Krizi kim yönetirse

Krizi kim yönetirse!

Krizi kim yönetirse, kriz, kendini yönetene hizmet eden bir ifrite, bir huddama dönüşür!
Avatar filmindeki canavar kuş gibi.. Ya krizin kurbanı olursunuz, ya da kriz size hizmet eder..

Kriz çıkartmak kolay. Hani derler ya, bir Süleymaniye yapmak için, iki geri zekalı, bir kazma, bir kürek yeter. Ama Süleymaniye’yi yapmak için, bir Sinan, bir de Süleyman gerek.

Bilgi gerek, emek gerek.. Krizi başlatanları biliyoruz. Arkasındaki yerli ve yabancı güçleri de.. Hepsi suçüstü oldular.. Kalabalıkları meydanlara çekmek çok zor değil. Çeyrek ekmek arası döner, ya da ucuz alışveriş imkanı, bir konser de bu işi görebilir.. Eğer onları yalan haberlerle bir yere toplamışsanız, dağıtmak toplamaktan zordur..

Kriz lobisi çalışıyor.. Krizi ülkeye yaymak, Türkiye’yi Suriye’ye çevirmek istiyorlar..
Arkalarında kimlerin olduğunu biliyoruz.. Beşli çeteye benzer bir çete var. Kayıt dışı siyaset güçleri devrede. Ergenekon çetesi, Tapınakçılar, Yahudi lobisi, Muhaberat vs..
CHP, İP, TKP, ADD, ÇYDD.. Kemalist, Ulusalcı kanat.. Cumhuriyet mitinglerindeki ekip..
Sel gider, kum kalır. Öfkeler dindiğinde, akıl ve insaf, vicdan sahipleri “Aman Allahım, biz ne yaptık” diyecekler, göreceksiniz. Sonuç: CHP kaybedecek ve AK Parti kazanacak bu işten.

Türkiye CHP ve Ergenekon belasından daha emin olarak güvenli bir geleceğe doğru yoluna devam edecek.. Gelen haberlere bakılırsa, DİSK ve KESK’e genel grev çağrısı yapıyor birileri. Korkuları böyle bir hareketin THY grevine dönüşme ihtimali..
MHP katılmıyor, BBP de öyle. BDP bu oyunun içinde yer almak istemiyor. Oysa onlar Alevi, Kürt her kesimden insanları meydanlara çekmek istiyorlardı..

Sermayeyi ve esnafı, bankalardan paralarını çekmeye çağırıyorlar. Ekonomik kriz olsun, hükümet düşsün.. Gezi Parkı filan değil mesele.. Türkiye’de terör olsun, ekonomik kriz, siyasi kriz olsun ama AK Parti olmasın! Kafa bu! Oysa böyle bir teşebbüsün başarı şansı yok, ama bu adamlar kendi bindikleri dalı kesmiş olurlar! Öfkeleri akıllarını zail etmiş bunların sanırım!

Ben hep aynı şeyleri söylemeye devam edeceğim: Bize hayır gibi gelen şeylerde şer olabileceği gibi, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir.. Onların planları varsa Allah’ın da bir planı var. Allah(cc), cahil, zalim ve fasıklar topluluğuna hidayet nasib etmez! Aksine onların işlerini sarp kayalıklara sardırır.. Yokuş aşağı koşar gibi gittikleri yollardan mahzun bir şekilde dönerler.. Şimdi bizim olup bitenleri doğru okumamız ve bu şartlarda üzerimize düşenleri yapmamız gerekiyor..
Sahi bizim STK’lar ne yapıyor? Tarikatlar ne düşünüyor?
Kendi kendimize de sormamız gerek: Nerede yanlış ya da eksik yaptık. Başkasına çuvaldızı batırmadan iğneyi kendimize batıralım bir..
Kendi içimizde de ciddi bir mıntıka temizliğine ihtiyacımız var.

Bizim sermaye ne durumda? Nasıl da pıstılar öyle. İşte böyle işler tersine döndüğünde servetinizi de, gücünüzü de kaybedersiniz. Onun için STK’lara, kültüre, basına, bilime, sanata, felsefeye değer ve destek vermeniz gerekiyor.. Yoksa üzerinde yükseldiğiniz yapı çöker.. Bunlar fantezi değil, keyfinize kalmış işler de değil.. Çimento ve demirden daha değersiz değil bu işler.. Sanat eğlence değil anlayacağınız..
Sadece para kazanmak ve lüks bir hayat... Servet bunun için miydi?

Hepimize önemli sorumluluklar düşüyor.. Dirsek teması içinde olmamız gerekiyor. İstişare ve şûra yapmamız gerek.. Servet ve iktidar bizi birbirimizden ayırmamalı.. Bunlar için birbirimizle karşı karşıya gelmemeliyiz.. Tarikat temelinde ayrışma dışlama olmamalı.. Sonra şefkat tokatının kimin yanaklarında patlayacağı belli olmaz..

Şimdi bizim politikacısı, bilim adamı, bürokratı, STK’sı, kanaat önderi, tarikatı, gazetecisi, yazarı, sanatçısı, kısaca münevveri, yani “havas”ı oturup kendimizi bir özeleştiriye tabi tutmamız gerek. Buraya kadar bir şekilde geldik. Bundan sonraki yol haritamızı gözden geçirip saflarımızı sık ve doğru tutmamız gerek.. Yoksa savrulacağız. Ya da yeni bir medeniyetin kurucu önderleri olarak tarih sahnesinde yer alacağız.. Biz bu medeniyeti ödünç kavramlarla, ya da entegrist yaklaşımlarla ihya ve inşa edemeyiz..

Bana kalırsa gençlik alanında çok zayıfız. Sermaye belli ellerde kümülatif olarak büyüyor, bu risk.. Bürokraside yükselenler sorunlu bir kesim. İş her zaman ehline verilmiyor..
Yeteri kadar dürüst, bilgili ve cesur olmayan insanlarla yola devam edemeyiz.. Bu mücadeleyi kendi rant kavgasına çerez edenlerden bu hareketin kurtarılması gerek.. Bu hormonlu dindarlardan , “bataklık gülleri”nden sakınmak gerek..
Bazı şeyleri yeniden düşünmek zorundayız.. Yoksa işimiz zor..

Ben bize yönelik harici tehditlerden çok kendi içimizdeki sıkıntılardan endişe duyuyorum..
İnşallah bu krizi de atlatacağız ama, ulu çınar ağacını içinden kemiren kurtçuklara dikkat! Kendileri yumuşak olsa da dişleri keskindir..

Le Monde’un günler önce çıkan analizi ve Amerikan Büyükelçisi’nin Gezi Parkı ile ilgili CNN Türk’teki mesajı, bu eylemlere kimlerin yön verdiğinin çok açık bir göstergesi değil mi? MOSSAD ve Muhaberat size minnettardır!

Bu arada küçük bir ayrıntı: Başta ABD, İsrail, Almanya, İngiltere, İran, Suriye, Rusya olmak üzere birçok devletten en az 250 yabancı JurnalİST Gezi Parkı gösterilerine katılmış. Bu kadar insan bile bir kalabalık oluşturmaya yeter.. Diren yabancı media!
Keşke Başbakan şu sıralar eski dostları ile istişare için zaman ayırsa.. Sadece Başbakan değil, hepimiz birbirimizle kucaklaşmaya her zamankinden daha çok muhtacız. Selam ve dua ile..

Abdurrahman Dilipak
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız