Afrika'da ezan sesi duyulan her yere gitmeliyiz! Onlar bizimle çünkü

Afrika'da ezan sesi duyulan her yere gitmeliyiz! Onlar bizimle çünkü!

İkinci raund

Mursi'nin bir anda indirilmesi ve BATI basını tarafından "Darbe" denilmemesi gerçekten çok ilginçti.

Kısaca ülkelerin verdiği tepkileri sıralarsak ortaya çıkan tabloyu çok daha rahat görebiliriz! Hep söylediğim gibi Ankara'yı derinden ilgilendiren gelişmeleri, BATI'dan okumalıyız!

Gazetelerin, televizyonların, yayın evlerinin, dergilerin ve internetin GERÇEK sahipleri olan birkaç aile, SON DURUM RAPORUNU bu kanallardan paylaşır!

Tabii ne dediklerini anlamak için de bazı dengeleri bilmek ve yerine oturtmak gerekir!

Yoksa bir elden yönetilen yayınların "ne demek" istediğini ya da "ne mesaj" taşıdığını anlamak hiç kolay olmaz! Mursi indirildikten sonra bütün dünya basınının eteğindeki taşları dökmesini bekledim!

Bir de Mısır'daki Cuma namazından sonra yaşananları görmek istiyordum! Olay çıkıp çıkmayacağı çok önemliydi!
ÇIKMADI!

Sisi'nin yaptığı darbeden sonra Amerikan, İngiliz, Alman, Fransız, İspanyol, İtalyan ve Rus medyası, DİL BİRLİĞİ etmişçesine "Olan oldu.

Artık ileriye bakmak durumundayız.

Asker bir an önce sandığı getirmeli ve o koltukta fazla kalmamalı" dedi!

Bu ülkelerin resmi temsilcileri de aşağı yukarı aynı şeyleri söyledi! "DARBE" diyerek ortaya çıkan ve SİSİ'yi kınayan olmadı!
Afrika Birliği dışında!

32 üyesi bulunan BİRLİK, "Mısır'ın yeni yönetimini tanımıyoruz" dedi!

Bunu söyleyenler ülkelerinde Türk Bayrağı görmekten mutlu olanlardı! Yani BATI onaylıyor ama Afrika isyan ediyordu!
Peki bütün bunları yanyana getirdiğimizde tabloyu nasıl okumalıydık?

Bizi, yani Türkiye'yi, ilgilendiren en hassas nokta burasıydı!
Reyhanlı saldırısı Erdoğan'ın Obama'yla yapacağı görüşmeyi engellemek için yapıldı!

Zaten Erdoğan ne zaman Amerika'ya gitse Londra ve Avrupa içeriyi karıştırırdı! Bu bazen PKK ile bazen de bombalı saldırılar ile olurdu! Ankara bunu bildiği için ziyareti ertelemedi!

Ankara kararlılığını ortaya koyarken, İngiliz Başbakanı Cameron ışık hızıyla Obama'nın yanına gitti! Çok sıcak kareler ajanslara düştü!

Ardından Erdoğan, Beyaz Saray'da konuk oldu! Ağırlama çok üst düzeydi!

Dünya basını bile sırtını dönemedi!

Manşetlerde iki lider vardı!

Erdoğan döndükten hemen sonra bu kez Çin lideri Washington'daydı!

Çin demek Londra demekti! Çünkü Çin'i var eden güç Kraliçe ve mavi kanlıların parasını yöneten güçtü!

Türkiye için dert büyüktü! BARONLAR kazanırsa bölünme kaçınılmazdı! Rusya için ise patronların Londra tarafından tekrar atanması sözkonusuydu! Yani bloklar netti! Kazançlar ise masadaydı!

Her zaman altını çizdiğim gibi BARONLAR ve temsil ettiği güç, çok güçlüydü! Kolay pes etmeyeceklerdi!

Etmediler de!

Obama'nın Erdoğan'la görüşmesinden önce ve sonra yaptığı iki zirvede büyük ihtimalle bir süreliğine "Barış" imzalandı!
Dünya, CNN International tarafından GEZİ ile meşgul edilirken BARONLAR, Mısır'ı Türkiye çizgisinden çıkardı! Obama da buna razı oldu!

Görünen bu!

Devlerin el sıkışmasının asıl yansıması Türkiye'de olacak!

Ankara'nın kontrolünü yıllarca kimselere vermeyen Londra burada da pazarlığa oturacak!

Zaten isteyecekleri tek şey Erdoğan'sız bir Türkiye!

Çünkü Erdoğan, BÜYÜK TÜRKİYE için çalışıyor!

Onların derdi ellerinde tutabilecekleri bir Türkiye!

Bize sadece "Kürtler'le yol alma şansı" tanımak isteyecekler!
"Ortadoğu'dan ve Afrika'dan vazgeçin!" diyecekler!

Bütün enerji yollarının Ankara tarafından yönetilmesine karşı çıkacaklar!

Zaten Mursi'nin gitmesi de ilk karşı çıkışın sonucu!

İstanbul'da yaşanacak olan meydan savaşı giderek yaklaşıyor!
Kraliçe ve adamları çok mutlu ve umutlu!

Bu yüzden cebinde çay parası olmayan Mısırlılar, Tahrir'de sevinçten tanesi 60 sterlin olan BULLDOG havai fişeklerini patlattı!

Hem de 5 bin adet birden!

Kraliçe'nin olimpiyat açılışında James Bond'la birlikte patlattığı havai fişekler de bunlardı! Bu şirketin sahibi İngiliz'di ama ismini bilen yoktu!

Türkiye'nin İSLAM aleminin önderi olması ve enerjiyle buluşması anlaşılan herkesi çok korkuttu!

Görünen o ki Obama da baskılara dayanamadı!

Şunu unutmamak şart! Londra "Türkiye'yi Türkler'e vermemek" için her yolu deniyor! İlk raund onların!

Hem ülkeyi hem de ikinci raundu vermemek için kenetlenme kaçınılmaz!

Karşıda kim olursa olsun eğer bir bütün olursak her maçı alırız!
Olamazsak her şeyimizi kaybederiz!

Karşı taraf anlaşma da yapsa, baskılara boyun da eğse son söz TÜRKİYE'nin! Bizim dediğimiz olur!

Ama önce buna inanmamız şart!

Büyük Türkiye'ye inanan Elçibey gibi Mursi de gitti!

Onlar saldırıya geçmeden bütün MÜSLÜMAN halkları harekete geçirmek durumundayız!

Bunu yapabilecek tek isim Erdoğan!

En iyi savunma hücumdur!

Bunu başarırsak tarihi biz yazarız!

Bu da kolay olmuyor elbette!

Tarih bu nedenle onu yazanları yazıyor!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız