Yıldız Sarayı, 1926’da kumarhane olmuştu

Yıldız Sarayı, 1926’da kumarhane olmuştu
Murat Bardakçı yazdı

Metinden BAZI PARAGRAFlar:

****İtalyan kumarhaneleri zamanla Türkiye’den, o günlerin genç Cumhuriyet’inden de çalışma müsaadesi almayı, hattâ 1926’da uzun seneler boyunca hilâfet ve saltanat merkezi olmuş olan Yıldız Sarayı’nı da kumarhane hâline getirmeyi başardılar.

Türkiye’nin Yıldız’ın kumarhane yapılması iznini hangi düşünce ile verdiğini, meselâ 1789’daki Fransız İhtilâli’nin ardından bazı saraylarla kiliselerin uygunsuz mekânlar haline getirilmesi gibi işlerden mi ilham alındığını bugün maalesef bilmiyoruz. Ama, Ankara’nın Fransız mücevher şirketi Rozanes’e 1927’de Topkapı Sarayı’nın hazinelerini satma teklifinde bulunması, eski rejimle tuhaf bir hesaplaşmaya girilmiş olduğunu gösteriyor.

Aşağıda, İtalyan kumarhanecilik tarihini yazan Riccardo Mandelli’nin kitabında Yıldız Sarayı’nın kumarhane haline getirilmesi ile ilgili bölüm, özet şeklinde yeralıyor:

“...Son padişahın Sanremo’da fırtınalı bir gecede ölümünden sonra alelâcele yapılan ve ölümün kalp krizinden kaynaklandığını ifade eden otopsi, işin içinde başka şeylerin, meselâ zehirlenmenin bulunup bulunmadığını kesin şekilde öğrenmeyi imkânsız hale getirmişti...


Tabutun konduğu mekân şimdi konferans salonu olarak kullanılıyor.

***UÇAKLA KUMAR TURU
Bir zamanlar hilâfet merkezi olan Yıldız Sarayı’ndaki kumarhane kapanmış ama İstanbul’daki diğer kumarhaneler milletlerarası bir zincirin halkası haline getirilmişti... İşin ardında İtalyan bankaları ile büyük şirketler ve bizzat Mussolini vardı ve organizatörler zengin müşteri bulabilmek için bu defa hükümetin de desteği ile başka bir yol denediler: O senelerde yeni yeni yaygınlaşan yolcu uçakları ile İstanbul’a zengin kumarbazları para almadan taşımaya, yani kumar turları yapmaya başladılar... Brindizi’de ve Atina’da şanslarını deneyen kumarbazlar uçakla İstanbul’a getiriliyor, İstanbul’dan da Rodos’a götürülüyorlardı...”.

HAFTA içerisinde, Fransa’ya ve İtalya’ya gittim. Gezmek, tatil yapmak yahut kafa dinlemek için değil, üzerinde çalıştığım ve ancak birkaç sene sonra bitirebileceğim bir kitaba kaynak arayıp belge toplamak maksadıyla...

Birkaç gün boyunca, Güney Fransa’nın bir zamanlar hemen bütün devrik hanedanlarına sürgün başkentliği etmiş olan Nice ile hemen ilerisindeki İtalyan sahil kasabası Sanremo arasında gidip geldim. Oralarda yaşayan tarihçi dostlarımla buluştum, çalıştığım konu hakkındaki bilgilerine müracaat ettim, fikir teatisi yaptık ve yeni yayınları elde etme imkânı buldum.

ÜZERİNDE ÇALIŞILMADI

Ve, İtalya’da henüz çıkmış olan bir kitap, beni hayretten hayrete düşürdü!

Kitabın konusu kumarhaneler tarihi idi. Kumarhane işinin 1900’lerin ilk senelerinden itibaren dünya çapında nasıl örgütlendiğini anlatıyor, İtalya’da mafyanın yanısıra bazı siyasî grupların bu alanda yaptıkları işbirliğinden sözediyordu. Yayının beni asıl hayrete düşüren tarafı da, Sultan Abdülhamid’in meşhur Yıldız Sarayı’nın Cumhuriyet’in ilk senelerinde “gazino”, yani bildiğimiz “kumarhane” haline getirilmesinin öyküsünü ve ayrıntısını yazması idi... Yıldız Sarayı’nın Cumhuriyet’ten hemen sonra kısa bir müddet için bile olsa kumarhane olarak kullanılması ile ilgili olarak, bildiğim kadarı ile bizde şimdiye kadar yapılmış hiçbir çalışma yoktu. Bazı yayınlarda konudan sadece bir-iki satır ile bahsedilmiş ama ayrıntılar hiçbir şekilde ortaya çıkmamış ve çıkması için de zaten çalışılmamıştı...

İKİ ÖNEMLİ KİTAP

İtalyan tarihçi ve felsefeci dostum Riccardo Mandelli, hadiseyi “Al Casino con Mussolini” yani “Mussolini ile Kumarhane” isimli kitabında anlatıyordu...

Mandelli, bundan iki sene önce, son dönem tarihimizi konu alan çok önemli bir başka kitap daha yayınlamıştı: “L’ultimo Sultano. Come l’Impero Ottomano Mori a Sanremo”; Türkçesi ile “Son Sultan. Osmanlı İmparatoru Sanremo’da Nasıl Öldü?”...

ARŞİVDEKİ BELGELER

Kitapta, hayata 1926’da Sanremo’da veda eden Sultan Vahideddin’in ölümü ile ilgili olarak 80 küsur sene boyunca tasnif edilmeden kalmış olan belgeleri kullanıyor ve son padişahın ölümünün pek olağan şekilde olmadığını, işin içerisinde başka sebeplerin de bulunabileceğini ifade ediyordu. Mandelli, Sultan Vahideddin’in en yakınları tarafından bile her an aldatıldığını, padişahın yanıbaşındaki bazı maiyet mensuplarının Ankara’ya neredeyse hemen her gün ihbar mektupları gönderdiklerini belgeleri ile aktarıyor ve hükümdarın ölümünün ardından adamlarının yaşadıkları maceraları da yine arşivdeki yayınlanmamış belgelere dayanarak naklediyordu. Kitabın Türkçe’ye tercümesi devam ediyor ve önümüzdeki aylarda bizde de yayınlanacak... Yıldız Kumarhanesi’nin macerasını anlatmadan önce, tarihçi arkadaşlara küçük bir hatırlatma yapayım: Başbakanlık’a bağlı Cumhuriyet Arşivleri’nde, Yıldız Sarayı’nın kumarhane haline getirilmesi ile ilgili bazı belgeler vardır...

BELEDİYE KİRAYA VERDİ

28 Haziran 1925 tarihli bir belge Yıldız Parkı’ndaki bazı binaların eğlence ve oyun salonu haline getirilmesi için İstanbul Belediyesi tarafından bir şirkete kiraya verildiğini, aynı senenin 13 Aralık’ının tarihini taşıyan belge kira sözleşmesinde yapılan değişikliklerin onaylandığını, 8 Ağustos 1926 tarihli bir diğer belge de saraydaki eşyaların kumarhaneye kiralandığını göstermektedir. Sarayın kumarhane haline getirilmesi de milletvekillerinin tepkisini çekmiş ve soru önergeleri verilmiştir...

Sultan Abdülhamid’in 33 sene boyunca hilâfet ve saltanat merkezi olarak kullandığı Yıldız Sarayı’nın 1920’lerde kumarhane haline getirilmesinin ayrıntılarını aşağıdaki kutuda okuyabilirsiniz...

Kapıda bir Türk subayı intihar edince kumarhaneyi kapattılar
KUMARHANELER, 20. yüzyılın ilk senelerinden itibaren dünya çapında örgütlenmiş çokuluslu şirketler haline gelmeye başladılar.

İşin öncülüğünü İtalyan mafyası yaptı. Ülkenin büyük bankaları ile malî kuruluşlarının yanısıra devleti de arkasına alan mafya, 1922’de başbakanlığı elde eden Faşist lider Benito Mussolini’nin desteğini sağladı ve sektör giderek daha da güçlendi. Sanremo’da kurulan ve faaliyetine hâlâ devam eden kumarhane, zincirin ilk ve en güçlü halkalarından biri idi.

MÜCEVHER VE KUMARHANE

İtalyan kumarhaneleri zamanla Türkiye’den, o günlerin genç Cumhuriyet’inden de çalışma müsaadesi almayı, hattâ 1926’da uzun seneler boyunca hilâfet ve saltanat merkezi olmuş olan Yıldız Sarayı’nı da kumarhane hâline getirmeyi başardılar.

Türkiye’nin Yıldız’ın kumarhane yapılması iznini hangi düşünce ile verdiğini, meselâ 1789’daki Fransız İhtilâli’nin ardından bazı saraylarla kiliselerin uygunsuz mekânlar haline getirilmesi gibi işlerden mi ilham alındığını bugün maalesef bilmiyoruz. Ama, Ankara’nın Fransız mücevher şirketi Rozanes’e 1927’de Topkapı Sarayı’nın hazinelerini satma teklifinde bulunması, eski rejimle tuhaf bir hesaplaşmaya girilmiş olduğunu gösteriyor.

Aşağıda, İtalyan kumarhanecilik tarihini yazan Riccardo Mandelli’nin kitabında Yıldız Sarayı’nın kumarhane haline getirilmesi ile ilgili bölüm, özet şeklinde yeralıyor:

“...Son padişahın Sanremo’da fırtınalı bir gecede ölümünden sonra alelâcele yapılan ve ölümün kalp krizinden kaynaklandığını ifade eden otopsi, işin içinde başka şeylerin, meselâ zehirlenmenin bulunup bulunmadığını kesin şekilde öğrenmeyi imkânsız hale getirmişti.

KUMARHANECİ BANKALAR

Osmanlı borçları üzerinde söz sahibi olan Commerciale Italiana Bankası’nın yanısıra işadamı Giuseppe Volpi ile Selanikli mason dostları artık daha rahat şekilde faaliyette bulunabilirlerdi. Entrikalar, İstanbul’da rulet masaları ile donanmış bir kumarhane açılması ile neticelendi.

Kumarhanenin kurucusu, Mario Serra adında bir İtalyan idi... Çok meşhur bir dalgıcın dört oğlunun en küçüğüydü ve o yıllarda yıldızı henüz parlamakta olan Benito Mussolini’ye oldukça yakın olan ailesi batık gemi çıkarma işinden büyük paralar kazanmıştı.

YILDIZ PARKI REZALETİ
Mario kumarhane işletmeciliğine 1914’te merak salmış ama dünya savaşının çıkması üzerine ara vermek zorunda kalmıştı. Daha fazla para kazanmak hırsı ile yine kumarhane sektörüne döndü, şirketler ve bankalar arasında finans zinciri kurarak yüklü bir sermayeye sahip oldu. Çanakkale Savaşı sırasında batırılan savaş gemilerini çıkartma bahanesi ile 1925’te Türkiye’ye gitti ama bu işten vazgeçerek İstanbul’da lüks bir kumarhane kurmanın yollarını aramaya başladı ve bir sene içerisinde gereken izinleri aldı! Yıldız Sarayı kumarhane olacak, işletmesini de Mario’nun şirketi yapacaktı...

Kumarhane, 1926’nın 26 Eylül’ünde açıldı. Mario Serra işi daha da büyütecek, Yıldız’da kumarhanenin yanısıra dans salonları, tenis kortları, binicilik alanları ve golf klübü açmaya heveslenecek, üstelik bu kadarla da kalmayacak, enkaz halindeki Çırağan Sarayı’nı da milletlerarası bir otele dönüştürecekti...

Yıldız’daki kumarhaneye Türkler’in girmesi yasaktı ama yasak sadece kâğıt üzerinde idi. İstanbul sosyetesi rulette her gece servetler kaybediyor, Balkanlar’dan lüks trenlerle getirilen müşteriler de Serra’nın gelirini kat kat arttırıyorlardı... Mario artık ayda bir milyon liret kazanıyor ve kazandığından fazlasını otel projesine yatırıyordu. Ama, 1927 Eylül’ünde kumarhanenin kapısında yaşanan bir hadise Mario’nun rüyalarının da, Yıldız Gazinosu’nun da sonunu getirdi. İçeriye girmesine izin verilmeyen kumar meraklısı bir subay reddedilmeyi şeref meselesi yaptı, silâhını şakağına dayayıp tetiği çekti ve oracıkta can verdi! Ankara, haberi alınca kumarhaneyi hemen kapattı! Mario bankalara sekiz milyon liret borçlanmıştı, sözleşmeye uymadığı iddiası ile Türkiye’yi dava etti ama davayı kaybetti ve tam o günlerde İtalya’da hakkında iki ayrı tutuklama kararı çıktı. İstanbul’u terketti, sahte kimlikle İtalya’ya girmeye çalışırken yakalandı ve tutuklanıp hapsedildi.

UÇAKLA KUMAR TURU
Bir zamanlar hilâfet merkezi olan Yıldız Sarayı’ndaki kumarhane kapanmış ama İstanbul’daki diğer kumarhaneler milletlerarası bir zincirin halkası haline getirilmişti... İşin ardında İtalyan bankaları ile büyük şirketler ve bizzat Mussolini vardı ve organizatörler zengin müşteri bulabilmek için bu defa hükümetin de desteği ile başka bir yol denediler: O senelerde yeni yeni yaygınlaşan yolcu uçakları ile İstanbul’a zengin kumarbazları para almadan taşımaya, yani kumar turları yapmaya başladılar... Brindizi’de ve Atina’da şanslarını deneyen kumarbazlar uçakla İstanbul’a getiriliyor, İstanbul’dan da Rodos’a götürülüyorlardı...”.

İstanbul’a 1920’li senelerde hâkim olan uluslararası kumar endüstrisinin ne zaman ve nasıl son bulduğu ise, hâlâ meçhul
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız