Almanlar bunu hep yapıyor

Almanlar bunu hep yapıyor!

“Gezi” meselesinin gelip dayandığı noktayı göremeyenler için yapacak bir şey yok!

Lakin, olup bitenin farkında olanlarla biraz daha hasbihal etmekte fayda var diye düşünüyorum.

Yeni Şafak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül'ün literatürümüze kazandırdığı bir kavram var: Alman Ergenekonu!

Bu kavramı ilk olarak Ergenekon soruşturması döneminde Almanya'da başlayan gurbetçi evlerinin kundaklanması meselesi sırasında kullandı İbrahim Karagül.

Daha sonrasında 2008 yılında Almanya'da başlayan Deniz Feneri E.V davası süreciyle ilgili yazılarında da Alman Ergenekonu ifadesini gördük.

Şimdilerde memleketin her noktasını harekete geçirmeye çalışan bir “sokak” var görünüyor.

Bu “sokağı” Gezi'ye, Taksim'e, Kuğulu'ya, Kızılay'a, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'ne ya da Başbakan'ın Keçiören'deki Konutu'na yönelten itici gücün ne olduğu sorusu karşımızda kocaman bir soru olarak duruyor!

O soru öylece dururken, bir de bakıyoruz ki Almanya'nın dev bankası Deutsche Bank'ın Borsa'da yaptığı işlemler tartışılmaya başlanıyor…

Alman medyası, Taksim ve Gezi'ye kilitleniyor!

Başbakan Erdoğan'ın şahsına yönelik hakaretler ve aşağılamalar Alman medyasında her gün dozu artırılarak yazılıp çiziliyor!

Bütün bu olup bitenlerin elbette bir anlamı var..!

Türkiye'nin yakın tarihinden örnekler vermeden önce size iki meseleyi hatırlatmak istiyorum:

Birincisi İttihat ve Terakki'nin 1908'de ihtilal yaparak iktidara gelmesinden sonra Almanya ile kurduğu girift ilişkiler.

İkincisi, İngilizlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması aşamasında bize dayattığı Lozan'ın bir uzantısı olarak Tekke ve Zaviyelerin kaldırılması ile nasıl bir fay hattını oluşturulduğu.

Şimdi de yakın tarihte Alman derin devletinin Türkiye üzerinde ne tür operasyonlar yaptığını anlatan alıntılarla devam edelim.

İlk bölümde, eski Başbakanlardan Tansu Çiller'in danışmanı Hüseyin Kocabıyık'ın a Haber'de yaptığı şu çarpıcı açıklamalara yer vermek istiyorum.

"ÇİLLER EROİN KAÇAKÇISI İDDİASI BAŞLATTILAR"

Kocabıyık, a Haber'deki programda 1997'de dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller'e kurulan tuzağı şöyle anlattı: "10 Orta Avrupa ülkesinin NATO ülkesi olma durumu vardı. Türkiye bunu veto etti. Hemen Almanya'da devlet destekli bir kampanya başlatıldı. Alman Başsavcısı Çiller'in eroin kaçakçısı olduğunu iddia etti. Bir gün 'Belge sahteymiş, yanlışlık oldu' dediler.

"ALMANYA DENİZ FENERİ'NİN KAFASINI KOPARDI"

Türkiye'deki uluslararası yardım kuruluşları (NGO ) etkisine de değinen Kocabıyık, "Dünyanın herhangi bir yerinde bir felaket olduğunda bu yardım kuruluşları gidiyorlar, Türk bayrağını asıyorlar ve büyük kaynakları transfer ediyorlardı. Deniz Feneri Derneği bunların en başında geliyordu. Bir an geldi o kadar etkili çalışmalar yaptı ki Almanya bundan rahatsız oldu ve kafasını kopardı, bize geri gönderdi. "

(Hatırlayın o dönemde Deniz Feneri E.V yöneticisinin Başbakan Erdoğan'a para verdiği iddia edilmiş, daha sonra da tercüme hatası yapıldı açıklaması yapılmıştı H.Ö)

"ALMAN İSTİHBARATI ALEVİLERİ KIŞKIRTIYOR"

Hüseyin Kocabıyık aynı programda Almanların Alevilere olan ilgisine de vurgu yaptı: "Almanya'da Hz. Ali'den ve Müslümanlıktan koparılmış bir Alevilik düşüncesinin yayılması için birtakım derneklere olağanüstü Alman yardımlarının olduğu bilinir. Birtakım tuhaf adamlar çıkar, Aleviliğin Müslümanlıktan ayrı bir din olduğunu söyler. Bunun ardında Alman derin devleti vardır. Almanlar endüstri devleti olmaktan vazgeçtiler, dünyaya nizam vermek için Ortadoğu da arzuları var. Türkiye ile işbirliği yapmak istiyor ama Türkiye bağımsız politika takınıyor ve Almanya'nın isteklerine cevap vermiyor. Bu da Almanların işine gelmiyor."

Taksim'e çıkan kalabalıkların itici gücünün ne olduğu konusunda epeyce ipucu veriyor Hüseyin Kocabıyık'ın bu açıklamaları.

İbrahim Karagül'ün 21 Haziran'da Yeni Şafak'ta yazdığı yazının başlığı Alman Ergenekonu idi. Yazının son bölümü şöyle:

Hatırlatayım-1: Alman Ergenekonu'nun ev kundaklamaları, Türkiye'deki Ergenekon operasyonlarıyla aynı tarihte başlatıldı. Tuhaf değil mi?

Hatırlatayım-2: 28 Şubat'taki büyük finans operasyonunda Deutsche Bank vardı ve Türk ekonomisi çöktü. Bu sefer de, aynı operasyon yapıldı. Tuhaf değil mi?

Hatırlatayım-3: Bir zamanlar, Alman örtülü ödeneğinden aldığı paralarla terörü fonlayan vakıflar, şimdi bir başka toplumsal kesimi harekete geçiriyor, fonluyor. Etnik çatışma biter bitmez bir başka 'kimlik çatışması'nı besliyor.

Almanya'daki gösterilerin özellikle Alevi kardeşlerimiz üzerinden organize edilmesi ibretlik değil mi? Tuhaf değil mi?

Son olarak Almanların sürekli etki altında tutmaya çalıştığı Alevi toplumunun sorunlarına ilişkin sosyolojik tahliller yapan Müfit Yüksel'in 22 Haziran'da Yeni Şafak'ta yazdığı yazının şu bölümü çok dikkat çekici:

Son yıllarda, kentlere göçün yoğunlaşmasının neticesi olarak, büyük kentlerde birbiri ardınca açılan Cemevleri, 677 sayılı yasa (Tekke ve Zaviyeleri kaldıran HÖ) engeli yüzünden Dergâh ve Zâviye' statüsünde açılamamakta, dolayısıyla, İslam dışı bir zemine itilmesini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca Almanya gibi bir kısım Batı Avrupa ülkeleri bu durumdan yararlanarak, zamanla ülkelerinde oluşmuş 'Alevi Diasporası' üzerinden Aleviliğin, Bektaşiliğin İslam'dan ayrı bir din ve Alevilerin 'Gayr-i Müslim Azınlık' olarak tescil edilmeleri konusunda yoğun bir propaganda kampanyası yürütmektedirler.

677 sayılı kanuna Alevi-Bektaşi kurumlarına, Cemevlerine ilişkin şöyle bir ek fıkra eklenebilir.

'Alevî-Bektâşî inanç kurum ve merkezleri, 'Dergâh' şeklinde ve statüsünde açılır. 'Dergâh' şeklinde ve statüsünde açılacak Alevî-Bektâşî inanç kurum ve merkezleri Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde teşkil edilecek bir üst kurulca temsil edilir ve denetlenir.'

Bütün bu olup biteni devletin fark etmemiş olması sanırım mümkün değil.

Türkiye gazetesinin haberinde devletin olup bitene karşı cevap vermeye hazırlandığı yönünde:

Hükümet “açılım” kapsamında Alevi vatandaşlarımıza yönelik hazırladığı pakette bakın neler var:

Hacı Bektaş-ı Veli veya Pir Sultan Abdal adı altında üniversite kurulacak.

İnanç ve Kültür Vakıfları yasa taslağı hazırlanacak.

Cemevleri bu vakıflara bağlı olarak inanç ve kültür merkezi olarak hizmet verecek.

Devlet bütçesinden cemevlerine yardım yapılacak.

Belediyeler cemevleri için ücretsiz arsa tahsis edecek.

Cemevlerinin 'tekke ve zaviye' sayılmaması için Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasını öngören 677 sayılı yasa kapsamı dışında tutulacak.

Alevi dedelerine yönelik Çorum Hitit Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi'nin desteği ile altı aylık seminerler düzenlenecek.

OYUNUN FARKINDA OLMAK

Bitiriyorum.

Gezi Parkı'ndaki ağaçları kurtaralım masumiyeti içinde başlatılan “kalkışma”nın arkasında olup bitenleri özetleyen yazıları sizlerle paylaştım.

Diyeceğim o ki, Türkiye'nin müttefiki gibi görünün devletlerin 200 yıldır bize operasyon yapmasına müsaade ettik.

Artık buna müsaade etmemek için uyanık olmakta yarar var.

Ne dersiniz?

Kalın sağlıcakla.

Hasan Öztürk
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız