Alevi diasporası veya Alevicilik

Alevi diasporası veya Alevicilik

Yakın tarihimizde Elbistan, Kırıkhan, Kahramanmaraş, Çorum, Malatya, Sivas ve Gazi Mahallesi'nde Alevi ve Sünni vatandaşlarımız çeşitli provokasyonlarla tahrik edilerek kışkırtılarak birbirlerine düşürülmüş ve kardeşkanı akıtılmasına neden olunmuştu.

Ne yazık ki günümüze kadar bu senaryoları yazıp uygulayan derin yapı bilinmesine rağmen somut bir şekilde ortaya çıkarılamaması, Alevi kesim üzerinde geçmişten günümüze devlete bakış açısında olumsuz izler bırakmış gözüküyor.

Alevi kesimin, ayrımcılığa uğramış, ötekileştirilmiş, ezilmiş psikolojisi ve Alevilik içi ayrışma ve farklılıkların beslendiği kaynakların akademik çalışmalarla ortaya konulamaması ve bu nedenle gereken iyileştirmelerin yapılamaması farklılıkların iç ve dış derin yapılar tarafından kolayca asimile ve manipüle edilmelerine ve provokasyonlarına zemin hazırlamış görünüyor.

Almanya merkezli 'Ali'siz Alevilik' veya 'Aleviliğin İslam dışı' olduğunu savunan, Zerdüştlük, Paganizm vs. yaklaşımları karşısında Aleviliği İslam'ın bir parçası olarak gören alevi liderleri Alevilik İslam dışıdır diyenleri Avrupa etkisinde kalan, Alevilikle ilgisi olmayan kişiler olarak tanımlıyorlar.

İsmen Alevi ama cismen, Cem evlerine gitmeyen, Alevi ritüellerine katılmayan, Kuran'ı ve Muhammed'i tanımayan, Marksist, Leninist ideolojiyi benimseyen, Aleviliği siyaset ve ideolojileri için bir araç olarak kullanan kişi ve Alevi-Bektaşi kuruluşlarını da Alevi Diasporası olarak nitelendiriyorlar.


Diğer bir yaklaşım da, 'Bu coğrafyada yüzyıllar boyunca Alevilik diye bir tanımın olmadığı, Kızılbaş Aleviliğinin asıl ve esas olduğu yönündeki görüş olarak ortaya çıkıyor.

Bu yaklaşıma göre, Kızılbaş Alevi geleneğinde Cemevi yok, Cem ayini vardı ve Cem kurumsaldı. Cemevleri Türkiye'nin en karanlık dönemi olan 1991-1996 yılları arasında, faili meçhul cinayetlerin yükseldiği şiddetin zirve yaptığı, Madımak katliamının, Gazi olaylarının, Susurluk ve 28 Şubat Darbesinin geldiği yıllarda mantar gibi çoğalmışlardı.

Bir proje olarak Cemevleri ile birlikte birdenbire çeşitli dernek ve vakıflar var edilmeye başlanıyordu.1990'lı yıllarda başlayan Cemevlerinin, yasal bir statü verilmeden hızla üretilmeleri normal görünmüyordu.

Bütün bu vakıf dernekler 28 Şubat sürecinin yatay örgütlenmeleriydi. Devletin gizli ajandasında Alevilere verdiği en önemli görev rejime ve hükümete yönelik bir darbe girişimini Aleviler üzerinden yapabilmekti.

28 Şubat'ta Alevileri 'Şeriat geliyor' korkutması ile darbe psikolojisine yaklaştırma stratejisi uygulanmıştı. Ve bu söylem İttihat ve Terakki'nin devamı olan Kemalizm söylemiydi. Alevilerin Kemalizm ile yüzleşmesi ise kaçınılmaz olarak görünüyordu.

1924 yılında dergahları ellerinden alınan Kızılbaşlar kendilerini var eden 'İslami inancın' dışına itilerek ötekileştirilmişlerdi.90 yıl boyunca da tarihsel, kültürel teolojik hafızaları eritilmiş ve aşındırılmıştı.''

Günümüzde Çözüm Sürecinin ilk aşamasında, PKK'nın eylemsizlik kararı alması üzerine, Güneydoğu'da silahların susması, muhtemel bir Kürt-Türk savaşı yaratma senaryosu engellemiş görünüyordu.

Ancak Lice'de yaşanan olaylar çözüm sürecinin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğu gerçeğini gözler önüne serdi. Aynı zamanda Gezi Parkı ile başlatılan olayların Güneydoğu'ya sıçratılması adına provokatörler tarafından yapılan tahrik, kışkırtma ve eylemlerin, kutuplaşmanın ve sokak terörünün Türkiye geneline yayma stratejisini de ortaya koydu.

Ülkemizde kardeş savaşı kaos ve istikrarsızlık yaratmak ta ısrarlı olan derin yapılar bugün Alevi kesimler üzerinden geçmişte olduğu gibi Alevi-Sünni çatışması yaratmak ve çözüm sürecini sabote ve provoke etmek amacıyla faaliyete geçmiş gözüküyor.

İstanbul Taksim Meydanı'nda BDP ve Gezi Parkı eylemcilerinin Lice'ye sahip çık sloganı ile birlikte hareket etmeleri çözüm sürecinin geleceği için tehlike sinyalleri veriyor.

12Eylül'de 28 Şubat'ta, Cumhuriyet Mitinglerinde Reyhanlı saldırısı ve Gezi Parkı olaylarında Alevi kesimin öne çıkarılarak ülke genelinde kutuplaşma yaratılmasına yönelik provokatif eylemlerin ve sokak terörünün beslendiği kaynakların tespit edilip örselenmesi millet-devlet olarak birlik ve beraberliğimize yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi açısından önemli görünüyor.


Alevi Diasporası, Ermeni Diasporası yapılanmasını örnek alarak Avrupa Alevileri üzerinde bilhassa genç kitleler üzerinde etki kurmaya çalışıyor. Diaspora'nın en önemli destekçisi de Almanya derin yapılarının kontrolündeki dernek ve vakıflar olduğu iddia ediliyor.


Alevi Diasporası faaliyetleri bir nevi Alevicilik olarak ta algılanabiliyor. Alevilik ve Alevicilik arasındaki farklılıkların inanç özgürlüğü temelinde ele alınması ülkenin huzuru ve istikrarı için ve çoğulcu yeni bir anayasa için elzem görünüyor.


Alevilik, Allah Muhammed Ali yolundakilerdir, yereldir, İslam'ın mistik yorumudur, Türk kültür ve medeniyeti ile birlikte olmuştur.

Alevicilik, Ateist, Komünist Marks'ın yoldaşlarıdır. Dış mihraklardır, BAAS'çı ideolojidir, Pers kültür ve medeniyeti ile birlikte olmuştur.

Alevilik, esin kaynağı Hz.Hüseyin ve 12 imamdır. Ahmet Yesevi, Mevlana, Yunus, Pir Sultan, Karacaoğlan değerleri ile donatılmıştır.

Alevicilik, Karl Marks, Lenin, Mao ve birçok komünist lider bayraklaştırılır.
17.yy sosyalist ideolojileri ile şekillenmiş, ideologların değerleri ile donatılmıştır.

Alevilik, İslam dini içerisinde kalarak İslam dini ritüellerine uygun yaşam sürmek ister. Kendi kimliğini özgürce ve barış içinde başkalarıyla birlikte yaşamak ister.

Alevicilik, İslam'ın dışında bir din arayışı ile Anti İslamcı, Laikçi bir ideolojidir. Kendi doğrularını dogmatikleştirip başkalarının doğrularına yaşam hakkı vermez tipik BAAS anlayışıdır.
Esedci'dir.

Alevilik, eline beline diline sahip olmaktır, Cem'dir semahtır, barıştır-barıştırmadır

Alevicilik, yıkmak, dövmek, sövmektir. Eylemdir, molotoflu saldırıdır, taş atmaktır, protestodur. Kavgadır-kargaşadır.

BÜLENT ORAKOĞLU
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız