Erdoğan'a baktıklarında Abdülaziz korkusunu yaşıyorlardı! Bu nedenle ısrarla SULTAN ve DİKTATÖR vurgusu yapıyorlardı

Erdoğan'a baktıklarında Abdülaziz korkusunu yaşıyorlardı! Bu nedenle ısrarla SULTAN ve DİKTATÖR vurgusu yapıyorlardı!

Heykel!

Bugünü anlamak için bazen en güzel yol geriye, hem de oldukça geriye gitmektir!

Belki bu sayede GEZİ'yi doldurup, Dolmabahçe'yi basmaya kalkanlar bir an olsun "Biz ne yaptık yahu!" diye düşünürler!
Aktörleri, figüranları, hesapları, çıkarları ve mücadelenin taraflarını bilirseniz geçmişle şimdiki dönem arasında bir fark olmadığını görürsünüz.

Tek yapmanız gereken AKILLI olmak ve atılan her adıma dikkat kesilmek!

Dönelim geçmişe!

Mısır Valisi Said Paşa, Fransız mühendis Ferdinand de Lesseps'e 1854'te hazırlattığı Süveyş Kanalı projesini onaylaması için Osmanlı hükümdarına sundu!

Dönemin en çılgın hamlesiydi!

İki deniz yani Kızıldeniz, Akdeniz'e bağlanacaktı! Akıl alır gibi değildi. Bir hamleyle İNGİLİZLER'in Akdeniz ve Hindistan'daki hakimiyetleri bitecekti.

Proje duyulur duyulmaz Kraliçe ve adamları, Padişah'a büyük baskı yapmaya başladı!

Abdülaziz'e resmen nefes aldırmıyorlardı!

Kanala para akıtacak şirket Fransızdı. Hidiv Said Paşa startı verip inşaatı başlattı. Bu, İstanbul'a İngilizler'in tamamen çökmesine yol açtı! Abdülaziz bir yandan projenin durmaması için çalışıyor, bir yandan da İngiltere'yi frenliyordu! Bu oyun tam 12 yıl sürdü!
Derken Said Paşa ansızın öldü!

Proje tehlikeye girdi! Çünkü yerine gelen İsmail Paşa, İngilizler'in dümen suyundan çıkamazdı! Sultan'dan çok Kraliçe'ye yakındı.

Ancak hem Fransızlar'ın hem Padişah'ın baskısıyla işler bir süre sonra tekrar yoluna girdi. Osmanlı ŞİRKETİN büyük hissesine sahip oldu.

Ölen Said Paşa'nın Fransız mühendis Lesseps'ten istediği ve anlaşmaya koyduğu çok ilginç bir detay vardı! Paşa, kanalın Akdeniz'e açıldığı noktaya dev bir HEYKEL dikmek istiyordu!

Heykel, firavun döneminin giysilerine bürünmüş bir kadın olacak ve elinde de MEŞALE bulunacaktı! Asya'nın ışığının Mısır'dan geldiğini anlatmak için! Paşa ve mühendis, Fransa'nın tanınmış heykeltraşlarından olan Frederic Auguste Bartholdi'ye "Bu işi senin yapmanı istiyoruz" diye teklifte bulundular! Para da, Sultan'ın kesesinden gelecekti!

Anlaştılar!

Bartholdi hemen işe koyuldu!

Heyecanla çalıştı. Birkaç yıl içinde HEYKEL dikilmek için hazır hale gelmişti! Marsilya'da gemiler, parçaları Mısır'a taşımak için talimat bekliyordu!

İsmail Paşa, yani rengini en başta belli eden şahıs, son anda kararından dönüp Müslüman bir ülkede heykel yanlış anlaşılır diyerek Lesseps'e "Heykeltraş eseri buraya getirmesin!" dedi!

Mühendisin yalvarıp yakarmalarına rağmen İsmail Paşa sözünden dönmedi! Akdeniz'e uzanacak olan heykel bu karardan sonra Paris'te bir depoya kaldırıldı!

Kanal muhteşem bir törenle heykelsiz olarak açıldı.


Aradan 20 yıl geçtikten sonra Fransa, ilişkilerinin pürüzsüz olduğu Amerika'ya bir jest yapmak istedi.

"Ne versek Amerikalılar hoşlanır?" diye düşündüler ve Bartholdi'nin kapısını çalmaya karar verdiler...

Bartholdi gülümsedi! Çünkü istedikleri heykel depoda hazır bekliyordu! Amerikalılar, heykelin New York'un hemen girişindeki adalardan birine yerleştirilmesini istedi.

Bartholdi, etüd için New York'a gitti. Gelir gelmez de işe başladı! Ve Paris'e dönüşünde yeniden start verdi.

Bakır ve çelikten yaptığı heykeldeki bazı pürüzleri Paris'e kendi adıyla anılan bir kule dikmiş olan Gustave Eiffel ile beraberce çalışarak giderdi.

1884 Haziran'ında heykel Fransız hükümetine teslim edildi.

Bartholdi, heykelin yüzünü tamamen değiştirmiş ve metale annesi Charlotte'in silüetini işlemişti.

350 parçadan oluşan heykel 'İsere' adındaki bir Fransız gemisine yüklendi.

4 Kasım 1885'te New York'taydı.

Heykelin coşkusu kaide için bağış kampanyasının başlamasına neden oldu! İlk bağışı Macar göçmeni olan ve 'World' adında bir gazete çıkartan Musevi Joseph Pulitzer yapmıştı!

Verdiği para 100 bin dolardı! Bu Macar göçmeni, daha sonra gazetecilikte dünyanın en büyük ödülü sayılan 'Pulitzer'in de isim babası olacaktı.

Bir elinde hukuku simgeleyen KİTAP bir elinde de özgürlüğün sembolü meşaleyi taşıyacaktı!

Heykele Singer dikiş makinelerinin kurucusu Isaac Singer'in dul eşi Isabelle Eugenie Boyer modellik yapmıştı.

Her ülkeyi derinden etkileyen bu heykelin küçük kopyaları Osaka, Priştine, Pekin, Nevada, Güney Dakota, Bordeaux ve Poitiers gibi şehirlere de konulmuştu.

Heykeldeki 5 metrelik TAÇ, 7 sivri ucuyla 7 denizi simgeliyordu!

Bu Türkler'in DENİZLERE geri dönüşünün habercisiydi! Zaten Padişah Abdülaziz, tahta oturur oturmaz dünyanın üçüncü büyük donanmasının yapımı için emir vermişti! Süveyş Kanalı bitince donanma İNGİLİZLER'in at koşturduğu sulara inecekti!


Said Paşa gibi kendisi de öldürüldü!

İsmail Paşa da yön değiştirmekte sakınca görmedi!

Türkler'in tarih sahnesine dönmek için eline geçirdiği en büyük ve en son koz, HEYKEL ve Mısır'dı!

Kaybettik!

Ama 150 yıl sonra oralara tekrar döndük!

Verdiğimiz rahatsızlık çok büyüktü!

Tahrir ve Adeviye'de TÜRK'ün gücünü gördüler! MURSİ'nin Ankara'ya yanaşmasına katlanamadılar!


Londra'ya çöreklenmiş aileler ve Kraliçe, olaya böyle bakıyordu!

Erdoğan'a baktıklarında Abdülaziz korkusunu yaşıyorlardı!

Bu nedenle ısrarla SULTAN ve DİKTATÖR vurgusu yapıyorlardı!

Ama bizim aydınlık gençlerimiz, DOLMABAHÇE'yi basıp darbe yapmaya çalışıyordu!

Aradaki fark bu kadar büyüktü ve çok can yakıcıydı!
Adamlar her işini bize yaptırıyordu!

Gel de üzülme!

ergün diler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız