Amanpour adil olamaz ama

Amanpour adil olamaz ama

Çok şanslı bir ülke olmalıyız ki, Taksim Gezi olayları başladıktan sonra CNN İnternational'ın da ilgi sahasına girmiş bulunuyoruz.

Boru değil, CNN İnternational… İsmi zikredildiği zaman şöyle bir durup düşünmeniz gereken bir televizyon kanalından bahsediyoruz. Canlı olarak Taksim'e bağlanıp, orada neler olup bittiğini, -pardon, neler olup bitmesini istediklerini diyecektim- gaz maskeli muhabirleri vasıtasıyla aktarıyordu bu kanal.

Tabii bu konuda CNN İnternational yalnız değil. Başka birçok yabancı TV kanalı da benzer faaliyetlerde bulunuyor ve güya Türkiye'de yaşananları dünyaya aktarma görevini yerine getiriyorlar.

Yabancı televizyon kanallarının bu başarılı ve dahi objektif yayıncılığı sayesinde, yurtdışından Türkiye'deki tanıdıklarını arayan insanlar, memleketin yerinde durup durmadığını öğrenmek istiyorlardı önce. Ardından da gıda, giyim, çadır ya da battaniye gibi şeylere ihtiyaç olup olmadığını…

Türkiye'deki medyanın bir kesiminin tarafgirliğinden gına getirmiş olan bizler de, bu medya işlerinin dünya çapında nasıl yürüdüğü ile ilgili tecrübeler edinmiş oluyoruz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı İbrahim Kalın'ın, CNN İnternational'da Christiane Amanpour'un sunduğu programda yaptığı kısa konuşma, ülkemiz medya organlarının bazıları tarafından değişik şekillerde yorumlanmış olsa da, ‘işte budur!' dedirten bir olaydı.

İbrahim kalın'ın, tarafgirliği tescilli Christiane Amanpour'un yönlendirici sorularını es geçip, doğrudan meseleye odaklandığı ve muhatabını altüst edip, bağlantıyı kesmeye zorladığı o kısa konuşma, batı medyasının ne kadar iki yüzlü olduğunu ortaya koyan bir belge niteliğindedir artık.

Ve bu kısa konuşma, Christiane Amanpour denilen hatunun, Mart 2002'de Yaser Arafat'tan yediği fırçadan sonra, unutamayacağı bir diğer olay olacaktır muhtemelen: Tam da İsrail saldırısı altında iken canlı yayında Arafat'a bağlanıp, Filistinlilerin şiddetini durdurup durduramayacağını sorduğunda yediği fırça...

İbrahim Kalın'la yaptığı konuşma sonrasında hatırlanıp, internet sitelerinde tekrar tıklanmaya başlanan o konuşma, dünyanın en büyük TV kanallarından birisinin ve yine dünyanın en meşhur habercilerinden birisi olarak geçinen Amanpour'un aslında ne mal olduklarını açıkça ortaya koymak için yeterli.

Taksim meselesi ile ilgili olarak İbrahim Kalın'la da benzer bir konuşma yapmayı planlıyor olmalıydı Amanpour. Türkiye'deki birçok yayın organının da görmek istemediği vandallık boyutunu es geçerek, ortalığı yakıp yıkan masum gençlere neden sert davranıldığını sormak gibi.

Ancak İbrahim Kalın, ‘uslu çocuk' olmadığı gösterecek bir şekilde, konuya esastan girip: "Ellerinde molotof kokteylleri ve sopalar olan insanların Beyaz Saray'a yürümelerine ve kamu malına saldırmalarına izin verildiği bir durumu hayal edebiliyor musunuz?" şeklindeki can alıcı soruyu sorduğunda, işin rengi değişti.

ABD'de böyle bir şeyi hayal bile edemeyecek olsa da, herhalde Türkiye için normal karşılanması gerektiğini düşünüyor olmalıydı Amanpour ki, konuşmayı alel-acele sonlandırma ihtiyacı hissetti.

Bazı gazeteler ve internet siteleri konuyu değişik bir şekilde işleseler de, ‘bitti' denilen programın Taksim'e bağlantı yapılarak sürdürülmesi, konuşma arzu edildiği şekilde yürümediği için kesme ihtiyacı duyulduğunu gösteriyor.

Arafat, ‘biraz adil olun' demişti Amanpour'a ve telefonu kapatmıştı… Amanpour ve benzerlerinin, biraz dahi olsa, adil olmalarını ummak mümkün değil. Ama onların yaptıklarını gören ülkemizdeki medya organlarının adil olmalarını beklemek hakkımız…

Ekrem Kızıltaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız