Derin devletin Truva atları

Derin devletin Truva atları

Türkiye'de eski ‘derin devlet'in öldüğünü zanneden avanaklar var. Tırnakları sökülüp geriye çekilen belalı kedi ölmüş müdür?

Evet, Ak Parti'nin iktidar olmaktan ‘muktedir' olmaya geçtiği dönemden itibaren derin devletin kimi mevki, konum ve mevzilerinde değişimler, dönüşümler, geriletmeler oldu…

Ulusalcı, Kemalist, ülkücü ve eski tüfeklerden müteşekkil ‘derin devlet' yapılanmalarının kimi noktalarına ‘milli kuvvetler'den oluşan bir bünye yerleşmiş gözüküyor…

Fakat bu yeni oluşum, eski kemikleşmiş yapıya karşı bir denge unsuru oluşturup fren vazifesi görmekten öteye, tam bir hakimiyet tesis edebilmiş değildir.

Mücadelenin derinlerde çok farklı biçimlerde, değişik stratejilerle (savaş veya kaç) sürdüğünü pekala düşünebiliriz…

Ak Parti iktidarının, ilk zamanlarından beri -iktidar olmanın tabiatı gereği- kendisiyle uyumlu çalışacağı kadroları atarken, elinde kendi ocağından çıkmış, zihinsel kodları tam uyuşan, hassasiyet ve hedefleri tamamen örtüşen yeterli kalifiye elemanı, insan kaynakları mevcut değildi…

Tam da bu nedenlerle, fiili durumun dayatmaları ve aciliyet arzeden ihtiyaçları gereği, iki hâl çaresine başvuruldu: Birincisi, gerekli kalifiye eleman ve insan kaynağı bolca cemaat(ler)den temin edildi.

İkincisi, mevcut bürokrasinin içinde daha demokrat, daha ılımlı ve liberal, en az zararlı (ehven-i şer kabilinden) kimi isimler istihdam edildi…

Birinci konumlandırma, zaman içinde karşılıklı güç dengelerini zora soktu, gücün getirdiği yeterlilik duygusu ve abartılı özgüven gereği “sen bana muhtaçsın, ancak benimle varsın, ben seni var kıldım” noktasına gelindi.

Bulunduğu konumun geniş çaplı nüfuz ve etki alanının imkanlarını kendi mensubu olduğu camianın dümen suyuna kıskançlık ve hırsla akıtma çabası tarafları karşı karşıya getirdi.

Karşı karşıya gelen birincil muhataplar, bunu en tepeye, daha doğrusu en tepedekinin etrafındaki çelik çembere, yani en tepedekine iletken veya yalıtkan görevi gören, kendi yorum süzgecinden geçirdiklerini içbükey veya dışbükey aynalar gibi yansıtarak sunan birinci halkaya, çok farklı dil ve vurgularla yansıttı… Tepeye nasıl yansıtıldığı başlı başına soru işareti…

Bu durumun oluşturduğu soğuk savaşı, karşılıklı restleşmeleri, aba altından sopa göstermeleri, iki ileri bir gerileri, medya üzerinden verilen mesajları, kimi iyi polis kötü polis rollerini görmemek için gözlerimize beton dökmemiz gerek…

Ne yazık ki hep böyledir, hariçteki düşmana göğüs göğüse mücadele veren birlikler, azıcık palazlandı mı, azıcık biti kanlandı mı birbirine bıçak çeker, düelloya davet eder, birbiriyle yaka paça olur.

“Afganistan sendromu” diyorum ben buna. Koskoca Rus ordusuna destansı bir mücadele veren mücahidler, Rusları kovunca nasıl da birbirlerinin ümüğüne çökmüşlerdi.

Fakat, her şeyin üstünde bir de adl-i ilahi vardır: Kadr u kıymeti bilinmeyen nimet, imkan, makam ivedilikle elden alınır. Bir taraflarınız kalkmaya görsün hemen bir musibet musallat olur ve bunun icabına bakar… Nimetle terbiye olmayana zahmetle terbiye sunulur…

Gelelim ikinci konumlandırmaya… Yani mevcut bürokrasinin içinde daha demokrat, daha ılımlı ve liberal, en az zararlı (ehven-i şer kabilinden) kimi isimlerin istihdam edilmesine…

Bunlardan bir kısmı, suya sabuna pek dokunmadan, kendisinden beklenen etkin müdahaleleri yapmayıp, yapıyor gibi gözükerek, mevcut durumu koruyarak, arada bir göz boyayıcı atraksiyonlar dışında bir şey yapmayarak, esasen kendini koruma refleksi içinde hareket eder.

Bir diğer kısmı ikili oynar: hem oraya hem buraya. Hem eski derin devlet yapılanmasının irtibatlı noktalarına, hem de yeni yapılanmanın temas noktalarına… Bu kısım sizi her an satabilir, yarı yolda bırakabilir, umulmadık anda umulmadık yerde tongaya düşürebilir. Eski derin devletin aktörleri bunları hem bilgi akışında, hem de operasyonel olarak kullanabilir.

Öldü zannedilen fakat her yeri seğiren bir donmuş ejderha gibi olan derin devlet unsurlarının en önemli stratejilerinden biri, mücadele ettiği yapıyı eğer yok edemiyorsa, -bunu iyice anlamışsa- içerden kuşatarak (kurumsal akletme biçimi ve yönetme tarzıyla) dönüştürmektir… Düşmanını dönüştürmek. Bunun en temel yollarından biri de kimi etkin kişileri etkin konumlara değişik ve uzun süreçlerle inandırıcı bir öykü ile yerleştirmektir… Truva atlarını değişik kamuflajlarla konumlandırmak…

Diğeri ve en vahimi ise, dağın tepesindeki mağarada su kaynağının önüne yatıp sürekli kurban alarak azıcık su veren yedi başlı ejderhayı öldürmeye giden namlı yiğitlerin, elindeki kılıçla ejderhanın başlarından birine vurunca ejderhanın hızlıca küçülerek yokolduğunu ama onun yerine o namlı yiğidin bir ejderhaya dönüştüğünü dillendiren Uzakdoğu masalının anlattığıdır…

Görünen köyün kılavuz istemediğini söyleyenler, bu ‘derin köy'e teleskopla bakmanın bile yeterli olmayacağını anlayamayacaklar…

Yusuf Özkan Özburun
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız