Zamanında Harp Akademileri Komutanlığı tarafından basılmış bir kitap

Zamanında Harp Akademileri Komutanlığı tarafından basılmış bir kitap!

Kitapçık, önce yazarı tarafından bastırılmış, sonra Harp Akademileri Komutanlığı kapağını değiştirerek kitabın yeni bir baskısını daha yapmış... Basımından kısa süre sonra 'sakıncalı' olduğu belirlenen kitap yayımlayan komutanlık tarafından toplatılmış... Bende bulunan ikinci baskıda yazar İlhan Uran'ın şu notu var: "Harp Akademileri Komutanlığı'nın eğitim ve öğretim faaliyetleri kapsamında, tarafımdan yazılan 'Lâiklik mi Şeriat mı?' adlı kitabın yeniden basılması ve bu yayından kurmay subay ve kurmay subay adaylarının istifade etmesi benim için bir onurdur. Kitabın yeniden basılmasından dolayı herhangi bir telif hakkı talebim olmayacaktır. İlhan Uran. 9.11.1995."

Kitapçık, muhtevası itibariyle, 'çağdışı' bir zihniyeti yansıtıyor. Karmaşık alıntılarla, 'Allah' kavramının ilâhî kaynaklı değil insan zihninin ürünü olduğu ileri sürülüyor sözgelimi; "Bir sosyal kurum niteliğindeki din insanlarca tinsel gereksinimlerin dürtüsü ile oluşturulmuştur" deniliyor. Şu satırlar da kitaptan alınma: "Toplum bilincinin yarattığı din nasıl esir alabilirdi toplumu? Tanrı, Batı insanını daha mı akıllı yaratmıştı? Yoksa en sevdiği peygamberini yolladığı İslâm toplumunun bireyleri daha mı aptal? Çelişki Tanrı için söz konusu değilse peki çelişki başka nasıl olurdu? Sen en gelişmiş dini, en sevdiğin insan aracılığı ile son din olarak gönder, sonra da onun ümmetini bir önceki dinin egemenliğine bırak... Bu paradoksu kim, hangi akıl ölçüsü ile yanıtlayacaktır?"

İlk yazımızda yer verdiğimiz bazı alıntıları daha tekrarlayalım: "Bir tespih, bir cüppe, birkaç âyet, üç beş sure ve bir de Muhammed'in hadisleri diye yutturulan bolca hurafe..." Tanrı inancı sahibi kişiler, "İlâhiyatın sihrine kapılmış zavallılar" oluyor yazarın dilinde. Yazar ibadete bütünüyle karşı çıkıyor sanmayınız; bir yerde "Türk insanı Tanrısına ayırdığı beş vakitten sonra bir vakit de Ata'sına ayırmalıdır" diyor ve bir başka yerde şu garip cümleyi kuruyor: "Balzac'ın 'İnsan gökte bir şeye saldıracaksa, Tanrı'yı hedef seçmeli kendine' deyişinin canlı örneği olarak, alçakça saldırılara karşın yine de ulusunun en güçlü yanı kalabilmeyi başarmış Ata'sını hedef alıyorlar."

Yazı 12 Temmuz 1999 Pazartesi tarihli Fehmi Korunun yazısından alıntıdır...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız