taksimde chp provakasyonu

Demokratik söylem ve eylemler yasal sınırlar içinde hak ve hukuklar aramak, bu yolda yapılan gösteri yürüyüşleri bu hakları kötüye kullanmak ve ortalıkta anarşi çıkarmak için ise demokratik hak aramak bunun neresindedir?

Bu ülkede yaşayan herkesin, her kesimin hak ve özgülükler bağlamında kendini ifade etme, haklarını arama, hukuka bağlı kalarak yürüyüş ve gösteri yapma hakkı vardır. Ama bu hakkı kötüye kullanarak seçim sandıklarında alt edemedikleri rakiplerini meydanlarda yalan ve iftiraların, kirli ayak oyunlarının arkasına sığınarak Hükümeti devirme provaları yapmak demokratik hak ve özgürlük değildir.

Türkiye'yi seksen yıldır askeri vesayet altında vakumlayan bir ideolojiyi, onun antidemokratik icraatlarını, baskı ve zulüm düzenini yeniden hortlatmak için marjinal illegal gurupların arkasına düşüp sokaklara dökülmek, ülkede terör estirmenin adı muhalefet yapmak ise hak ve hukuk bunun neresindedir?

Yıllardır statükocuların kendileri gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımamaları, onları devlet dairelerinden, eğitim kurumlarından uzaklaştırmaları karşısında şimdiye kadar dut yemiş bülbül gibi susan CHP yandaşı sanatçı, insan hakları ve medya kuruluşlarının Taksim'de üç ağaç kesiliyor diye milleti sokağa döküp ülkede velvele yapması provokatörlük değil de nedir?

Kemalizmi, laikliği, devrimleri, batıcılığı millete zorla kabul ettirmenin demokrasi ile uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığı gibi, seçilmiş bir başbakanı idam etmenin, hükümetleri devirmenin, partileri kapatmanın, hak ve özgürlükleri kısıtlamanın ve yok saymanın da demokrasi ile bağdaşır bir yanı yoktur.

Milletin iradesiyle seçilecek sivil bir Cumhurbaşkanını seçtirmemek için asparagas haberlerle, yalan, iftira ve dedikodularla Cumhuriyet Mitingleri adı altında halkı sokağa dökmenin insanlıkla, vicdanla, ahlakla bir alakası var mıdır?

Dindar oldukları için başörtülerini bahane edilerek üniversitelerden atılan kız öğrencilerin, TSK'dan atılan subayların, devlet memurların haklarını gasp eden bir yönetim anlayışı demokrasi olabilir mi?

Bir ideolojinin diğer ideolojiler üzerinde efelendiği, onların hak ve hukuklarını, kimlik, dil ve kültürlerini yok saydığı, hak, hukuk, özgürlük isteyenlere posta koyduğu bir yönetim anlayışı olsa olsa CHP'nin tek parti diktatörlüğünde 'demokrasi' diye millete yutturdukları diktatörlük olabilir.

1 Mayıs işçi bayramını kutlayacağız diye İstanbul'un sokaklarını savaş alanına çevirmenin, polisle çatışmanın, molotofkokteyli ve kaldırım taşlarıyla devletin güvenlik güçlerine saldırmanın, esnafın dükkanlarına, vatandaşların evlerine, arabalarına zarar vermenin adı 'demokratik hak ve hukuk arama ve protesto yapmak' olabilir mi?

İstanbul Belediye Meclisinden bütün partilerin onayı ile geçmiş bir projenin "Taksim düzenlemesine, yürüyüş yolunun genişletilmesi, Topçular Kışlası'nın tamir ve restoresyonuna yaptırmayız'' diye kanunsuz gösteri, protesto yapmak, yapılan işleri durdurmak, işçilere, iş makinelerine zarar vermek, polisle taşlı sopalı çatışmak hangi demokrasi anlayış ve çevrecilikle bağdaşır?

Üç tane ağacın yerinden kaldırılmasını protesto edenler her yıl İstanbul'un her yanına milyonlarca ağaç diken, binlerce m2 yeşil alan yapan İstanbul Belediyesi'ni ağaç ve çevreci düşmanı gibi görmenin ve göstermenin çabasını akılla, mantıkla, dürüstlükle, ahlakla izah etmek mümkün mü?

CHP'nin marjinal guruplarla hükümeti çalıştırmamak, halkın gözünde kötü göstermek için şimdiye kadar yapmadığı hile, ayak oyunu kalmadı. Allah fırsat vermesin bunların ellerinden gelse Neron'un Roma'yı yaktığı gibi İstanbul'u baştanbaşa yakarlar ve suçlu olarak da başbakanı ilan edip hükümeti düşürmeye kalkarlar.

Sürekli sebepsiz yere arıza çıkaran bu zihniyetin başında Kılıçlaroğlu gibi birinin bulunması da aslında Türkiye için büyük bir şans. CHP ve marjinal gurupların avantaj gibi gördükleri bir dezavantaj bu millet için.

Türkiye her alanda geliştikçe bu darbeci halk düşmanlarının, bu iflah olmaz inkârcıların ayaklarının altındaki zemin de kaydıkça gerçekten çıldırıyorlar. Ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını da bilemiyorlar.

Kılıçdaroğlu CHP'si gelecek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri için bu vesile ile Taksim'de seçim startını başlatmış görünüyor. Bundan sonra Türkiye yeni provokasyonlara, tertiplere hazır olmalıdır. Çünkü CHP sandıkta alamadığını milleti sokağa dökerek almak isteyen gibi bir akıl tutulması sendromuna girebilir.

Ama unuttuğu bir şey var. İstanbul'un Sözen zamanından bu zamana kadar yeşerdiğini, çöp dağlarından, susuzluktan, pislikten kurtulduğunu, her tarafta modern binalar, yollar, üst alt geçitler, metro, metrobüstlerle donandığını bu halk gördü ve uyandı. Artık akrebin deliğine bir daha parmağını sokmayacağını on yıllık süre içinde gösterdi.

CHP Taksim'de yerinden kaldırılacak üç ağaca tutunmak için Kadıköy'deki mitingini bile iptal etti. Taksim'i Tahrir meydanına çevirerek sözüm ona devrim yapacaklarını sanıyorlar. Bütün telaşları İstanbul'un yeşile bürünmesi, İstanbul'un yeşili giyinmesi, yeşilin bütün tonlarının İstanbul'a hakim olmasıdır

Bu millet devrimlerle CHP'nin neleri devirdiğini çok iyi biliyor ve unutmuyor. CHP'yi de yıllardır bunun için iktidar etmiyor. CHP devrim yapmakla uğraşacağına kendi evrimiyle uğraşması hem kendisi hem bu millet için daha iyi olacağını hala anlayamamış durumda.

CHP hala antidemokratik, tepeden inmeci, baskıcı, darbeci yöntemlerden medet umuyor. Taksim'deki ağaçlar, yürüyüş yolu, Topçular Kışlasının restorasyonu sadece işin aksesuarı. Asıl mesele ne yapıp yapıp bir punda getirip hükümeti yıpratmak, yapabilirse yıkmak.

CHP'den zulüm gören bu milletin her zamankinden daha uyanık, daha akıllı, daha bilinçli olması gerekiyor. Çünkü CHP artık seçim havasına giriyor.

Arif Altunbaş -
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız