Havaalanı baklası ve Muhammed Mursi

Havaalanı baklası ve Muhammed Mursi


Bu kadar debelenme sonrasında eski zihniyet nihayet ağzındaki zehirli baklayı çıkararak İstanbul’a yapılacak yeni havalimanı projesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’ın yolunu tuttu: “İstemezük... Havalimanı da, köprü de, yerli otomobil de istemezük...”

Bak sen şu işe, şu şaşkınlığa, ülkesinde yatırım istemeyen şu adamlara bak...
Ne derler... Ayak takımı, kafasız, seviyesiz, yeteneksiz, beceriksiz, görgüsüz...
Yine o birileri yok ormana zarar verdin, yok çevreyi kirlettin bahaneleriyle ortamı gererek Gezi Parkı sonrası ikinci bir “garp cephesi” açmak için başa oynuyor.
Birinci cephe tutmadı, ikinci cephe...
Adamlar tarihten beri hayalî cephelere meraklı.
Kurarlar milletin karşısına bir cephe, çakma kahraman olurlar!
Bu coğrafyada neler oluyor derseniz tablo ortada.
Geçen haftaki “İran Türkiye Gerçeği” başlıklı yazımda söylemiştim.
Siyonizm’in hedefinde o bu değil, toptan Müslüman ülkeleri sömürmek vardır.
Kendiliğinden uyanıp da diktatörlere karşı ayaklanmadan erken uyarı sistemiyle halkı “Arap Baharı” adı altında sokağa dökmelerinin altındaki hinlik, takındıkları tavırlarla belli oluyor.
Mesajın aslı şu: Eski düzenin de yeni düzenin de söz sahibi biziz.
O yüzden içlerine sindiremedikleri Mısır’ın başı Muhammed Mursi, şu an itibariyle topun ağzında. Hatta Müslüman Kardeşler Teşkilâtı şehit Seyyid Kutup sonrasında ikinci bir tehlike ile karşı karşıya. Bu tehlike biraz da işbaşına geçenlerin yaptıkları hatalarla alakalı.
Kadro ve ekip olmayınca kuracağın devlet çatısı gecekonduya benzer, en ufak bir sarsıntıda mülk de gider ev de gider. İşte gördük, ilk hamlede hemen istifayı basıyorlar.
Bu da gövdeyi temelden sarsmaya yetiyor.
Mursi’nin beş bakanı ilk anda istifasını verirse, bu demektir ki Mursi, bizimkiler gibi mezara kadar olanlarla değil, pazara kadar olanlarla yola çıktı.
Ödünç ata binen yarı yolda inermiş...
Biz yine de Mursi için dualarımızı eksik etmeyerek söyleyeceklerimizi de söyleyelim.
Ortadoğu’da tarih bir sefer daha yazılıyor.
Anadolu’yu kasıp kavuran Haçlı sürülerinin bir benzerini daha şu anda Ortadoğu coğrafyası yaşıyor. Her Müslüman ülkede ya işgal veya ajanların başını çektiği ayaklanmalar var.
Batılı ülkeler huzurlu, Müslüman ülkeler huzursuz.
Sebep sözde özgürlük.
Tanzimat sonrası Osmanlı aynı argümanlarla yıpratılmak suretiyle parçalanmıştır.
Ülkemiz için kalkınmayı uygun görmeyen yerli ve yabancı sermayenin meydanlara taşıdıkları sloganlar “Halka özgürlük”. Deseniz ki yatırımlarla özgürlüğün ne alakası var?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile görüşme yapılırken ne demişlerdi?
“Havaalanı da istemeyiz, köprü de istemeyiz, yerli otomobil de istemeyiz.”
Ya?
Sömürülmeye devam!
Hiç şaşırmayalım, İslam düşmanları ittifak halinde hareket ediyor.
Haçlılar, kalkınmış bir Müslüman ülkesi görmek ister mi?
Diyorlar ki; “Hem Türkiye hem de Mısır şeriatı getirecek, yani eski haşmetine dönecekler...”
İşte Suriye’nin başına gelenler bundan.
Arap Baharı’nın fitilini ateşleyenler sonradan baktılar ki işin içerisinde İslamiyet var, hemen yan çizdiler. Ayaklanma kıyıma döndü...
Görüyorsunuz ki Siyonistler bu acı manzaraları keyifle seyrediyor.
Hatta kendileri daha vahşisini yaptıkları halde sana diyorlar ki; “İsyancılara karşı orantısız güç kullanma.” Derler ya, şeytan sazın neresinde....
O yüzden, “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” İlahi buyruğuna en çok muhtaç olduğumuz bir zamandayız. Bu havada çerez hesabı yapanların imanından şüphe ederim.
Gözle görülüyor ki ülkenin âfakını kara bulutlar sardı.
Öyle iken biz şimdi oturup mezhep, cemaat, ırk kavgası mı yapacağız?
Yaparsak Allah bunun hesabını bizlerden sormaz mı?
Mısır kıyamını destekleyen ABD görüyoruz ki şu anda yan çizdi.
Obama, İsrail’in telkinleriyle Muhammed Mursi’ye 48 saat süre veren Mısır ordusunu destekliyor. Bizde de aynısı olmaz demek değildir, bu kolonlar pek sağlam görülmediğinden her an her şey olabilir. Siyonistlere asla güvenilmez.
Onların kullanma tarihleri var, bitince siler atarlar
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız