Ey Hak köleliği yerine Kul köleliğini savunan acizler

Ey; Hak köleliği yerine 'Kul' köleliğini savunan acizler

Ne kadar da illa edep, illa edep desek de, edebin ne olduğundan bîhaber gençlik, hem edep ister hem CHP der..

"Parti" adı altında kurulmuş, geçmişteki oligarşik hükümdarlığı peşinde; kimliksiz, şahsiyetsiz, burnu; kendilerinin yarattığını sandıkları kaf Dağı'nda, aynı Üstad'ın söylediği gibi zaferleri için vatanı satmaya hazır, tüm bu uğurdaki güçlerin uşağı olmaktan utanma adında hiçbir kırıntı hissedemeyen zavallı CHP ..

Hiç düşünmek için en ufak bir dürtü hissettiniz mi, İsmet İnönü hatıralarında neden dil devrimi için, gençliğin geçmişle bağlarını koparmak zorundaydık diyor, ve neden eski ilme dair ne varsa yok olmalı yeni eğitim de bizim kontrolümüzde olmalı diyor?

CHP kontrolündeki diyanet işleri Peygamber efendimizin hayatının yayınlanmasına izin vermeyerek gerekçe olarak gençliğin dine yakınlaşmamasını gösterdi! Din, İslamiyet, Allah, peygamber bu değerlerin gençlikten kopması için bu değerlere küfredilmesine bile razıydı! Ve hala razı! Fazıl Say için düşünce özgürlüğü konusunda ısrar eden bu zihniyet , hadis tercümesi yaptı diye Üstad'a ömür boyu eziyet çektirmekten bir an bile tereddüt etmedi! Şimdi soruyorum; hangi "akıl", hangi "zihniyet" bana bu partinin iktidarının lehimize olacağını iddia edebilir?

Ne kadar da illa edep, illa edep desek de, edebin ne olduğundan bîhaber gençlik, hem edep ister hem CHP der.. Ne CHP'nin siyasi ideolojisinin temelinin farkında olan, ne de edebin İslam ahlakı olduğundan habersiz olan gençlik nasıl bir ikilem içinde olduğunu farkına varamadan, bu konularda cahilce savunmaya girmekten hiç tereddüt etmez!

İslam ahlakına en büyük darbeyi, onu öğrenebilecek dilimizi ortadan kaldırarak ve tefsirlerin yayınlanmasına engel olarak vuran bu zihniyet, halk için en büyük iyiliğin İslam ahlakı olduğunun üstünü kırmızı kalemle çizerek, bizi iyiliğin ve güzelliğin yakınına bile yaklaştırmamakta, ve bunu da sonuna kadar savunmaktadır!

İçkinin kontrolsüzlüğüne karşı dilekçe veren bazı insafa gelme mücadelesi verenleri de , bu mücadelede saf tutanların ismini de aynı kırmızı kalemle çizmekte, bir bir karalayarak olmadık suçlar atfederek içlerinde barındırmamaktadır. Bugünkü muhalefet nasıl da özüne dönüşmüştür ki, aynı mücadele içinde tarihindeki örnek alınabilecek en kötü noktayı kendine çıkış noktası alarak "halk" için mücadelesine devam etmektedir!

"Sen Elif'i bilmez isen, bu nice okumaktır.." Der Yunus .. Okuma oranının yükseldiğini gösteren istatistikler, moda mankenlerin çıkarttığı kitap sayısının satış oranlarıyla doğru orantılı olursa, Yunus'un sözünün ne kadar da yerinde olduğu aşikardır! Sözde Okudukları halde, İslam ahlakından bîhaber gençlikler çoğalmaktaysa, "kitap" tan kastın ne olduğunu da bir anlamak lazım gelir.

Herşeyin çok şükür konuşulur hale geldiği günümüzde, okuduklarını iddia ettikleri halde hala nasıl olur da bu kadar acizce ve zavallıca tartışmalar içinde olabilirler, anlamak mümkün değil!

Ey Allah'ın kulu, dine ve İslamiyet'e karşı olduğunu savunmaktan bir an bile durmadan, ağzındaki tek söz " sorgusuzca bağlanmak, itirazsızca kabullenmek" oluyorken, bizim Allah'a sorgusuz sualsiz teslimiyetimiz, sözde sizin iyiliğiniz için zararlıyken, bir de şu açıdan değerlendirmek lazım; sen ki CHP zihniyetine sorgusuz sualsiz bağlanarak, itirazsızca kabullenerek, kanının son damlasına kadar bunu savunurken ve bunun faydalı olduğu iddiasında bulunurken; sana çocuğunu bağışlayan, yediğini, yemediğini hesapsızca veren, sabaha uyanmanı, geceye uyumanı bahşeden, sana çay getiren garsona teşekkür ederken, sana bu kadar lütuf sunan yaradana hiç bir an şükretmemeni affeden, yine veren yine veren, her başına gelen talihsizlikte varlığından şüphe duymana rağmen yine bağışlayan yine bağışlayan yaradana bağlılık nasıl zararlı olabilir?

Sen her gün işlediğin günahın için tövbe edip affedilirken yaradanın merhameti nasıl sizin zararınıza olabilir?
Maymundan gelme yalanını böbürlenerek kabullenmek yerine, makinelerle tırnağını bile yapamayacağın çocuğunu sana veren Rabb'ime şükretmek nasıl zulm gelir?

Müslümanlığın araştırmadan uzak olduğu için ilerlemeye engel olduğunu savunan zihniyet, nasıl olur da hiçbir tetkike ihtiyaç duymadan, iyisini kötüsünü okumadan, detaylı araştırma yapmadan sadece partisi olmaz dediği için olmaz der! Ve bunu yaparken Rabb'ine sorgusuz sualsiz teslim olanları eleştirme haddini kendinde bulur?
Ey Allah'ın kulu, içinde bulunduğun acizliği görmeden, bizim yaşadığımız cenneti eleştirme haddini kendinde bulan zavallı zihniyetin zavallı mağdurları!! Sen, kendi varlığının sebebini görmezden gelen, geldiği soyunu sopunu inkar eden, oy kullanmayı beceremeyip; kullanılan oylara talip olan, en ufak bir şahsiyet kırıntısı sergileyemeyen bir Allah'ın kuluna köle olmuşken, biz ; senin sahibinin yaradanına kul olmuşuz, köle olmuşuz , teslim olmuşuz da , biz mi sizi geriletmişiz!
Düştüğü komik durumu farkına varamayan veya varıp da inkar eden zavallı zihniyetin zavallı mağdurları, aramızdaki fark işte bu kadar açık!
Ve işte bu kadar büyük!
Hala analayamadınız mı?
Siz bir oyuncak elinizde,onu üreten fabrikadaki işçinin kölesi olmuş, öbür oyuncaklardan bîhaber, geh geh gerinirken, biz fabrikayı yapan ilahi kudrete köle olup, sadece sessiz sedasız size gülüyoruz! Biz gerçek hayatı yaşarken, siz elinizdeki oyuncaktan zannettiğiniz dünyanızda bir çocuk acziyetinde debelenip duruyorsunuz! Çocuk ki gönül gözüyle görmeye muktedirken, siz o şerefe bile erişemediniz!

BAB I ADİ TİPİNE

Üstüme söverek gel, bayılırım; fakat sövmen bir fikir öfkesine, bir düşünce sinirine bağlı olsun...
Böyle gelebiliyor musun?
Sen, yalnız kendine oyuncak edindiğin mukavva dünya içinde sahte gerçekler imal edip bunları insanlara yutturmaktan anlıyorsun!
Güvenle gel, biterim; öyle ki; hiçbir desteğin olmasa da güvenindeki heybet bana yeter!
Böyle gelebiliyor musun?
Sen yalnız, Arslan'ın iki ayağı arasına sığınıp, faaliyetine engel gördüğü kediyi rapor eden sıçana benziyorsun!
Fikrin yok, hakikatin yok, bilgin yok, ihlâsın yok, güvenin yok; ve düşün, bunlardan tek tek pay almış olarak ne çapta ahlakın yok!
Böyle olunca, işte böyle perişan olur; ve kalemini vücudunda en uygun kılıfa sokup, suspus oturursun!
Darısı Babıâli yokuşundan inip çıkarken bâb ı âdi kulübesi sakinlerine mahsus bir eda takınanlara .. (22 Ocak 1962)

Şeyma Kısakürek Sönmezocak
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız