Dinime sövene

Dinime sövene...


Sirkeci'deki meşhur tarihi Büyük Postane'yi bilenleriniz bilir. Tam postaneye gelmeden sağlı sollu iki tane büfe var. Özellikle pencerelerine tepeleme yığılmış meyveleri ve taze sıkılmış meyve suları alıcı olmasanız da ilginizi çekmeye yetiyor.

Büfelerden ziyade mübarek Ramazan gününde tam bu büfelerin yanından geçerken tanıklık ettiğim bir olayı aktarmak istiyorum.

Birilerinin tuzağa çekme girişimlerini, kabaran öfkesini, içinde yığınak yığınak biriktirdiği kinini, tahammülsüzlüğünü, tahrik kapısını nasıl zorladığını anlamak için ders niteliğinde bir olay anlatacaklarım.

Bizim gazeteci mahallesinin kartelcileri her Ramazan ayında "Ramazan'da oruç tutmayana dayak" haberleri çıkarırlardı. Bu Ramazan'ı çoktan yarıladık henüz boş geçtiler. Meğerse kartel medyasına malzemeyi verecekler, Gezi sonrası Müslüman mahallesinde derin tahrik peşindeymiş...

Uzatmadan meseleye gelelim;

Malum Ramazan...
Büfelerden biri açık, diğeri kapalı...
Ne güzel biri dini hassasiyetle kendisine tatil etmiş, diğeri de vatandaşa hizmet edip rızkını kazanıyor.

Yirmibeşli otuzlu yaşlarda bir çift, açık olan büfenin önünde taze sıkılmış meyve sularını yudumlarken etrafındakilerin iyi duyabileceği yüksek tonda alaycı tavırlarda konuşuyor.
Gün ortası sıcak, nem havayı iyiden iyiye kızdırmış...
Oruçluya saygıdan vazgeçeli çok oldu, yöneltilen katar yükü hakarete katlanıyoruz...
Oruçlu olmanın verdiği harareti daha da körükleyecek diyaloglar başlıyor.

"Karşı büfenin niye kapalı olduğunu gördün mü?" diyerek sinsice pası atıyor kızımız.

Erkek olanı topa girmeye kararsız başını karşı büfenin müşteriye nezaketen camına yapıştırılmış 'camiye gittim, geleceğim' inceliğindeki yazıya çeviriyor.

Delikanlının henüz kafasında şimşek çakmadan kız fişeğini yakıp, kinini kusuyor:

"Ramazan dolayısıyla kapalıymış baksana, salak yaaa!"

Zihniyete bak, oruçluya kendi dükkanını kapatma özgürlüğünü bile hak görmüyor.

Diyaloğa şahit olanları hadi cevap versenize edası üzerlerinde, alaycı alaycı sabırları sınayan bakışlarla süzüyorlardı.
Herkeste sabırların zorlandığını gösteren derin sükut!
Eşimle birbirimize bakıp susuyoruz.
Boğazlara boğum boğum düğüm atılan bir manzara...
"Oruç ne güzel bir nimet sabrettiriyor insana" diyorum içimden "Ya Sabır, Ya Sabır" çekerek...
Öyle ya;
"Hoop orda dur bakalım arkadaş!" desen cadde karışacak.
Vatandaş gemi azıya almış zaten...
Aklınca meydan okuyor.
Kaşıntıları var, maalesef el, dil bağlı..
Öyle ya Ramazan mübarek gün...
Sabrediliyor işte...

**********

Son günlerde o kadar çok eş dosttan benzer olaylar duydum ki; Nasıl kaşıyorlar, nasıl kışkırtıyorlar sormayın gitsin!

Karıştırıyorlar kalkışıyorlar olmuyor, Ekşi'tiyorlar tutmuyor.

Örtüye, yetmiyor namusa uzatıyorlar kirli ellerini,

Allah'a, Kitaba, Peygamber'e söverek kinlerini biliyorlar.

Yetmiyor cami duvarına hacetlerini...

Yine de ecel de, arzuladıkları tepki de bir türlü gelmiyor.
Sabır taşı çatlamazsa gelmeyecek de inşaallah!
Karşı tarafın sabrı ve sağduyusu kurtarıyor milletin selametini...
Millet birbirine girse, kan gövdeyi götürse bayram edecekler, bekliyorlar yattıkları pusuda...
Ya şu milletin herşeyi hazmeden yüce gönüllülüğü olmasaydı?! Hayır dua ediyorlar düşmanlarına bile...
Resulü Kibriya Efendimizin eliyle;
Bir taraf öfkeliyken diğer tarafa sabretmek düşüyor.
Rabbimiz de reçeteyi sunmuş. Asra yeminle mühürlenen Asr Suresi öyle değil mi? Asırlar boyu karşımıza dikilip dikilip duran bize bulaşmaya çalışan belalara karşı var mı bundan daha özlü bir reçete bilen?

"Bismillahirrahmanirrahim.

Vel'asr. İnnel'insâne lefî husr. İllellezîne âmenû ve amilûssâlihâti vetevâ savbilhakkı vetevâ savbissabr."

Asr Suresi en özlü manasıyla "insan"a nasıl da sesleniyor;

Asra yemin olsun ki, muhakkak insan (ömrünü yalnız geçici dünya isteklerine kavuşmak için harcadığından) büyük bir (zarar ve) ziyandadır. Ancak iman edenlerle, salih (iyi işler) amel yapanlar, birbirlerine hakkı, (inanılması ve yapılması lazım olan şeyleri ve ibadetleri yapmak, günahlardan sakınmak hususunda) sabrı tavsiye edenler müstesna (onlar zararda ve ziyanda değildirler). (Ayet: 1-3)

İmam-ı Şafii Hazretleri; "Kur'an-ı Kerim'de başka hiç bir sure nazil olmasaydı, inmeseydi şu pek kısa olan Asr Suresi bile, insanların dünya ve ahiret saadetlerini te'mine yeterdi. Bu sure, Kur'an-ı Kerim'in bütün ilimlerini içine alırdı" diyor.

Ne kadar da yerinde bir tespit değil mi?

Osman Ateşli
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız