsüne bereket 'orantısız zeka' var nasılsa; esnaf açıklamasıyla, Taksim'i 17 gün işgal edenlerin eylemlerini bir tutmakta zorlanmayacaklardır.

İkincisine gelince?

'Orantısız zekalar' için tastamam adrese teslim algı: 'Gezi olaylarını bastırmanın 'ödülü' olarak AKP'den Mini Cooper'ları kapmışlar.'

Ne de olsa bilinçaltı hazır:
'Kömür makarnayla seçmeni kafalayan AKP, Mini Cooper'la da polisi kafalıyor işte?'

Ulan oğlum siz kaç yılda bir Taksim'e çıkıyorsunuz?

Gezi olaylarından önce Cadde-i Kebir'de hiç volta atmadınız mı?

Mini Cooper polis arabalarının 2010 yılından beri oralarda zırt pırt dolaştığını görmediniz mi?

Dedim ya, Ergenekon'un amiral gemisi fırsat bulmasa da üretir.

Hele bir Ayşe Arman'ları var ki, acayip üretken.

Bulmuş 4 adet sahte çakma polis memuru, hepsini birden arkasına alıp bi güzel de poz vermiş; sonra kaktırmış bir röportaj ki, olursa o kadar olur.

Polislerden biri, 'Canavarlaştık, insanlıktan çıktık, polislikten tiksindik, emniyette hukuk yok, halkın bize öfkesi birken bin oldu' derken, diğeri 'Elbette orantısız güç kullandık. Aksini kim iddia edebilir. Emniyette hukuk yok, bize böcek muamelesi yapılıyor...' diyor.

Ayşe soruyor: 'Suçluluk duyuyor musun?..'

Cevap şu: 'Duymayan insan değildir?'

'O sırada hadi aslanlarım diyen oldu mu' sorusuna da, 'Olmaz olur mu mehter marşı bile çaldılar' cevabı veriliyor.

Ayşe öyle coşmuş ki, Kılıçdaroğlu'nun Gezi olayları sırasında polise yaptığı çağrıyı aynen soru kalıbına dökmüş: 'Bu emir kanun dışı, uymuyorum diyebiliyor musun?'

Aferin Ayşe, sendeki zeka kimsede yok; hele şu sorun yok mu beni hepten tüketti: 'Sen Gezi'dekilerin dış mihrak olduğuna inanıyor muydun?'

Polis de bu 'orantısız zeka' sorusuna şaşırıyor tabii: 'Hayır.
Çünkü kendi arkadaşlarım da vardı aralarında.

Telefonlaşıyorduk.
Neredesin diyordum, parktayım diyordu..'

'Dış mihrak' olması için bizzat katılanların 'dışardan' gelmesi gerekiyordu herhalde. İyi de ona 'dış' denir, 'mihrak' nerde kaldı birader? Neyse geçelim, biz bu orantısız zekalarla baş edemeyiz.

İntihar kısmı hepsinden enteresan

Polis: 'İntihar ediyoruz?'
Ayşe: 'Amirleriniz ne diyor?'
Polis: 'İntihar etmeyin oğlum diyor?'

Hürriyet gazetesi, bir süredir sistemli bir şekilde Gezi olaylarından dolayı polislerin üst üste intihar ettiği haberlerini 'yayıyor.'

Uzun lafın kısası, Gezi olaylarına müdahale eden polisin psikolojisinin bozulduğu algısını yerleştirmek için her fırsatı değerlendiriyorlar.

Ne zaman nasıl rahatlarlar, bilemiyorum!

Mesela, yarın saat kaçta, kaç polis, Hürriyet gazetesinin önünde törenle intihar ederse rahatlarlar?

Benim bildiğim şudur: Nasıl ki Tahrir'den darbe üretildi, aynı şekilde burada da darbe üretilecek ortamı sonuna kadar zorlayacaklardır.

Buna en büyük engel olarak polisi görüyorlar.

Onun için polisi psikolojik olarak yıpratmak iş göremez hale getirmek istiyorlar.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız