Londra ve fransa da ki asker cinayetleri

Komplo teorilerine inanır mısınız?

Bazen olaylar öyle gelişiyor, öyle sunuluyor ki ağzınız açık izlemekten başka çareniz kalmıyor. Bundan 1 yıl kadar önce Fransa “motosiklektli katil” olayı ile sarsılmıştı. 3 askeri öldüren şahıs daha sonra da bir Yahudi okuluna saldırarak 3'ü çocuk 4 kişiyi daha katletmişti.

Kısa sürede olayı yapan teşhis edildi ve gece yarısı evine baskınla öldürüldü. Bu kişisözde bu işi İslam adına yapmış daha baharında bir delikanlı idi. Hapishanelerde yatmış, Afganistan'a gitmiş, bardan diskodan çıkmayan tabiri caizse “züppe” biriydi.

Gelin görün ki bir anda Alkaida adına Fransa'da katliamlar yaptı (ya da yapmış). Olayın ardından birçok şey yazıldı, çizildi. Hatta katil, cinayetlerini kameraya çekmiş. Öldürüldükten sonra kasetler EL-Cezireye ulaştı. Ama nedense ne Fransız medyası, ne de Arap medyası videoyu yayınlamadı. Aileler için bakmak çok zormuş, saygı için bunu yapmışlar.

11 Eylül olaylarında görüntüler sürekli yayınlanırken orada ölenlerin aileleri her halde acı çekmiyordu. Neyse konuyu uzatmayalım. Muhammed Merah adlı genç hakkında daha sonra bir sürü iddia atıldı. İsrail'e gittiği, Fransız istihbaratına çalıştığı, susturulmak için vurulduğu vesaire.

Görgü tanıkları batılı birini tarif etmelerine rağmen üzerine gidilmedi hiç. Şu anda kardeşi hala yardımlıktan gözaltında. İslam'ın İ'sini bile yaşamayan adam oldu Mücahit!

Londra'da yaşanan olayları görünce aklıma Fransa'da ki olaylara bağlantı var mı dedim kendi kendime. Orada da yine Müslümanlar adına birileri cinayet işledi. Cinayeti işlediği gibi kaçmadı ve basın bildirisi gibi açıklamalar yaptı. Anlattıkları ne kadar doğru olursa olsun yapılan eylem hiçbir zaman Müslümanlara fayda vermiyor. Nitekim ırkçılar camileri bastı, talan etti. Orada ki vatandaşlarımızın can güvenliği kalmadı. O kişide istihbarat ile bağlantısı olduğu söyleniyor. Müslüman olarak bu hareketler sizin aklınıza sığıyor mu?

İsveç'te bir Türk vatandaşı Polis tarafından öldürülünce banliyöler savaş alanına döndü. İsveç entegrasyon konusunda örnek gösterilen ülkeler arasında idi. İlk defa ezan izinli minareli cami yapıldı. Müslümanların hakları gayet iyi korunuyor. Ama gelin görün ki bu model şimdi tartışmaya açıldı. Fransa'da bile “gördünüz mü ne kadar hak versek te yine aynı eşkıyalar” türü sözler yazılıyor, çiziliyor.

Mesela Fransa'nın ünlü Marsilya şehrinde mafya çatışması var. Eroin, kokain, hırsızlık, cinayet hepsi bulaşmış bu şehre. Sene başından beri öldürülenlerin sayısı 10'u geçti. Ayrıca Korsika adasında bağımsızlık isteyen aşırı milliyetçiler tarafından bombalı saldırı yapıldı ve sırf son 5 ay içinde 20'ye yakın cinayet işlendi.

İslam adına ya da onların tabiri ile İslami terör henüz can almadı! Ama gelin görün ki hala İslami terörü tartışıyoruz. Müslümanların ne kadar tehlikeli olduğunu, İslam'ın ne kadar vahşi din olduğunu görüyoruz (!).

Fransa'nın en ufak bir yerinde bir cinayet işlense, bir gaz borusu patlasa, bir kadın tecavüze uğrasa, araba yakılsa velhasıl ne kadar pislik varsa haberi geldi mi istisnasız 7'den 70'e herkesin ilk aklına gelen” Müslümanlar yapmıştır” oluyor.

Allah'ım bu ne ezadır böyle. Davranışlarıyla, duruşlarıyla yaşayan Kur'an olması gerekenler dinimizi ne hale getirdiler?

Birkaç gün önce Paris iş merkezi La Defense'ta bir jandarma arkadan maket bıçağı ile yaralandı. Zanlı kaçtı ama görgü tanıklarının bazıları batılı, modern giyimli biri görürken bazıları Araplara has giyim olan jelaba giyinmiş bir kuzey Afrikalı gördü.

Kamera kayıtları inceleniyor, henüz net bir şey yok. Ama içişleri bakanı, savunma bakanı şimdiden “teröristlerle amansız mücadele etmeye devam” edeceklerini söylüyor. Herkesin aklında şimdi kesin Londra olayından etkilenen “beyni yıkanmış, Cennette 70 huri ile birlikte olacağını” düşünen bir “İslamist” var.

Bu olaylar yaşanınca bazı milletvekilleri yasalardan şikâyetçi oldular. Neymiş efendim yasalar izin vermediği için Müslümanları İnternette takip edemiyorlarmış, Skype türü programlar “cihatçıların” mesajlaşma mekanıymış. Bunun acilen değişmesi ve Müslümanların yakından takip edilmesi gerekiyormuş! Yoksa çok daha büyük vakalar olabilirmiş. Korkularla her şey kabul ettirmeyi beceren çoğulcu demokrasi cumhuriyeti!

Bunu yapan bir Müslümansa ben hakkımı helal etmiyorum. Bugün Cihat öyle abuk subuk eylemlerle yapılmaz. O beğenmediğimiz toplum her yönüyle dünyaya hâkim olmuş. Ekonomik, teknolojik, sosyal, kültürel ne varsa. Google'de arama yaprken siz leb demeden leblebiyi anlayan özelliğini bile yine o toplum bulmuş haberin var mı?

O halde artık kışkırtmalara gelmeyi bırakalım. Teknolojide, ekonomide en iyisi, en gözdesi biz olalım. Yadırganan değil, anlaşılan, hoş görülen, toplum tarafından sevilen insanlar olalım.

Deli kuyuya taş atınca biz de o kuyuya atlamaktan vazgeçelim artık. Şunu hiçbir zaman unutmayalım: her sakallı Müslüman değildir, her namaz kıldıran imam değildir. İçimize sokulan nifakları unutmayalım. Arap Lawrence'ı hatırlayalım. Sırf Müslümanları zor durumda bırakmak için ajan olarak içimize girip, bizi galeyana getirip “uçurmaya” çalışanlara dur demenin zamanı gelmedi mi?

Evet mücadelemiz devam ediyor, hakkımız çiğneniyor, canımız malımız tehlikede, Müslüman ülkelerde bombalar bebeklerin üzerine yağıyor, yapanların yanına kar kalıyor. Gözyaşı yerine kanlar akıyor! Ama çok zoruna gidiyorsa hâkim ol yargıla, milletvekili ol, bakan ol engelle, gazeteci ol deşifre et.

Mücadele edecek yollar çok, yeter ki biz yaptığımız her hareketin İslam'a ve Müslümanlara faydasını, zararını iyi tartalım. Biz mazlumun sesiyiz, zalimlerin karşısında dik duranız, kalleşlik nedir bilmeyiz. Yapacaksak adam gibi mücadele edelim, mücadele ettikçe nefret kazananlardan olmayalım.

Sonra oturup iyi düşünelim hangisi komplo hangisi bizim cahilliğimiz!

Fatih Karakaya - Haber7





MÜSLÜMANLARA OYNANAN BÜYÜK OYUN

Bu süreçte karşımıza tuhaf cinayetler de çıkıyor. Örneğin Boston Maratonu'nayapılan saldırı bunlardan biriydi. Saldırı ister Çeçenistan cephesinden alın, isterseniz İslamcılık yönünden bakın tamamen anlamsız bir saldırıydı.

Neden yapıldı, bu bile anlaşılamadı. İlginçtir, saldırganların hayatı tipik bir mütedeyyin Müslüman hayatı olmadığı gibi, saldırganları FBI ve Rusya istihbaratı da çok yakından tanıyordu.

Saldırı ile ABD'de ve tüm dünyada Müslüman karşıtlığı doğal olarak arttı.

Bir başka garip bir cinayet ise 22 Mayıs 2013'de Woolwich'de (Londra) askeri bir kışlanın önünde yaşandı.

Bu cinayette Kraliyet Piyade Alayı davulcusu asker LeeRigby iki saldırgan tarafından bıçakla vahşice öldürüldü.

İki saldırgan Rigby'nin cansız bedenini yola serdiler ve etraftakilere bu cinayeti İngiliz askerlerince öldürülen Müslümanların intikamını almak için işlediklerini söylediler.

Bazı haberlere göre saldırganlar "Allahu Ekber"diye bağırmayı da ihmal etmediler.

Saldırganlara baktığımızda sıradan bir mütedeyyin Müslüman yaşamını yine göremiyoruz. Her ikisi de Nijerya kökenli İngiltere vatandaşı. Her iki saldırgan da Hıristiyan olarak yetiştirilmiş ve sonradan İslam'a dönmüşler.

İlginçtir, saldırganların etrafında yine istihbaratçıları görüyoruz. İngiliz dış istihbaratından sorumlu MI5 saldırganlardan Michael Adebolajo ile o kadar ilgili
ki bu kişiyi Kenya'da hapisteyken kendi saflarına katmak dahi istemiş. Adebolajo, Kenya'dan kurtulduktan sonra bir kez daha Somali'ye gidip silahlı çatışmalara katılmak istemiş. Ancak Adebolajo'yu bu kez MI5 durdurmuş ve kendisini kibarca uyararak "eğer Somali'ye gitmeye kalkarsan seni yine Kenyalılar durdurur" demişler. Garip değil mi?

İngiliz basınına göre Adebolajo MI5'a katılmamış. Ama bu noktada kime inanacağınızı bilemiyorsunuz. Üstelik Adebolajo gibi Somali'deki İslamcı silahlı örgütler ile bağlantısı olan bir kişinin Londra sokaklarında, hem de askerî bir kışla önünde nasıl bu kadar kolay dolaştığını da çözemiyorsunuz.

Boston Maratonu ve Woowich saldırıları hiç şüphesiz Batı zihnindeki 'eli kanlı
Müslüman' algısını güçlendirdi. Eminim 'Medeniyetler Çatışması' fikrinin babası Samuel P. Huntington mezarından bu manzaraya bakıp bakıp gülümsüyordur. Aynı
şekilde Washington DC'de, Londra'da ve Tel Aviv'de bu manzaraya bakıp gülümseyen
başkaları da bulunmaktadır. Resmin Batı ayağı bu tür cinayetlerle tamamlanmaktadır.

Sedat Laçiner
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız