Bediüzzaman O Cevabı Kime Verdi

Bediüzzaman O Cevabı Kime Verdi?
Şeyh Said hareketiyle ilgili bilinen yanlışlardan birisini Bediüzzaman Said Nursi ile Şeyh Said Efendi arasında geçtiği öne sürülen diyalog oluşturuyor.


Şeyh Said’in olaylardan önce Bediüzzaman’a bir mektup yazarak kendilerine iştirak etmesini talep ettiği, Bediüzzaman’ın da cevaben “Bu Osmanlı ordusunda belki yüz bin evliya var. Ben bu orduya kılınç çekemem ve size iştirak etmem” dediği her yerde yazılıp çiziliyor. Peki bunun gerçeklik payı var mı? Şeyh Said’in torunu ve eski Refah Partisi Milletvekili Abdulillah Fırat, Bediüzzaman’ın söz konusu sözleri 1913’teki Bitlis hadisesini çıkaranların kendisine yaptığı teklife binaen söylediğini kaydediyor. “Herkes kendine göre bir şeyler söylüyor ve konuşuyor. Kimse doğruyu da ne öğrenmek istiyor ne araştırma yapmak istiyor” diyen Fırat, Bediüzzaman’ın kitabında bu olaydan şöyle bahsettiğini aktarıyor: “Eski Harb-i Umumi’den (Birinci Dünya Savaşı) evvel, ben Van’da iken, bazı dindar ve muttaki zatlar yanıma geldiler, dediler ki: ‘Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor. Gel bize iştirak et, biz bu reislere isyan edeceğiz.’ Ben de dedim; ‘O fenalıklar, o dinsizlikler, o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mesul olmaz. Bu Osmanlı ordusunda belki yüz bin evliya var. Ben bu orduya kılınç çekemem ve size iştirak etmem.”

RİSALELERDE AÇIK AÇIK YAZIYOR

Bediüzzaman’ın 1913’te başka bir mevzuda verdiği cevabın 1925’teki Şeyh Said hareketine ilişkin sözler olarak yansıtıldığına dikkat çeken Fırat, şöyle devam ediyor: “Melle Said-i Kurdi, Osmanlı ordusundan bahsediyor. Yani Cumhuriyet ordusundan bahsetmiyor. Osmanlı ordusuyla Mustafa Kemal’in ordusu arasında büyük farklar vardır. Osmanlı ordusunu alıp Mustafa Kemal’in ordusu olarak empoze edenler tezvirat yapıyor. Şimdi 12 yıl önce konuşulan bir lafı getirip 12 yıl sonraya rabıta, bağlantı yapmak mümkün müdür? Bitlis hadisesi Şeyh Said hadisesi midir? Bitlis hadisesiyle Şeyh Said Efendi’nin bir ilgisi yok. Bediüzzaman kendi kitabında yazmış, kitabını okusunlar. Bize itimat etmiyorlarsa o zaman Melle Said-i Kurdi’nin kitaplarına itimat etmeleri lazım.”

İKİ SAİD’İN ERZURUM’DAKİ BULUŞMASI

Tek parti diktasının dine yönelik müdahaleleri Bediüzzaman’ı da endişelendirmektedir. O da Şeyh Said gibi çareler aramaktadır. Şeyh Said’in Bediüzzaman’a mektup gönderip Erzurum’a davet ettiğini dile getiren Abdulillah Fırat, “Bediüzzaman da kalkıp 1924’ün Mayıs ayında Erzurum’a geliyor. Burada Şeyh Said Efendi’yle 15 günlük bir görüşmeleri oluyor. İzlenecek yolla ilgili konuşuyorlar. Bazı hususları kararlaştırıyorlar” diyor. Şeyh Said ile Bediüzzaman’ın bir yıl sonra, Mayıs 1925’te Diyarbakır’da toplantı yapma konusunda sözleştiklerini, ancak Piran’daki olayın patlak vermesi üzerine bunun gerçekleşmediğini anlatan Fırat, şöyle konuştu: “Diyarbakır’da bir toplantı, şura yapılacaktı. Ulaşım, haberleşme sıkıntılı olduğu için bir yıl öncesinden kararlaştırıyorlar. O şuraya Bediüzzaman da iştirak edecekti. Toplantıya ileri gelen ulemalar, aileler, aşiretler, Nakşibendi tarikatı mensupları davet edilmişti. Mustafa Kemal’in sistemine karşı ne yapacaklarına dair istişari mahiyette bir toplantıydı bu. Sonunda bir deklarasyon yayınlayacaklardı. Neticede Piran’da bu hadise patlak verdi. Şeyh Said Efendi 15 Nisan’da tutuklandı. Tüm bu yaşananlardan Melle Said’i Kurdi’nin hiç haberi olmadı. Şeyh Said tutuklandıktan sonra haberi oldu.”

BEDİÜZZAMAN’IN ŞEHİD ŞEYH SAİD İÇİN YAZDIKLARI

Bediüzzaman’ın, Şeyh Said’in başına gelenleri duyduğunda üzüldüğünü belirten Fırat, Bediüzzaman’ın Şeyh Said için kaleme aldığı bir yazıyı şu şekilde aktardı: “Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır. Hatta bir bahtiyar mazlum idam olunurken, bedbaht zalimlere demiş: ‘Ben idam olmuyorum. Belki terhis ile saadete gidiyorum. Fakat ben de sizi idamı ebediyle mahkum gördüğümde sizden tam intikamımı alıyorum.’ La ilahe İllallah diyerek surur ile teslimi ruh ede.”

GURBETTE ZİYARET

Bediüzzaman Said Nursi’nin şehit Şeyh Said’in sürgündeki aile fertlerini de ziyaret ettiğini bildiren Abdulillah Fırat, “Melle Said-i Kurdi Burdur’a gönderilince tabii bizim aile de Isparta Eğridir’e gitti. Bunu haber alan Bediüzzaman Eğirdir’e geliyor. Benim babam o zaman 4-5 yaşlarındaymış. Onları görüyor, çok üzülüyor. Şeyh Said’in küçük oğlu Şeyh Ahmet de var. Onları kucaklıyor, dua ediyor. Parasını onlara veriyor. Şeyh Said Efendi’nin hanımı Fatma Hanım’la görüşüyor. Onu da teselli ediyor. Ve diyor ki; ‘Ben sürgünde de olsam sizi takip edeceğim, siz benden önce gidersiniz. Benim memleketi görmem artık zor olur, takdir neyse onu intizar edeceğiz.’ Aile de son olarak Trakya’ya sürgün edildi. İrtibatları gelen gidenler vasıtasıyla sağlanıyordu.”

“KARDEŞİM ŞEYH SAİD’İN ÇOCUKLARI GELMİŞ”

Abdulillah Fırat, Şeyh Said’in büyük oğlu Şeyh Ali Rıza Efendi’yle birlikte Bediüzzaman Said Nursi’yi Ankara’da ziyaret ettiklerini anlattı. 1959 yılında Ulus Beyrut Oteli’ndeki ziyarette hazır bulunan Şeyh Said’in diğer oğlu Şeyh Selahattin Efendi, Bediüzzaman’ın gelişlerine “İşte benim kardeşimin, Şeyh Said’in oğlu” diye sevindiğini aktarıyor. Şeyh Selahattin, Şeyh Said Efendi ve kıyamından bahseden Bediüzzaman’ın gördüğü bir rüyayı kendilerine şöyle anlattığını bildiriyor: “Isparta’da tecritte iken bir gece rüyamda bir baktım ki kardeşim Şeyh Said geldi. Bana ‘Said, artık yeter, dizlerini dövme. Biz mutlak küfür ile mücadele ettik. Sen de kalk mutlak cuhul (cehalet) ile mücadele et’ dedi. Uyandım. Elhamdülillah ben yolumu buldum, cuhul ile mücadele etmek ancak ilim ile olur diye düşündüm. Cehalete karşı tevhit ilmini anlatarak kitap yazmaya başladım.” Bediüzzaman ile Şeyh Said arasındaki dostluğu bilmeden yapılan gerçek dışı yorumlar, kulaktan dolma, yanlış bilgileri zihinlere kazımak ve 1913’te farklı bir mevzuda söylenen sözleri getirip 1925’e uyarlamak hakkaniyetle bağdaşmıyor. Şeyh Said gibi bir mürşid-i kamili itibarsızlaştırma çabaları bir yana, Bediüzzaman’a da bir nevi iftira atılmış oluyor. Abdulillah Fırat’ın dediği gibi Bediüzzaman’ın ‘sansürlenmeyen’ kitaplarına göz atıp doğruları öğrenmekte fayda var.

İNGİLİZ YARDIMI YALANINI KONUŞMAK BİLE AYIP

İngilizlerin Şeyh Said hareketini desteklediği iddiasının da tamamen geçerliliğini yitirdiğini vurgulayan Fırat, İsmet İnönü’nün itiraflarına dikkat çekerek, “Şeyh Said Efendi İngilizlere karşı mücadele etmiş bir insan. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün kitabı var bu konuda. İnönü, Şeyh Said hadisesinde İngilizlerin rolünün olmadığını kendisi itiraf ediyor. Böyle bir şey yok. Mahkemede Şeyh Said Efendi buna çok kızıyor. ‘İftiradır, iftiradır, iftiradır! Bu iftirayı bana atmayın. Ne dahili ne harici hiçbir kuvvetle benim temasım olmadı” diyor” ifadelerini kullandı.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız