Nerde bu devlet, bu iş uzamadı mı

Nerde bu devlet, bu iş uzamadı mı?

Dünyanın merkezi sayılabilecek İstanbul gibi bir kentte bir avuç teröristin kentin en gözde yerini 2 haftayı aşkın bir süre işgal altında tutması kabul edilebilir bir şey midir?

Bu yazıyı dün akşam saatlerinde yazdığım için dün gece itibariyle söylüyorum...

Eğer bu sabah uyandığımızda Taksim hala işgal altında ise, sormak isterim; “Bu iş hakikaten çok uzamadı mı?”

Taksim gibi merkezi bir ulaşım aksının eylemler nedeniyle 2 haftadır kullanılamaz haline gelmesi, çalışanların iş yerlerine zamanında varamaması, okullarına ve üniversitelerine ulaşamayan öğrencilerin sınavlarını kaçırması ve insanların güven içinde o bölgeden geçemez hale gelmesi normal midir?

Örgüt evlerine baskın yapıldığında suç unsuru sayılabilecek unsurların 2 haftaya aşkın bir süre Taksim gibi bir meydanda günlerce teşhir edilmesine göz yumulması ve örgüt militanlarının şov yapmasına izin verilmesi hakikaten normal midir?

Koca devletin bir meydana hakim olamadığı izlenimi vermesi ve ortaya çıkan şiddet görüntüleri altında masum vatandaşların mağduriyetine günlerce seyirci kalması demokrasinin bir gereği midir?

‘Demokraside olur böyle şeyler' deyip geçerek kamu mallarının tahrip edilmesine, masum vatandaşlarının dükkan ve mallarının yağmalanmasına göz yumulması hakikaten demokrasinin bir parçası mıdır?

Demokrasi böyle bir şey midir?

10-15 ağacın Gezi Parkı'ndan taşınmasına razı değiliz bahanesi ile kitleleri harekete geçirenlerin Taksim'i yasadışı örgütlerin cirit attığı merkez haline getirmesi ve devletin polisini yakmaya yeltenmesi özgürlükler kapsamında değerlendirilmesi gereken bir şey midir?

ABD'nin Boston şehrinde tramvayla seyahat ederken, sarhoş olup olmadığından emin olamadığım kendini bilmez bir yolcu etrafındaki birkaç yolcuyu rahatsız etti. Birkaç durak sonra 8-10 polis aracı tramvayın etrafını kuşattı. Bir hışımla tramvaya giren polisler şoförün kim olduğunu işaret ettiği yolcuyu karga tulumba derdest edip götürdüler.

Hiç kimse polise tepki göstermediği gibi, tam aksine, halkın ve huzur ve emniyetini sağladıkları için alkış tuttular.

Ülkemizde maalesef tam tersi tablolara şahit oluyoruz.

Bu ülkenin toplumsal güvenliğini sağlamakla görevli polise, düşman ordusu muamelesi yapmak nasıl bir zihniyettir?

Polisler yakılmak istenirken sesini çıkarmayan, koca koca kaldırım taşlarının polislerin üstüne başına atılmasına seyirci kalan ve görmezden gelen medya, eylemcilerin üzerine biber gazı sıkıldığı ve gözleri yaşardığı için ortalığı ayağa kaldırıyor...

Şiddet eylemleri sırasında mağazasının vitrini parçalanmış olan bir esnafın üzüntüden yaşaran gözleri, o camı kırdığı için kendisine biber gazı sıkılan eylemcilerin kızaran gözünden daha az değersiz değildir.

Siz polis olsaydınız, sizi yakmaya çalışanlara, kafanıza gözünüze misket, tuğla fırlatanlara polis memurlarımız kadar sabırlı davranabilir miydiniz?

GENAR Araştırma'nın Genel Müdürü Mustafa Şen, Gezi Parkı eylemcileri arasında Taksim'de yaptırdıkları araştırmanın sonuçlarını dün akşam Kanal A'da “Siyaset Masası” programında açıkladı.

Araştırma,, eylemcilerin ve ona açık destek verenlerin yüzde 74.2'sinin CHP seçmeni olduğunu ortaya koydu.

Kendilerine neden eyleme katıldığı sorulduğunda ise, eylemcilerin % 58'i 'Başbakan Erdoğan' olarak cevap vermişler...

Devletin Taksim'de gösterdiği sabrın yasadışı örgütler tarafından bir zaaf olarak algılanmasının önüne geçilmelidir. Devletin şefkat eli kadar, toplumsal güvenliği sağlamadaki güçlü iradesi de yansıtılmalıdır.

Terör eylemleri sırasında binlerce asker ve polisimi öldürülürken sesini çıkarmayan Batılı ülkelerin, Gezi Parkı olayları nedeniyle Türkiye üzerinde kurmaya çalıştığı baskı nasıl bir küresel oyunla karşı karşıya olduğumuzun açık bir göstergesidir.

Bakalım Türkiye bugün ve yarın nasıl bir sabaha uyanacak.

Dilerim devlet, olaylar daha da büyümeden kontrol altına alır.

Yangın küçükken söndürülmezse, nerede duracağı öngörülemeyebilir.

Prof. Dr. Osman Özsoy
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız