taksim gezi parkının cahil eylemcilerine mektup

İki haftadır seyrediyorum. "Bu patırtı nerede duracak" diye merak ederek. Şimdi anladım ki durmayacak.

Ortada, mesaj verip çekilecek olgunlukta bir grup değil, bir kısmı zaten 70'lerden beri hayal ettikleri devrimin peşinde koşan, bir kısmı da onların devrim romantizmi ile beyinlerine tecavüz ettikleri haleflerinden oluşan iki absürd kuşak var.

HAREKET HEDEFİNE ULAŞMIŞTI

Oysa, eğer bu patırtının içinden hayırlı bir mesaj çıkacaksa zaten daha birinci haftanın sonunda çıkmıştı. Sonunda da Başbakan direnişçilerin temsilcisi olduğunu iddia eden gruba 4 saatini ayırmıştı. Hareket hedefine ulaşmıştı, güzel bir basın açıklaması ve heyecanlı bir son yürüyüşle hareket sonlandırılacak, göstericiler "kazanmış" olacaktı.

Ama olmadı.

Olmayacak da. Çünkü mesele masum bir çevrecilik ve demokrasi talepleri meselesi değil. Mesele bazıları için sandıkta deviremedikleri hükümeti sokakta devirmek, bazıları için de "krizi derinleştirerek devrimin subjektif koşullarını olgunlaştırmak"

Hangi devrimin? 150 yıl önce tasarlanıp 70 yıl uygulandıktan sonra başarısızlığı bizzat uygulayanlarca kabul edilerek vazgeçilmiş bir devrimin subjektif koşullarını hazırlamak. Yani bu kadar tarih dışı, gerçeklik dışı...

HAREKETE EN ÇOK MİZAH ZARAR VERDİ

Hareket başından beri mizah düzleminde yankı buldu ve galiba harekete en çok zarar veren de bu oldu. Çünkü bir süre sonra bunları uyduranlar bunların gerçek olduğunu sanmaya başladılar.

Aslında grubun içinde ne istediğini bilen kimse yoktu, mizah da buydu zaten. Ama ne istemediklerini biliyorlardı; Tayyip.

TAMAM SİZ TAYYİP'İ İSTEMİYORSUNUZ AMA..

Ee, ne yapalım şimdi? Başbakan; "peki, madem beni istemiyorsunuz, ben de istifa ederim" mi deseydi? Başbakan darbeyle mi geldi? Askerin kucağında iktidara gelip postal yalayan ara rejim hükümetiyle mi yönetiliyoruz?

Tamam siz Tayyip'i istemiyorsunuz ama siz 70 yıldır hiçbir şeyi istemiyorsunuz ki;

birinci, ikinci ve üçüncü boğaz köprülerini istemediniz, Marmaray'ı istemediniz, türbanlıları istemediniz, yolları, trenleri, deniz otobüslerini istemediniz.

Şimdi de Başbakanı istemiyorsunuz.

Yani sizin işiniz "istemezük"çülük. Girdiğiniz hiçbir seçimde de oyların dörtte birinden fazlasını alamıyorsunuz, peki Başbakan'a sizin iki katınız oy veren ve onu isteyen bu insanlar ne olacak?

Şimdi torun sevme yaşındaki menopoz teyze eline sapan alıp oğlu yaşındaki gençlere sırf polis oldukları için taş atıyor diye hükümet istifa mı etsin?

10 YILDIR 25 MİLYON İNSANA APTAL MAKARNACI DİYE MOBBİNG UYGULUYORSUNUZ

Bir araya gelip bir parti oluşturarak meclise sokmayı başaracak zeka, beceri ve örgütlenme ruhundan yoksun olmanız yetmiyormuş gibi, bir de bunu başaran insanlara hakaret edecek kadar küstahsınız.

10 yıldır 25 milyon insana "aptal, gerici, makarnacı" diye mobbing uyguluyorsunuz ve üç genel seçim kazanabilen bu insanların bir mitingde toplanmak için 30 lira paraya tamah ettiklerini söyleyecek kadar aklı selimden yoksun ve edepsizsiniz.

90'larda enflasyon %70'lerdeyken, faiz lobisi sadece parayla oynayıp halkı soyarak milyarlar kazanırken, 2001 krizinde bankalar soyulup batırılırken, taş devri, premodern ve postmodern darbeler tezgahlanıp muhtıralar verilirken demokratlık aklınıza gelmedi de şimdi mi demokrasi havarisi kesildiniz?

BORSA DÜŞÜNCE ZENGİNLER Mİ KAYBEDECEK SANIYORSUNUZ

Şimdi ne olacak sanıyorsunuz? Borsa düşünce zenginler mi kaybedecek zannediyorsunuz? Bir ay borsada kaybeden ikinci ay işçi çıkarmaya başlayacak, ilk sokağa atılacak olan da Nişantaşı'nın tuzu kuru elitistleri değil, asgari ücretliler olacak.

Ve o asgari ücretliler sizin partilerinize oy vermediler, vermeyecekler.

Cumhuriyet mitinglerinde olduğu gibi ilk seçimde yine size hüsran ve gözyaşı var.

Ders alacak mısınız? Hiç umudum yok.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız