başbakan erdoğandan kim rahatsız

Başkentin kulağı delik iki gazetecisi ile oturuyoruz. Uzun yıllar Parlamento muhabiri ve ardından da basın danışmanı olarak çalışmış olan arkadaşlarla Gezi Parkı ile başlayan süreci değerlendiriyoruz.

Arkadaşlar ilginç analizlerde bulunuyorlar. Ama her ikisinin de vardığı ortak sonuç ; Tayyip Beyin kaleminin kırıldığıdır.

Gazetecilerden daha deneyimli olanı, İngiltere'nin Ak Parti iktidarından değil, ama Tayyip Beyden rahatsız olduğunu söylüyor ve Türkiye'de cereyan eden olayların İngiltere ile Amerika arasındaki güç mücadelesinden kaynaklandığını ifade ediyordu. Ona göre bu bilek güreşinde Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri de İngiliz siyasetinin güdümünde politika üretiyorlardı. İngiltere'nin Tayyip Beye karşı yürüttüğü bu politikanın temelinde Yeni Osmanlı Misyonu, İstanbul'un finans merkezi olacağının açıklanmış olması, alkol ve tütün lobileri vardı. Kısacası küresel baronlar Tayyip beyin politikalarını çıkarlarına aykırı buluyorlardı. Bu listeye üçüncü havaalanı projesinin Almanya'nın Frankfurt havalimanına vuracağı darbe, nükleer enerji santralinin yine Almanya'nın çıkarlarına aykırı olması ve nihayet Kanal İstanbul projesinin İngilizler açısından oluşturduğu tehlike ilave edilebilirdi.

J&B, Johnnie Walker, Smirnoff, Baileys, Guinnes ve 100'e yakın içki markasının sahibi olan şirketin ismi DIAGEO CO... Bir İngiliz firması. Yine Tütün piyasasının en yaygın devlerinden biri olan British Tobacco da İngiliz firması ve Türkiye dahil elliye yakın ülkede sigara üretiyor.

Diğer gazeteci arkadaşım ise buna itiraz ediyor ve ABD'nin Suriye politikası başta olmak üzere, Orta Doğu'da takip edilen yolun rahatsızlık oluşturduğuna dikkatleri çekiyor. Tayyip Bey'in İsrail karşıtı tutumu, HAMAS ile kurduğu diyalog ve Türkiye'nin bölgesel güç olma yolundaki kararlı tutumunun ABD'nin nihai hedefleri ile çeliştiğine vurgu yapıyor.

Bu iki gazeteciyi dinledikten sonra onlara şu soruyu sordum. Bu değerlendirmelerinizden çıkan sonuç şudur; Tayyip Beyin uyguladığı politikalar Türkiye'nin çıkarlarına uygun olduğu için, yerli ve milli olduğu için ABD ve Avrupa'nın şimşeklerini üzerine çekmiş. Doğru mu? Evet doğru dediler. Eğer mesele bu ise hala nasıl oluyor da Tayyip Bey aleyhtarı cephede yer almaya devam ediyorsunuz? Hayatınız boyunca emperyalizm ile savaştığınızı iddia ettiniz ama bugün emperyalistlerden medet umuyor ve onların sahneye koyduğu oyunda figüran olmayı kabul ediyorsunuz.

Aslında gazeticilere sorduğum soru ; Tayyip Beyin kalemini kırdığını zannedenlerin neden hüsrana uğrayacaklarının da cevabı niteliğinde idi. Çünkü, Türkiye toplumu artık eski edilgen toplum değildir. Anti emperyalist damar ideolojik bir fantezi olmaktan çıkmış bu ülkenin kılcar damarlarına kadar sirayet etmiştir.

Ne ilginçtir ki; Türkiye'nin ABD ile stratejik müttefik olduğunu defalarca ifade ettiği ve Avrupa Birliğine tam üyelik konusunda ciddi adımlar attığı için yıllarca eleştirdiğimiz bir Başbakan, şimdi aynı güç odakları tarafından istenmeyen adam ilan edildi diye neredeyse zil takıp oynayacağız.


Buraya kadar yapılan yorumlarda dikkat edilecek olursa hiçbir şekilde millet yoktur. Bu milletin ne düşündüğü, ne yapacağı, millet iradesinin nasıl tecelli edeceği söz konusu bile edilmiyor. Milleti güdülecek bir koyun sürüsü gibi gören seçkinci, jakoben anlayışın en büyük yanılgısı da işte burada yatmaktadır.

Hayır artık dışarıdan sipariş edilmiş bir iktidar hülyası ancak birkaç kadeh alkolden sonra bizim yerli baronların ham hayali olarak var olmaya devam edebilir. Bu millet yerli vesayete karşı samimi tavrını seçim sandığında ortaya koymuştur.

Şimdi sıra küresel baronların vesayet histerilerine karşı tavır almaya gelmiştir. Bu ülkeyi kimin yöneteceğine Küresel şirketlerin zehir taciri olan baronları ve onların yerli taşeronları değil, bu milletin kendisi karar verecektir. İktidarı Londra veya Washington'daki lobilerin tezgahında arayanlar darbecilerin yaşamakta olduğu hayal kırıklığının aynısını yaşayacaklardır.

Geçmişte Tayyip beye hangi gerekçelerle karşı çıkıyor idiysek bugün de tam o gerekçeler nedeni ile bu oyunun bozulması için Tayyip beye destek verilmesi gerektiğini savunuyorum. Eğer Küresel sistemin eli kanlı zehir tacirleri, kan emici faiz lobileri bu ülkenin Başbakanına savaş açmışsa ona destek vermek ve bu oyunu boşa çıkarmak boynumuzun borcudur.

Çünkü biz ‘Allah için sevip,Allah için buğz ‘ etmekle emrolunduk. Siyasi çekişmeleri, hasedi, kırgınlıkları, inadı bir yana bırakıp dua eden milyonların duasına amin anlamına gelecek bir fili dua ile mükellef olduğumuzu düşünüyorum. Ama geçmişte şöyle şöyle oldu gibi gerekçelere sığınma lüksümüz yoktur.

Ömer Vehbi Hatipoğlu
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız