Taksim'den Ermenistan'a nasıl gidilir

Taksim'den Ermenistan'a nasıl gidilir?

Taksim'den yola çıkmışlardı hâlbuki. Ama şimdi Ermenistan'dalar!

Önceleri ağaç dediler! Gezi kalkışmasının ilk bahanesinin adı idi ağaç! Bütün dünya bunu önce bir ideolojik eylem olduğunu kabul etmedi, bunun sanat ve medya yıldızlarının ön ayak olduğu masum bir çevre gönüllüleri eylemi olduğunu sandı! Ya da aptala yattı herkes!

Oysa bu, her şeyden önce “İdeolojinin Estetiği” paradoksundan yola çıkılmış iktidar karşıtı olan bir çok düşünceyi de içine alan, ülkede kaos yaratmak, iktidarı zor durumda bırakmak için girişilmiş, karmaşık, sinsi ve ideolojik bir kalkışmaydı!

Marksisti, komünisti, ateisti, siyonisti, siyasal veya sosyalist islamcı geçineni, liberali, haini… Hâsılı kelam iktidara ne kadar çemkiren yerli yabancı taraf varsa bu kalkışmanın içinde ve etrafındaydı.

Zaman geçtikçe bu kesimlerin foyaları bir bir ortaya çıkmaya başladı. Bazı çokbilmişlerin “masum gezi göstericisi” diye etiketlediği bu kimselerin aslında büyük bir çoğunluğunun bu işin içinde siyaseten var olduklarını cümle âlem görmüş oldu.

Yani takke düştü kel göründü!

Dün de bu bozguncuların yaptıkları yürüyüşte bir cinayete kurban giden gazeteci yazar Hrant Dink için bağırdıklarına şahit olduk! “Hepimiz Hırant, hepimiz Ermeni'yiz!” sloganını bozuk plak gibi yeniden tekrarlamaya başladılar!

Ve bu sloganları atarken “temcit pilavı” gibi yine Polisimizi suçladılar!

İnsan dürüst olmalı. Güzelim ağaçları bahane edip, ortalığı yakıp yıkmak, çevre nutukları atmak yalancılık ve ahlaksızlık değil de nedir? Buna istinaden eteklerindeki ideolojik anlamda ne kadar mesele varsa ortalığa saçmaları düzenbazlıktır, iki yüzlülüktür, kandırmacadır!

Ermeni olduklarını söylüyorlar!

Biz de diyoruz ki Ermenistan'a kadar yolunuz var. Madem Taksim'den yola koyuldunuz işte Ermenistan orası! Yalnız bir mesele var ki oda Ermenistan canları sıkıldıkça “ben Ermeni'yim, ben Rus'um, Ben Fransız'ım, ben Baas'ım! Diyen bu omurgasız tipleri kabul eder mi orası meçhul!

Bizim mahallede takma adı “Rakıcı Nuri” olan birisi vardı. Babası ağa, kendisi Tıp doktoru! Mahallenin üçte birisi zamanında onların imiş…

Muhafazakâr bir mahallede galiba sadece bu içiyor. Kimsenin kendisini ciddiye aldığı yok. Topluluklarda bir iki çift söz söylemeye kalkışınca insanlar ironiyle karşılık veriyorlar! Yani mahalleli Nuri'yi takmıyor! Bizim sarhoş Nuri de kendi kendine konuşup kendini tatmin edip gidiyormuş.

Bu sokaktaki “Gezicilerin” de bana göre bizim sarhoş Nuri'den daha ciddi daha tutarlı yanları yok! Tek farkları bunların saldırgan, anarşist, hodkâm, bencil, düşüncesiz ve riyakâr olmaları…

Tevriye siyaseti yapıyorlar!

Birisi kandillere inanmadığı halde miraç'ta göklere uzanıp riyakârlığın bayrağını dalgalandırırken, öteki önceki gün latifeler dizdiği iktidara verip veriştiriyor!

Birisi, ahlaken çukurlarda yuvarlanırken, bu ülke için gecesini gündüzünü feda eden insanlara ahlak dersi vermeye kalkıyor.

Birisi, gündüz rant kapısı için, şan şöhret için iktidarın yüzüne gülümseyip, geceleri de yazılarında “Geziciler” den nemalanıyor!

Birisi başörtüsü mağduru psikolojisini daha üzerinden atamamışken, kendisine bu travmayı yaşatanlarla aynı kulvarda yürüyüp çam çerçeve indiriyor!

Birisi evde, sokakta, arkadaş çevresinde “gezicileri” yere göğe sığdıramazken, televizyon ekranlarında “vay anarşistler!” diye ayar vermeye kalkıyor!

Binaenaleyh, bu birileri, bu iki yüzden fazla yüzleri olan insanları da bir zahmet iyi tanıyıp anlamamız lazım! Tevriye siyasetini böyle çaktırmadan yapanlara inat;

“Hak bildiği yolda yalnız yürüyenlere ne mutlu diyorum!

Muhabbetle Kalınız.

Meryem Aybike Sinan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız