Gezi eylemleri üzerine onca şey söylendi. Eylemcilerin - akıl tutulmalarına- da değinmek gerek.

Gezi eylemleri üzerine onca şey söylendi. Eylemcilerin - akıl tutulmalarına- da değinmek gerek.

Misal, Meydanlarda boy gösteren eylemcilerin, omurgasızlığın dibine vurdukları o an, ulusalcılarla PKK sempatizanlarının aynı ortamda bulunmalarıydı.
Biri “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz, Ne Mutlu Türk’üm Diyene” derken, ötekinin “Biji Apo, Biji Kürdistan” demesi en az bizim gibi kendilerine de garip gelmiştir muhtemelen.
Öyle ki aynı takım, PKK ile çözüm sürecine girdiği için hükümete ‘AKPKK’ diyecek kadar işi ileri götürmüştü. Sokakta Kürtçe konuşulmasına dahi dayanamayan bu oluşum, meydana PKK bayrağı asılırken, ara sokakta Türkiye Bayrağı yakılırken kendisini nasıl hissetmişti merak ediyoruz…

Ne mutlu Türk’üm diyene diye haykırdıktan 2 dakika sonra faşizme karşı omuz omuza diye bağırmaları, ne için, kime karşı mücadele edildiğinin dahi idrakinde olmadıklarını tecessüs ediyordu.
***
CHP adına da söylenecek çok söz var; adına #direngezi denilen “sivil darbe” girişimi için.

En başta diktatörden beslenen CHP’nin, Gezi olaylarında hükümeti diktatörlükle suçlaması bize garip gelmişti.

Tıpkı azılı diktatör Esad ile fotoğraf çektirerek, onu halk kahramanı ilan etmeleri gibi.
Binlerce insanı katleden, sakat bırakan, binlerce kadının ırzına geçen ve milyonları evinden eden Esad’ı halk kahramanı; biber gazı sıkan Erdoğan’ı; diktatör olarak nitelendirmesi gibi…
CHP ve onun sahtekâr vekilleri, yaptıkları yalan haberler ile ne kadar vatansever olduklarını samimiyetle ortaya koymuşlardı.
Hüseyin Aygün’ün, Suriye’de kurşunlanan bir çocuğu, polisin attığı biber gazıyla yaralanmış gibi lanse etmesi, bir başka vekilin Avrasya Maratonunda fotoğraflanan kalabalığın, eylemlere gittiğini iddia etmesi ne kadar onurlu bir partide intisab ettiklerini ortaya koyuyordu.

CHP’nin, Dersim (Tunceli) vekili olan Aygün, yıllar önce Alevilere bomba yağdıran bu partinin çatısı altında, Alevilere haksızlık yaptığı iddiasıyla Erdoğan’ı tahkir ediyordu.
Şuuru oldukça yerindeydi CHP’li vekillerin.

‘Milli İradeye Saygı’ mitinginde, Erdoğan’a duyduğu sevgiyi abartan bir kadını, 5 vakit namaz kıldığını ve ‘şalvar’ giyen bir müftünün eşi olduğunu söyleyerek hem kocasını boşayacağını haykıran, hem de sevgi gösterisini abartan bu kadına olmadık laflar eden bu kişinin de bar işleten CHP’li bir ‘ilerici’ olduğu ortaya çıkmıştı…
***
Antikapitalist Müslümanlar diye yazılan ama Antimüslüman Sosyalistler diye okunan oluşuma ve liderlerine de değinmek gerek.
Şahsen tanıma imkânı bulmuştuk kendilerini. 31 Mayıs’tan itibaren, eylemlerin sonuna kadar meydanlarda boy gösteren ve uluslararası medyanın ‘Müslümanlar da iktidara karşı ayaklandı’ manşetinin atılmasına sebep teşkil eden bu oluşumun, İslâmi duruşunu söz konusu etmeye gerek dahi yok aslında.
Neredeyse her gün, üzerinde ayet taşıyan bacılarımıza yapılan alçaklığa rağmen, bir Müslüman nasıl olur da bu namus yoksunlarıyla aynı ortamı paylaşır?
Önlerine fırlattığımız fotoğrafları dahi inkâr eder?
Bir kez olsun neden hesap sormaz faillerden?
Bu nasıl Müslümanlık!?
Onlar bu sorulara cevap araya dursunlar, biz de İhsan (B)eliaçık’a özel iki soru soralım.
Birincisi, kandilin bir şaman geleneği olduğunu, insanı şirke kadar götüreceğini söyleyen sen, kendi kendini bozarak kandili kutlarken kime yaranıyordun? Sanki biz kandil gecelerinde (bir arkadaşın deyimiyle) bakire kanı akıtıp ateşe secde ediyormuşuz gibi sadece Kuran okuduk, dua ettik diyorsun?

İkinci ve en önemli soru: İsrail ile aynı yerde olmayı geçtim, aynı fikre dahi münhasır olamam diyen İhsan Hoca! Nasıl oluyor da İsrail Parlamentosu Knesset'in Başkanı Livnin’in; “Türkiye'deki gösterilerin Erdoğan düşene kadar devam etmesi için dua ediyoruz.’’ Diyecek kadar niyetini ortaya koyan İsrail ile aynı fikrin, aynı gayenin ortak paydası oldunuz? Aynı amacı paylaştınız!?

Bir de Şuara 227’ye yaptığınız zulme bir son verin artık. Ayet ayet olalı böyle zulüm görmedi.
***
Antikapitalist, antiemperyalist, antisiyonist ve demokratik kimliklere sahip eylemcilere de birkaç sorumuz olacak.

Dünya emperyalizminin ve kapitalistlerinin Türkiye’yi sömürmek için Koç’u ortaya çıkardını, holding kurdurduğunu ve bu grubun Bilderberg toplantılarının daimi üyesi olduğunu en az bizim kadar siz de biliyorsunuz Sn. Antikapitalistler.
Erdoğan’a adeta sivil darbe yapmaya yönelen eylemlere, bu grubun olağanüstü destek vermesi sizi hiç şaşırtmadı mı?
Eylemin tüm masraflarını, maddi problemlerini halletmeleri kafanızda soru işareti uyandırmadı mı?
Kapitalist dergâhların şubeleri olan Banka reklamlarında oynayan sanatçı zevatın eylemlere verdiği desteği ne kadar samimi buldunuz?
2 yıl önce Erdoğan’ı kapağına taşıyarak övgülere mazhar eden TİME dergisinin, bugün Erdoğan’ı çok ağır ifadelerle eleştirmesi, diktatörülükle suçlaması size garip gelmedi mi?
Suriye’de 3 yıldır süren savaşın gündeme dahi taşınmadığı halde Taksim’den 8 saat canlı yayın yapan CNN, BBC ve Reuters’in olağanüstü ilgisine dair kafanızda hiç mi şüphe uyanmadı?
“Türkiye'deki gösterilerin Erdoğan düşene kadar devam etmesi için dua ediyoruz.’’ Diyen İsrail ile aynı gayenin ortak paydası olmanız sizi hiç mi düşündürmedi?
Türkler’i katleden Neo Naziler Almanya’da halâ cezalandırılamıyorken bir anda aşırı Türk sevgisi uyanan Alman Siyasi Partileriyle bağlantılı isimlerin, Gezi eylemlerine verdiği desteği nasıl yorumladınız?
Tüm bu yaşananların, tıpkı Brezilya’da olduğu gibi İMF’nin bu yıl ülkeden kovulmasına rast gelmesi, sizi kuşkulandırmadı mı?
Sürekli Amerikan uşağı olmakla suçladığınız Erdoğan’ın, Amerika tarafından uyarılması da mı sizi düşündürmeye yetmedi?
Emperyalistlerin babası ile birlikte hükümete karşı tavır almak nasıl bir duyguydu?

Sosyalist fedai Ece Temelkuran, BM’nin Türkiye’ye müdahale etmesi gerektiğini vurgularken, tam olarak Irak’ta olduğu gibi Amerika’nın Türkiye’ye demokrasi getirmesini mi istiyordu?
Sosyalist, antiemperyalist kimliğe sahip bir yazar olarak, kapitalizmi ve demokrasi adı altında sömürüyü ihraç eden Amerika ile aynı potada olmak size nasıl hissettirdi?

Obama’ya, Merkel’e açık mektup gönderenler, denize düştüklerini sandıkları için mi yılana sarılma ihtiyacı hissettiler, yoksa hükümete duydukları nefret, onları başka kirli isimlerin kucağına mı itti?
Yıllarca yobaz, gerici olarak tahkir ettiğiniz Müslümanları İran’a kovmaya çalışırken, şimdi İran ile sırt sırta olmanız nasıl bir kuyruk acısının tezahürüdür?

***
Bu sorulara verilecek cevapları çok merak ediyorum, çünkü yanıtsız kalacak.
CNN İNTERNATİONAL’in gösterdiği ilkeli haberciliği de yeri gelmişken örneklemek isterim.
Ak Parti’nin Kazlıçeşmede düzenlediği mitingi; “Gezi parkı için, hükümete karşı düzenlenen eyleme milyonlar katıldı” şeklinde yansıttı. İşin komik olan diğer yanı da şu ki haber silinip aidiyeti düzenleyicisine verildikten sonra tekrar yayınlandı bu sefer de milyon dedikleri mitingi 100bine indirdiler…
***
Bu satırlar devam etmek isteyen için uzar, gider…
Eylemlerin arka yüzünü görmek isteyene yeter de artar bile.
Saflık mı demeli, adrenalin isteyen gençliğin heyacanı mı demeli yoksa sosyal medyada gördüğü yalan haberlerden etkilenmesi şeklinde mi bakılmalı meydanları dolduran eylemcilere henüz çözemedik ama ufak bir hatırlatmada bulunalım; bunun tamamen kendiliğinden zuhur eden bir eylem olduğunu düşünenlere:
Hiçbir emperyalistin bugüne kadar, ben bir emperyalistim ve sizi kullanıyorum dediğini zahiren görmedim. Onların kullandıkları bir takım insanlar rollerini çok iyi oynadıkları için sizi arkalarından sürüklerler. Kimlerden emir aldıklarını biz tam olarak kestiremeyiz ama öyle rol keserler ki gerçekten bunun kendiliğinden oluşan bir halk hareketi olduğuna inanırsınız.
Tıpkı Duran Adam eylemini başlatan Erdem Gündüz’ün 2 hafta önce Alman Konsolosluğunda ne iş yaptığını henüz çözemediğimiz gibi…
Allah’a emanet, esselâmu aleyküm.

Ömer Faruk Çekmece
Bağımsız Fikriyatlı Müslüman Gençlik 21.06.2013
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız